Erdoğan önceki geceki ‘buruk’ balkon konuşmasında bir sürü yalan-yanlışın yanı sıra çok doğru bir şey de söyledi: “İçinde milletin olmadığı bir siyasetin sonu nereye çıkar? Faşizme çıkar, diktatörlüğe çıkar, zulme çıkar.” Şimdi kendi ifade ettiği gerçeğin sonuçlarıyla karşı karşıya. AKP bu seçimde resmi rakamlara göre değerlendirecek olursak geçen yılki genel seçimlere göre yaklaşık 1 milyon oy kaybetti. TC tarihinin en hileli, en baskıcı, en faşist seçim olmasına rağmen. AKP, eldeki bütün araçları kendi lehinde mobilize etmesine rağmen. Erdoğan, en son günde 6 yerde miting konuşması yapmasına rağmen. Kaybetti AKP. Oy sayısına göre birinci parti olması, sayı olarak en çok belediyeye sahip olması bu durumu değiştirmiyor. ‘Erdoğan masalı’nın başladığı İstanbul’u, Ankara’yı, Artvin’i, Antalya’yı, Kırşehir’i, Ardahan’ı kaybetti. HDP, bu gibi illerde aday göstermeyeceğini açıkladığında gösterilen tepki, dün gece takdire dönüştü.

HDP seçim stratejisinin doğruluğu herkes tarafından kabul edildi. Ki HDP, bu seçimin belirleyeni oldu. Zaten Erdoğan faşizminin seçim öncesi süreçte elindeki bütün imkanlarla HDP’ye saldırmasının temel sebebi de buydu.

HDP’nin Batı illerde ‘kingmaker’, yani kral atayıcı olarak bu seçimlere katılması sonucu faşist iktidar ağır bir darbe aldı. AKP, yerel seçimlerin domino etkisi özelliğinin gayet farkında ki Erdoğan silik balkon konuşmasında neredeyse oh çekerek “4,5 yıl seçim yok” dedi. Faşist diktatörler elbetteki seçimle gitmez. Ancak kazanmak için hiçbir alçaklıktan geri durmayan faşist iktidar buna rağmen seçimde ağır darbe alırsa bilin ki onlar açısından durum çok ciddidir. Erdoğan boşuna bu seçimi bir beka seçimi olarak adlandırmamıştı. O nedenle eminim ki seçim sonuçlarını izlerken bir sonraki seçimin – planlamaya göre – ta 4 yıl sonra olması onu epey bir rahatlatmıştır. Çünkü çok iyi biliyor ki yakın zamanda seçim olsa oyları daha da düşecektir. Bu süreyi kısaltan gelişmelerin yaşanmayacağı ise ne malum...

Fakat önümüzdeki süreçte seçim olsun olmasın önemli olan, sandıklara yansıyan başarının faşizme karşı demokrasi ve özgürlük mücadelesine de yansıyabilmesi, ona güç katmasıdır. Ki AKP-MHP faşist bloka oy vermeyen insanlar, net bir şekilde değişimden yana irade beyanında bulundular. Özellikle de örgütlü ve bilinçli HDP seçmeninin sayesinde birçok ili AKP’den almayı başaran CHP’nin bu gerçeğe nasıl yaklaşacağı önem arz ediyor. Faşizme karşı mücadelenin içinde yerini alacak mı yoksa yedek siyasetini sürdürecek mi? Bu yerel seçimlerden sonra sorulması gereken bir soru da budur.

Bundan sonraki süreçte Kürdistan’da seçilmiş belediye başkanları görev başında kalır mı yoksa Erdoğan tehdit ettiği gibi yerlerine kayyumlar mı atanır; doğrusu bunun siyaseten artık çok da önemi yok. Çünkü Kürt halkı özellikle de Sur, Cizre, Nusaybin, Gever gibi – öz yönetim direnişinin yürütüldüğü - yerlerde AKP’nin kayyum politikasının iflasını getirdi. Bu seçimlerin iyi okunması gereken bir mesajı da bence budur.