Cumhurbaşkanı Adayı Demirtaş: Dışarıda OHAL ve AKP zulmü, içeride de tehdit ve yasaklar; devletin imkanlarını sınırsızca kullanan bir aday ile hücredeki bir aday, sanki adil bir seçimde yarışıyormuş gibi davranamayız.
HDP ile birlikte çok güçlü bir toplumsal beraberlik ve demokrasi ittifakı kurulabilirdi. Maalesef, muhalefet partileri büyük düşünmek ve cesur olmak yerine, sığ ve sağ düşünmeyi tercih ettiler.
Ben, partim HDP ve onun mücadele programı ile birlikte varım. İki sağ ittifak ve program karşısında HDP’nin programı ve beyannamesi yegane sol demokratik programdır. Diğer adaylardan ayıran, bu programatik farktır.
Yüzde 20’yi aşma potansiyelimiz var ama HDP baraj civarında görünüyor. Halkın güçlü desteğiyle HDP’nin barajı aşacağına ve Parlamento’ya gireceğine inanıyorum. Yurt dışındaki seçemlerin oy kullanmalarını rica ediyorum.
Ne rehavet ne de panik havasına gerek olduğunu belirten HDP adayı Selahattin Demirtaş, "İnansın herkes, bu defa olacak. Faşizmi sandığa gömeceğiz. Alternatif bir iktidar seçeneğini ortaya çıkaracağız" dedi.
Edirne Cezaevi’nde rehin tutulan HDP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Selahattin Demirtaş, avukatlar aracılığıyla BirGün’den Hüseyin Şimşek’in sorularını yanıtladı. Uzun söyleşinin bazı bölümlerini özetleyerek paylaşıyoruz:
Demokrasi skandalı görülmeli
Kampanyayı HDP Genel Merkezi planlayacak, gönüllüler yürütecek ve ben de öneri ve mesajlarımla, elimden geldiğince onlara destek olacağım. Dışarıda OHAL ve AKP zulmü, içeride de tehdit ve yasaklar varken adil ve eşit bir kampanya yapılıyormuş gibi davranamayız. Bu koşulları normalleştiremeyiz. Her an, her dakika bu adaletsizliği dile getiren ve teşhir eden bir kampanya yapmak zorundayız. Devletin imkanlarını sınırsızca kullanan bir aday ile hücredeki bir aday, sanki adil bir seçimde yarışıyormuş gibi davranamayız. Seçmenler bu demokrasi skandalını her an görmeli, mevcut iktidarın adalet ve eşitlik anlayışını idrak etmelidir.
Kriz ve patlama kapıda
Büyük bir ekonomik kriz kapıda bekliyor. Bölgesel gelişmeler, içerideki sosyal ve siyasal sorunlar ciddi bir patlama noktasına geldi. İktidarın çürümüşlüğü bir krizle dışa vurduğunda, artık seçimden değil istifadan söz edilir olacaktı. Durum o aşamaya gelmeden, baskın bir seçimle seçmenden yeni bir kredi alarak oluşturacakları bu ‘taze meşruiyet’ ile kriz dönemini istifasız atlatmak ve iktidarlarını kurtarmak istediler. Baskın seçimin amacı budur. Fakat seçimin AKP tarafından kazanılması, krizi ortadan kaldırmayacaktır. İstikrarsızlık yayan bir siyaset üretiyorlar sadece.
Sığ ve sağı tercih ettiler
HDP, devletin resmi ideolojisinin asli unsuru olarak kabul edilen ‘Türkçülük’ politikasının dışında bir partidir. Ağırlığı Kürtlerden oluşsa da çok kültürlülüğü, çok kimlikliliği, çok dilliliği esas alan bir toplumsal gerçekliğin partisidir. HDP’yi ‘terörle bağlantısı var’ safsatasını öne sürerek karalamaya ve yıpratmaya çalışan söyleme teslim olunması, 'muhalefet' açısından vahim bir hata olmuştur. Biz ittifakı, barajı geçmek için istemedik. Yüz yıllık korkuların, tabuların, hataların yıkılması için istedik en çok. HDP ile birlikte çok güçlü bir toplumsal beraberlik ve demokrasi ittifakı kurulabilirdi. Maalesef, muhalefet partileri büyük düşünmek ve cesur olmak yerine, sığ ve sağ düşünmeyi tercih ettiler.
Ben, partim ve programıyla varım
Ben, partim HDP ve onun mücadele programı ile birlikte varım. İki sağ ittifak ve program karşısında HDP’nin programı ve beyannamesi yegane sol demokratik programdır. Tereddütsüz bir şekilde emekten, emekçiden, ezilenden, kadından, doğadan, ötekilerden yana olan HDP’dir. Neoliberal sağ politikalara karşı, sol politik önermelerle seçime giren tek program bizim programımız olacaktır. Beni diğer adaylardan ayıran şey de bu programatik farktır.
Yüzde 20’yi aşma potansiyeli var
HDP ve benim yüzde 20’yi aşma potansiyelimiz var. Ama bu potansiyelimizin henüz oya dönüştüğünü de söyleyemem. HDP baraj civarında görünüyor. Halkın güçlü desteğiyle HDP’nin barajı aşacağına ve Parlamento’ya gireceğine inanıyorum. Aksi bir durum, AKP’nin 70-80 sandalyeyi gasp etmesi anlamına gelir, ki bu sadece HDP’nin sorunu olmaz artık. Türkiye muhalefetinin, demokrasi mücadelesinin sorunu, hatta ayıbı olarak tarihe geçer. Biz böyle bir durumla karşılaşmamak için elimizden gelen bütün gayreti göstereceğiz.
Yurt dışındakiler mutlaka oy kullansın
'Yurt dışında yaşayan seçmenler mutlaka oy kullanmaya gitsinler ve 24 Haziran’ı demokrasinin zaferine dönüştürmek için şimdiden ev ev gönüllü bir propaganda çalışması yürütsünler’ şeklinde ricalarım olacak. Ne rehavet ne de panik havasına gerek var. İnansın herkes, bu defa olacak. Faşizmi sandığa gömeceğiz. Alternatif bir iktidar seçeneğini ortaya çıkaracağız.
Temelli: Artık değişim zamanı
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, 25 Haziran sabahı umutlu bir güne uyanacaklarını belirterek, “Artık değişim zamanıdır” dedi.
Temelli, seçim çalışmaları kapsamında İzmir'de partisinin il binasında basın mensuplarıyla bir araya geldi. Çok sayıda basın mensubunun katıldığı toplantıda 24 Haziran baskın seçimlerine dair değerlendirmelerde bulunan Temelli, soruları yanıtladı. HDP’nin Meclis’te yeniden yer almasının, demokrasi ve özgürlük mücadelesi açısından önemli olduğunun altını çizen Temelli, "Baraj sadece HDP’ye değildir. Türkiye demokrasisinedir. HDP 7 Haziran’da ve 1 Kasım’da bunu başardı. Şimdi 24 Haziran’da bunu başaracaktır. Tüm halklarımız ile birlikte demokrasi önündeki bu barajı yıkacağız. Hep birlikte 25 Haziran sabahı umutlu bir güne uyanacağız” dedi.
"Artık değişim zamanıdır. Hep birlikte değiştirebiliriz" diyen Temelli, şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanı sistemine karşı güçlü itirazlar var. Bizim de iddiamız bunu değiştirmeye yönelik. Yeni bir toplum sözleşmesine ihtiyaç var.”
HDP’ye baraj yüzde 10 değil
Temelli, HDP’nin baraj riski olup olmadığı yönündeki soruya, HDP’nin sadece baraj ile uğraşmadığı yanıtını vererek, HDP’nin barajının yüzde 10 olmadığını kaydetti. Temelli, “HDP’nin yüzde 10 üzerine çıkarma çabaları var. Bu riskler konusunda kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. HDP’ye karşı karalama kampanyaları var. Bütün bunları düşündüğümüzde sadece seçim kanununda yer alan bir yüzde 10 barajı değil, bunun çok daha ötesinde HDP’ye karşı kuşatma ve bir baraj örgüsü var. Bu yüzden çağırımız bütün Türkiye toplumuna ve halklarınadır. Gelin bu kuşatmayı elbirliği ile kıralım, ortadan kaldıralım” dedi.
Savaş ekonomik riski derinleştirdi
Seçimlere ekonomik krizin kendisini hissettirdiği bir ortamda gidildiği yönündeki bir soru üzerine Temelli, şunları söyledi: “Ekonomik krizin aşılabilmesinin yolu aslında yine demokrasi programıdır. İktisadi alanda bu sıkışmanın, bu derin krizin en büyük müsebbibi, bu siyasi iktidardır. Savaş politikaları aslında iktisadi riskleri de derinleştirmiş, halkın üzerine çok büyük külfetler ve maliyetler yıkmıştır. Aşmanın yolu bu politik riskten kurtulmaktır. Erdoğan iktidarından kurtulmaktır. Erdoğan kendini var etmek için aslında bir yolsuzluk ekonomisi örgüsü yaratmış ve ülkenin kaynaklarını çarçur etmiştir. Türkiye bir çöküş yaşıyor. Gerçek anlamda Türkiye’nin hem iktisadi sorunlarını hem demokrasi sorununu çözebilecek bütünlüklü bir çalışmamız var. Ekonominin demokratikleşme programını ekonominin de kaynakların da tabana yayılması ve birlikte karar mekanizmaları üretilmesi yönünde önemli çalışmalarımız var.”
Bu ayıp Türkiye’ye yeter
HDP Eşbaşkanı Sezai Temelli, mevcut koşullarda adil şartlarda seçime gidilmediğini; Demirtaş'ın cezaevinde olmasının Türkiye'nin en büyük ayıplarından biri olduğunu söyledi.
Demirtaş'ın tutsak olmasının hiçbir haklı gerekçesi olmadığını; neden 18 aydır cezaevinde olduğuna dair kimsenin bir yanıt üretmediğini kaydeden Temelli, şunları ifade etti: "Cumhurbaşkanlığı seçimleri başladı ve bütün adaylar meydanlarda propagandalarını yapmaya başladı. Adaylar serbestçe dolaşıyorlar fakat Sayın Demirtaş, içerden yazabildiği mektuplarıyla gardiyanların çektiği fotoğraflarla ancak kampanyayı yürütebiliyor. Bu ayıp Türkiye'ye yeter de artar bile. Bir an önce serbest bırakılması gerekiyor. Hemen ilk fırsatta bunun gerçekleşmesi gerekiyor. Biz hukuki anlamda da başvurularımızı yapıyoruz, daha önce yaptığımız gibi. Bunu ilk defa yapmıyoruz, bir kez daha yapacağız. Hem tutuklu olduğu mahkemeye hem Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine hem de YSK'ye başvurularımızı Pazartesi'den itibaren bir kez daha yapacağız. Türkiye'ye uygulanan OHAL'in ötesinde bir özel OHAL ile karşı karşıyayız."
Amed’de rekor başvuru
HDP’ye Amed’de 7 Haziran 2015 seçimlerinde 141 kişi aday adaylığı başvurusunda bulunurken baskıların yoğunca yaşandığı OHAL döneminde gidilecek olan 24 Haziran seçimleri için bu rakam 234’te çıktı.
HDP milletvekili adayı olmak için yapılan başvurular sona erdi. Özellikle Amed’de yoğun başvuru oldu. HDP’nin seçim barajını yıktığı 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde Amed’de 141 kişi başvuru yaparken, bu sayı 24 Haziran seçimleri için 234 kişiyi buldu. Aday adaylarının 68'i kadın.
HDP İl Eşbaşkanı Mehmet Şerif Camcı, başvuruların kendilerini oldukça motive ettiğini söyledi. Camcı, "Partimiz, halkın taleplerini gerçekleştireceği inancı bir kez daha yapılan başvurular ile pekiştirilmiş oldu" dedi.
Türkiye İşçi Partisi: Oy tercihimiz HDP
Türkiye İşçi Partisi, 24 Haziran seçimlerinde destekleyeceği parti ve cumhurbaşkanı adayını açıkladı. 
Türkiye İşçi Partisi, 24 Haziran baskın seçimiyle ilgili açıklama yaptı. "Saray'a tamam, mücadeleye devam!" denilen açıklamada, "tek adam diktatörlüğüne karşı barış ve kardeşlik mücadelesinin parçası olmuş ve milyonlarca yurttaşın oyuyla Meclis’e gönderilmiş olan Selahattin Demirtaş da Saray faşizminin doğrudan talimatı ve hukuksuz operasyonu ile tutuklanmış, siyaset yapma hakkı elinden alınmaya çalışılmıştır. Bu açıdan, 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminde oy tercihimiz Selahattin Demirtaş’tan yana olacaktır" ifadeleri kullanıldı.
TİP Kurucu Meclisi'nin "'Millet İttifakı' adıyla oluşturulan ittifaktan HDP’nin dışlanması da iktidarın elini güçlendirmektedir" dediği açıklamada, "halklarımızın birlik ve kardeşlik içinde yaşamasını savunmak, faşizmin kurumsallaşmasına karşı en güçlü direniş cephelerinden biridir. Aynı zamanda HDP’nin barajı aşması halinde AKP-MHP ittifakının Meclis’te azınlık durumuna düşmesi güçlü bir olasılıktır. Bu açıdan, 24 Haziran’daki milletvekilliği seçiminde oy tercihimiz HDP’den yana olacaktır" denildi.
TÖP Sözcüsü Koca: Demirtaş’ı destekliyoruz
Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) Sözcüsü Perihan Koca, 24 Haziran’da HDP’yi ve cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı destekleyeceklerini açıkladı.
Belirleyici asıl gücün HDP olduğunu hatırlatan Koca, “Eğer HDP barajın altında kalırsa bu sadece HDP’nin ve HDP’ye oy verenlerin sorunu olmayacaktır. CHP başta olmak üzere ‘Millet ittifakı’nın da en önemli sorun yumağıdır” dedi. Koca, şunları söyledi: “Özellikle sol sosyalist kurumlar başta olmak üzere kampanyamızın ana gündemlerinden biri Demirtaş’ın serbest bırakılması, ikincisi HDP’nin baraj sorununu aşması meselesi olmalı. Özellikle Demirtaş kampanyasın yapmayacak kesimlerle beraber büyük bir ortaklaşma sağlayarak HDP’nin baraj sorununu sıfırlayabileceğimiz ve Demirtaş’ın güvenli ve olması gerektiği gibi adil, eşit bir biçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimine girebileceği ve kampanya yürütebileceği bir odak noktası sağlayabiliriz.”
Birleşik Devrimci Parti: HDP çatısı altındayız
Birleşik Devrimci Parti (DP) Merkez Yürütme Kurulu yaptığı yazılı açıklamada, 24 Haziran seçimlerine HDP çatısı altında gireceklerini duyurdu.
AKP-Saray faşizmi karşısında ezilenlerin, işçi sınıfının ve Kürt halkının yanındaki tek sol seçenek olan HDP çatısında seçime gireceği belirtilen açıklamada, "Saray faşizmini durdurmak isteyen herkesi HDP'ye ve halkların cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş'a oy ve destek vermeye çağırıyoruz" denildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: "Faşizme karşı mücadeleyi tamamına erdirmek adına, halk kitlelerini ve tüm muhalif kesimleri Sarayın tüm provokasyonlarına karşı uyanık olmaya, kendi kaderine sahip çıkmaya, bunun için yan yana durmaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Seçimin sonucunu sandık değil; kaderine sahip çıkan halkların mücadelesi belirleyecektir."
Ekolojistler: HDP’ye güveniyoruz
AKP’nin 16 yıllık iktidarında doğa tahribatı yarattığına dikkat çeken ekolojistler, 24 Haziran seçimlerinde HDP’yi destekleyeceklerini açıkladı.
Ekoloji mücadelesine gönül vermiş isimlerden Erol Çırak, AKP hükümetinin bugüne kadar uyguladığı politikalar ile doğayı tamamen talan etiğini, akarsuların enerji ya da yatırım adı altında borulara hapsedildiğini hatırlattı. Çırak, termik santrallerin, Hidroelektrik Santrali (HES), Rüzgar Enerji Santrali (RES) ve Jeotermal Enerji Santrallerinin (JES) yarattığı tahribatlara dikkat çekerek, Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporları ile doğa talanının önünün açıldığını, orman yangınlarına göz yumulduğunu söyledi. AKP’nin 16 yıldır 7 defa zeytinlik alanları imar ve sanayiye açmaya çalıştığını ve başaramadığını vurgulayan Çırak, AKP-MHP ittifakının iktidarının sürmesi durumunda zeytinlik alanların tamamen yok edilmesi için uğraşılacağını kaydetti. Tarih ve kültürel alanların barajlara feda edildiğini anımsatan Çırak, “AKP hükümeti ülkenin havası ve suyunu kirleten bir iktidardır. Bu nedenle atık bu seçimler ekolojistler açısından bu tür politikalara son vermek açısından çok önemli bir fırsattır. Çünkü bu strateji devam ettiği sürece ve AKP iktidarda olduğu sürece yaşayacak alanımız, nefes alacak havamız, temiz toprağımız ve içilecek suyumuz olmayacaktır. Dolayısı ile bu seçimlerin ekolojiden yana siyaset üreten partiyi HDP’yi destekleyeceğiz” diye konuştu.
Ekolojist Ertuğrul Barka ise ekolojik mücadelenin kesinlikle politik bir iktidar mücadelesi olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Ekolojistler HDP ile ittifak oluşturmuştur. Biz bu anlamda HDP’ye güveniyoruz. Onun tüm ülkede ekolojik değerleri olduğu kadar, kültürel ve toplumsal değerleri savunacağına inanıyoruz. Bu desteğimiz gerek cumhurbaşkanlığı gerekse milletvekili seçiminde bir bütün halindedir. Herkesin de barıştan emekten insan hak ve özgürlüklerinden kadın haklarından yana saf tutarak HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ı ve milletvekili adaylarını desteklemesini istiyoruz.”
Prof. Leyla Işıl Ünal: HDP Meclis’te olmalı
HDP’nin mutlaka Meclis’te olmasını gerektiğini belirten Prof. Dr. Leyla Işıl Ünal, partinin içindeki kültürel ve inançsal zenginliğe dikkat çekerek, “HDP lehine çok ciddi olumlu bir hava var” dedi. 
Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi öğretim üyeliğinden 679’uncu Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen Prof. Dr. Leyla Işıl Ünal, AKP’nin 16 yıllık eğitim politikasını ve 24 Haziran seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye’deki muhafazakarlaşmanın 90’lı yıllardan itibaren dünyadaki neo-liberal politikaların etkisi ile arttığını, 16 yıllık AKP iktidarında ise hız kazandığına dikkat çeken Prof. Dr. Ünal, eğitim sistemine ilişkin din kültürü ve ahlak dersi örneğini verdi. Ünal, bu ders kapsamında anlatılanın Sünni İslam’ın perspektifi olduğuna dile getirerek, “Bu ders okulda bulunan diğer inanç grupları için bir simgesel şiddet, çünkü İslam inancının baskın olduğu, onun ritüellerinin öne çıkarıldığı, sadece din kültürü dersinde değil, diğer kültürel faaliyetlerde de artık iyiden iyiye bu kültürün baskın kılındığı bir ortam. Bu kadınlar açısından da kabul edilemez bir şey” diye konuştu.
İmam hatip liselerinin yaygınlaştırılmasına ilişkin de konuşan Ünal “İmam hatip okullarının liseler düzeyinde arttırılması dini bir baskı olarak karşımıza çıkıyor. Bana sorarsanız imam hatip liselerinin olmaması gerekir. Çünkü o zaman başka dinlerin de liselerinin olması gerekir” dedi.
4+4+4 eğitim sisteminde ortaya çıkan olumsuzluklar üzerinden eleştirisini sürdüren Ünal, şöyle devam etti: “Burada daha çok kız çocukları üzerine işlenen politikalar bulunuyor. 16 yılda kadınlar aleyhine sürdürülen politikalar çok bariz. Aynı şekilde kız öğrenciler üzerine de. Bu düzenleme doğrudan doğruya kız çocuklarının okullaşma oranını etkiliyor ya da erken yaşlarda okulu bırakmasına neden oluyor ve hiçbir kayıt da yok. Bunu izleyip e çocuğu tekrar okula aldıramıyorsunuz.”
24 Haziran seçimlerinin kendi kaderleri ile örtüştüğünü dile getiren Ünal, seçim sürecinde HDP’nin kazanması gerektiğini vurguladı. Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ben şahsen HDP’yi destekliyorum. Bizim içimizden aday olanlar da var. Daha aktif olarak bu süreçte rol oynama gibi eğilim çok güçlü. HDP lehine çok ciddi olumlu bir hava var. Çünkü kültürel farklılıklar, inanç farklılıkları dediğimiz zaman, kadınlar üzerindeki baskı değindiğimiz zaman bunların karşısında duran bir tane parti var. Mesela CHP kadınlar konusunda çok net bir tavrı yok. Yine feminist bir perspektife sahip olan sadece HDP var.”
