CAFER TAR
Türkiye'de sol çevrelerde aslında hayat tarafından hiç doğrulanmamış ama sanki aksi binlerce kez test edilmiş ve her defasında kanıtlanmışçasına inanılan bir tabu var; "Ekonomik Kriz İktidarı Götürür!”
Bu gerçekten böyle mi acaba? Eğer bu önerme doğru olsaydı işler gerçekten çok kolay olurdu, hiç bir sosyalistin ayrıca bir şey yapmasına gerek kalmazdı. Nasılsa Kapitalizmin devrevi krizleri var ve her durumda sistem hem yerel hem de küresel anlamda bir süre sonra mutlaka krize girecek!
Hayata böyle bir yerden bakmak neye yarar bilmiyorum; böyle düşünmek belki insanları rahatlatıyordur, bunu bir tür ilahi adalet gibi görüp tıpkı başka dinlere inanan insanlar gibi bir tür manevi tatmin yaşıyorlardır.
Fakat hiç kuşkunuz olmasın, böyle düşünmeleri verili düzenin sahiplerini kesinlikle rahatsız etmiyordur; bunun sebebi de çok belli, "hayata buradan bakan, kendi iradesini küçümseyen insanlar bu sistemi değiştiremezler, bu yaklaşımlar verili iktidarları ve sistemi daha da güçlendirir.
Bir ülkede "Oturmuş, işleyen bir burjuva demokrasisi vardır, insanlar nispeten doğru bilgi alıyor ve kendilerini yine nispeten özgür ifade edebiliyorlardır; belki bu koşullarda sistem değil ama sistemin bir partisi ekonomik bir kriz sonucunda iktidarını kaybeder, bir başkası iktidar olur!”
Ama bu koşullar yoksa; serbest seçimler yapılamıyor, her defasında onca çabaya rağmen seçim hilelerinin önüne geçilemiyorsa, "Yüksek Seçim Kurulu” açıktan iktidardan yana taraf olmuşsa, bütün basın her gün kamuoyunu "İç ve Dış düşmanlar” "Üst Akıl" diye manipüle ediyorsa, daha da önemlisi toplum "İnananlar ve İnanmayanlar” diye ortadan ikiye ayrılmışsa böyle bir ülkede ekonomik kriz iktidarı götürmez.
Üstüne üstlük; Dincilik/Türkçülükle ele ele vermiş bütün toplumu baskı altına almaya çalıyor ve toplumun geri kalanı var olma endişesiyle bu çevrelerin peşinden gidiyorsa; akıl devre dışı kalmış, insanlar sadece korkuları ve öfkeleriyle hareket ediyorlarsa; bu koşullarda kriz iktidarı alaşağı etmez, sadece tıpkı 30'lu yılların Almanyası ve İtalyası gibi "SA'ları ve Kara Gömleklileri sokaklara indirir!”
Türkiye'de de bunun örnekleri çoktan yaşanmaya başlandı; iktidar Büyük Birlik Partisi "BBP" ve onun geçlik örgütü "Alperen'leri, "MHP'yi ve dolayısıyla Ülkücüleri” çoktan yeni döneme göre yeniden dizayn etmeye başladı bile.
Bu yapılar bir süre sonra ne MHP'nin ne de BBP'nin kontrolünde olmayacaklar; bu yapıların inisiyatifi daha doğrudan devletin ve dolayısıyla AKP'nin eline geçecek. Bu yapıların hepsi; rantla, devlet tarafından donatılan ayrıcalıklarla iktidarın denetimine girecek.
Bunlara AKP'nin yıllardır hazırlığını yaptığı; "Osmanlı Ocaklarını” da eklerseniz; gerçek fotoğraf daha da netleşir. Şimdi bir kez daha başladığımız yere dönelim; "Sizce gerçekten kriz daha da derinleşir ve işler tamamen kontrolden çıkarsa; bir sonraki seçimlerde muhalefet iktidar mı olur; yoksa bütün bu adını saydığımız devletin paramiliter güçleri sokaklarda; Kürt, Alevi ve solcu avına mı çıkarlar?”
Benim tarih okumalarım bana ikinci şıkkın daha gerçeğe yakın olduğunu söylüyor. Hiç ham hayallere kapılmaya gerek yok! En doğru tavır gerçekçi olup; ikinci seçeneğe göre her şeyimizi yeniden dizayn etmek olmalı. Hem ekonomik hem de siyasal olarak hiç vakit kaybetmeden öz savunmayı güçlendirici tedbirler almalıyız. Aksi halde hiç ummadığımız kadar kötü şeyler yaşayabiliriz.
Türkiye'de Kürt Özgürlük Hareketi dışında güçlü bir muhalefet yok; eğer bunun aksi olsaydı o zaman işler çok farklı olabilirdi. Buradan sadece hükümetin değil, bütün sistemin dönüştürülmesi, demokratikleştirilmesi çıkabilirdi; ancak mevcut koşullarda "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!”
Muhtemelen Türkiye bir zamanların Almanyası, İtalyası gibi içe doğru çürüyerek çökecek ve yeni bir başlangıç bu yıkımdan sonra gelecek. Bununla başka bir kaderciliği değil; oldukça zor geçeceği şimdiden belli olan yeni döneme doğru hazırlanmayı öneriyorum.
Bizim de günümüz gelecek; bıkmadan usanmadan o güne hazırlanmalıyız! Kriz faşizmi derinleştirecek!
CAFER TAR
Türkiye'de sol çevrelerde aslında hayat tarafından hiç doğrulanmamış ama sanki aksi binlerce kez test edilmiş ve her defasında kanıtlanmışçasına inanılan bir tabu var; "Ekonomik Kriz İktidarı Götürür!”
Bu gerçekten böyle mi acaba? Eğer bu önerme doğru olsaydı işler gerçekten çok kolay olurdu, hiç bir sosyalistin ayrıca bir şey yapmasına gerek kalmazdı. Nasılsa Kapitalizmin devrevi krizleri var ve her durumda sistem hem yerel hem de küresel anlamda bir süre sonra mutlaka krize girecek!
Hayata böyle bir yerden bakmak neye yarar bilmiyorum; böyle düşünmek belki insanları rahatlatıyordur, bunu bir tür ilahi adalet gibi görüp tıpkı başka dinlere inanan insanlar gibi bir tür manevi tatmin yaşıyorlardır.
Fakat hiç kuşkunuz olmasın, böyle düşünmeleri verili düzenin sahiplerini kesinlikle rahatsız etmiyordur; bunun sebebi de çok belli, "hayata buradan bakan, kendi iradesini küçümseyen insanlar bu sistemi değiştiremezler, bu yaklaşımlar verili iktidarları ve sistemi daha da güçlendirir.
Bir ülkede "Oturmuş, işleyen bir burjuva demokrasisi vardır, insanlar nispeten doğru bilgi alıyor ve kendilerini yine nispeten özgür ifade edebiliyorlardır; belki bu koşullarda sistem değil ama sistemin bir partisi ekonomik bir kriz sonucunda iktidarını kaybeder, bir başkası iktidar olur!”
Ama bu koşullar yoksa; serbest seçimler yapılamıyor, her defasında onca çabaya rağmen seçim hilelerinin önüne geçilemiyorsa, "Yüksek Seçim Kurulu” açıktan iktidardan yana taraf olmuşsa, bütün basın her gün kamuoyunu "İç ve Dış düşmanlar” "Üst Akıl" diye manipüle ediyorsa, daha da önemlisi toplum "İnananlar ve İnanmayanlar” diye ortadan ikiye ayrılmışsa böyle bir ülkede ekonomik kriz iktidarı götürmez.
Üstüne üstlük; Dincilik/Türkçülükle ele ele vermiş bütün toplumu baskı altına almaya çalıyor ve toplumun geri kalanı var olma endişesiyle bu çevrelerin peşinden gidiyorsa; akıl devre dışı kalmış, insanlar sadece korkuları ve öfkeleriyle hareket ediyorlarsa; bu koşullarda kriz iktidarı alaşağı etmez, sadece tıpkı 30'lu yılların Almanyası ve İtalyası gibi "SA'ları ve Kara Gömleklileri sokaklara indirir!”
Türkiye'de de bunun örnekleri çoktan yaşanmaya başlandı; iktidar Büyük Birlik Partisi "BBP" ve onun geçlik örgütü "Alperen'leri, "MHP'yi ve dolayısıyla Ülkücüleri” çoktan yeni döneme göre yeniden dizayn etmeye başladı bile.
Bu yapılar bir süre sonra ne MHP'nin ne de BBP'nin kontrolünde olmayacaklar; bu yapıların inisiyatifi daha doğrudan devletin ve dolayısıyla AKP'nin eline geçecek. Bu yapıların hepsi; rantla, devlet tarafından donatılan ayrıcalıklarla iktidarın denetimine girecek.
Bunlara AKP'nin yıllardır hazırlığını yaptığı; "Osmanlı Ocaklarını” da eklerseniz; gerçek fotoğraf daha da netleşir. Şimdi bir kez daha başladığımız yere dönelim; "Sizce gerçekten kriz daha da derinleşir ve işler tamamen kontrolden çıkarsa; bir sonraki seçimlerde muhalefet iktidar mı olur; yoksa bütün bu adını saydığımız devletin paramiliter güçleri sokaklarda; Kürt, Alevi ve solcu avına mı çıkarlar?”
Benim tarih okumalarım bana ikinci şıkkın daha gerçeğe yakın olduğunu söylüyor. Hiç ham hayallere kapılmaya gerek yok! En doğru tavır gerçekçi olup; ikinci seçeneğe göre her şeyimizi yeniden dizayn etmek olmalı. Hem ekonomik hem de siyasal olarak hiç vakit kaybetmeden öz savunmayı güçlendirici tedbirler almalıyız. Aksi halde hiç ummadığımız kadar kötü şeyler yaşayabiliriz.
Türkiye'de Kürt Özgürlük Hareketi dışında güçlü bir muhalefet yok; eğer bunun aksi olsaydı o zaman işler çok farklı olabilirdi. Buradan sadece hükümetin değil, bütün sistemin dönüştürülmesi, demokratikleştirilmesi çıkabilirdi; ancak mevcut koşullarda "Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok!”
Muhtemelen Türkiye bir zamanların Almanyası, İtalyası gibi içe doğru çürüyerek çökecek ve yeni bir başlangıç bu yıkımdan sonra gelecek. Bununla başka bir kaderciliği değil; oldukça zor geçeceği şimdiden belli olan yeni döneme doğru hazırlanmayı öneriyorum.
Bizim de günümüz gelecek; bıkmadan usanmadan o güne hazırlanmalıyız!