
Devlet baskısından dolayı 23 yıl önce Şirnex’ın Dêrgûl (Kumçatı) Köyü’nden göç eden kadınlardan Hure Yılmaz, çadır yaşamının zorluklarını anlattı. Devletin köylerini yakıp yıktıktan sonra buralara yerleşmek zorunda kaldıklarını anlatan Yılmaz, kadınların zor olan yaşamlarının çadırda iki kat daha fazlalaştığını dile getirdi. Burada hiçbir varlıklarının olmadığını belirten Yılmaz, “Erkeklerle beraber tarla ve bahçelerde çalışmaya gidiyoruz. Erkekler eve dönünce işleri bitiyor, ancak biz kadınlar eve döndüğümüzde de evin tüm işlerini yapıyoruz. Bu zorluğun üzerine çadırda su olmadığı için su taşıyoruz, yemeği ateşte yapmak için çalı çırpı topluyoruz, gecenin geç saatlerine kadar çamaşır yıkıyoruz. Sabahın erken saatlerinde de tekrar işe gidiyoruz” şeklinde konuştu.
Artık köylerine dönmek istediklerini belirten Yılmaz; “Barış istiyoruz, tüm zindanların boşaltılmasını ve Önderimiz Başkan Apo’nun özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz. O özgürlüğüne kavuştuğunda biz de daha mutlu, huzurlu ve özgür olacağız. O zaman bize nereye gidin derlerse gideriz” dedi.
Yazı da çile kışı da
5 yıl önce akraba evliliği yaparak Şirnex’ten Adana’ya gelen ve çadırda yaşamaya başlayan Saliha Çakar ise, kendisine ‘Kürdistan’ ismiyle hitap etmemizi istedi. Ailesi Saliha doğduğunda bu ismi vermek istemiş ancak nüfus dairesi kabul etmemiş. İki çocuk annesi olan Kürdistan, beş yıldır çadırlarda kaldıklarını fakat kendilerine hiçbir yardımın yapılmadığını dile getirdi. Yaz kış birçok sıkıntı yaşadıklarını ifade eden Kürdistan, “Kışın her tarafımız çamur içinde kalıyor. Yanıbaşımızda dere var. Kışın dere taşıyor. Çoluk çocuğumuzu su götürür diye çok korkuyoruz. Yazları ise resmen sıcaktan kavruluyoruz” dedi.
Çocuklar ev nedir bilmiyor
Çocuklarının çadırda büyüdükleri için çadırları ev olarak bildiğini dile getiren Kürdistan, köylerine dönmek ve herkes gibi çocuklarını evlerde büyütmek istediğini söyledi. Kürdistan, “Çocuklarımızın, diğer çocuklar gibi yaşamasını istiyoruz. Çocuklarım evin nasıl olduğunu bilmiyor, anlamıyor. Biz de topraklarımıza gitmek, diğer insanlar gibi yaşamak istiyoruz. Şu an baskı altındayız ve bu yaşamı yaşamaya mecburuz” diye konuştu.
Bir gün çalışmamak o gün aç kalmak demek
Meryem Kayık ise, Riha’nın (Urfa) Siwêreg (Siverek) İlçesi’ne bağlı Buxdikan (Aşlıca) Köyü’nden ekonomik nedenlerden dolayı yıllar önce göç ederek Adana’ya geldi ve maddi koşulların yetersizliği nedeniyle çadırda yaşamaya başladı. Geçimlerini sera, bahçe ve tarlalarda çalışarak sağladıklarını kaydeden Kayık,”Biz bu işlere gitmesek, ne su gelir ne de elektrik. Tankerden su alıyoruz ve bu su kuyu suyu. Burada kadınlar da erkekler de aynı işi yapıyor” dedi. Çalışma koşullarının çok zor olmasına rağmen düşük ücret aldıklarını belirten Kayık, “Çadırda yaşamamıza rağmen biz de herkes gibi elektrik ve su faturası ödüyoruz. Zaten sayımız fazla. Kazandığımız parayla karın tokluğuna yaşıyoruz. Bir gün çalışmadığımızda o gün aç kalıyoruz” dedi.
Çadırda yaşayan diğer aileler de, Hure, Kürdistan ve Meryem gibi, kendilerine yardım eli uzatılmasını bekliyor.
TEKOŞİN TEKİN/ÖZLEM AKIN/JINHA/ADANA