
Bitlis'te HPG'liler tarafından esir alınan 6 korucu, 13 gün sonra serbest bırakıldı. Köylerine ulaşan korucular, "Bir daha asla silah almayacağız" dedi.
Bitlis merkeze bağlı Çeltikli Köyü yakınlarındaki Hemkok mevkiinde 18 Mayıs'ta yol kontrolü yapan HPG'liler, 6 korucuyu esir almıştı. Aynı zamanda Çeltikli Köyü Muhtarı olan Arafat Melek ile İlyas Demir, Davut Melek, Fesih Bodur, Sıddık Bodur ve Burhan Çapar isimli korucular, önceki gün (30 Mayıs) serbest bırakıldı. Korucular, ailelerin başvuru yaptığı İHD Bitlis Temsilcisi Hasan Ceylan ve insan hakları aktivisti Vahit Fidan nezaretinde Çeltikli Jandarma Karakolu ve Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı'na verdikleri ifade ardından dün köylerine ulaştı.
Tüm korucular bıraksın
Serbest bırakılan korucular, tutuklu kaldıkları süre boyunca hiçbir kötü muamele ya da hakarete uğramadıklarını, aksine misafir gibi karşılandıklarını belirtti. Sağlık, yemek, giyim, barınma ve diğer ihtiyaçlarının karşılandığını belirten korucular, "köy koruculuğunu bir daha elimize silah almamak üzere bıraktık" dedi. Yaşanan savaşta sivillerin taraf olmaması gerektiğini belirten korucular, şu çağrıda bulundu: "Verilen 700 lira için hayatlarımız tehlikeye atılıyor. 3-4 bin lira maaş alanlar bizleri ön saflara sürerek hayatımızı feda etmemizi istiyorlar. Bizler koruculuk sisteminin kötü yanını 13 gün tutuklu kaldığımız süre içinde anladık ve köy koruculuğunu bir daha elimize silah almamak üzere bıraktık. Tüm koruculara, silahlarını bırakmaları yönünde çağrı yapıyoruz."
Diyalogla çözüm mümkün
Korucular, girişimlerinden ötürü İHD Bitlis Temsilciliğine de teşekkür etti. İHD Bitlis Temsilcisi Ceylan ise, savaşı ve şiddeti durdurmanın yolunun askeri operasyon ve ölümlerle değil, diyalog ile gerçekleşebileceğine vurgu yaptı. Ceylan, "Korucuların tutuklanmasının ardından diyalog ve karşılıklı iyi niyetli tavır takınılması bize şunu göstermiştir ki, sorunun çözümü sadece diyalog ile sağlanabilir. Savaşan taraflar arasındaki görüşmeler bittiği yerden tekrar devam etmelidir" dedi.
HPG: Suçsuz bulundular
HPG, korucuların "23 Mart'ta 15 kadın gerillanın hayatını kaybettiği çatışmaya katılmadıklarının anlaşılması" üzerine serbest bırakıldıklarını açıkladı. HPG açıklamasında, "Sorguları tamamlanan bu korucuların 23 Martta Bitlis'in Şêx Cuma alanında gelişen operasyona katıldıkları ancak bahsi geçen çatışma alanında bulunmadıkları anlaşılmıştır. Yine bu alanda korucu olan köylülerin toplu bir şekilde silahlarını bırakması ve artık bir daha elimize silah almayacağız yönündeki açıklamaları, bunun yanı sıra demokratik kuruluşların yaptığı çağrılarda olmuştur. Bu temelde tüm korucuları Bitlis Şêx Cuma'da silahları bırakan korucuların takındıkları olumlu tavır ve demokratik kuruluşların yaptığı çağrılar temelinde, yine belirtilen olayla birebir ilişkilerinin olmaması anlaşıldığından tutuklanan 6 korucu serbest bırakılmıştır" denildi.
Türk ordusunun koruculuğu geliştirme çabasına da dikkat çeken HPG, halkı koruculuk sistemine karşı tavır almaya, korucuları ise silahları bırakmaya çağırdı.
BİTLİS
Koruculuk baskısı Meclis'te
Türk ordusunun köylülere "korucu olun" baskısı ise Meclis'te taşındı. Çeltikli Köyü korucularının silah bırakması ardından Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığı'nın çevre köyleri koruculuğa zorladığı ortaya çıkmıştı. BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu, köylülere yapılan baskılara ilişkin Türk Başbakanı Recep T. Erdoğan'ın cevaplaması talebiyle soru önergesi verdi. Koruculuk sisteminin neden kaldırılmadığını soran Zenderlioğlu, şu sorulara yanıt istedi:
- Bitlis İl Jandarma Alay Komutanlığı'nın yaptığı baskıların sebepleri nelerdir?
- Köylüleri korucu yaparak istenilen amaçlar nelerdir?
- Köy korucularına ne kadar maaş verilmektedir?
- Çeltikli Köyü'nün çevresindeki kaç köy korucu olmaları yönünde baskı yapılmıştır?
- Koruculuk sistemi başladığından bu güne kadar baskı ve vaatlerle korucu yapılan köy ve kişi sayısı kaçtır?
- Koruculuk sisteminin kaldırılmamasının nedenleri nelerdir?
- Koruculuk sistemi gereklimidir? Koruculuk sisteminin kaldırılarak korucuların kamuda başka işlerde istihdam etmeyi düşünüyor musunuz?