BARIŞ ÇOBAN / MA/MERSİN

Türkiye’de 40 yıl önce başlayan neo-liberal iktisat politikalarının artık sonuna gelindiğini belirten Prof. Dr. Atilla Güney, krizin gittikçe kronikleşeceğini ve işsizliğin daha da artacağını söyledi.

Prof. Dr. Atilla Güney, rant ekonomisine dayanan sıcak parayla ekonomiyi döndürme stratejisinin bittiğini ifade etti. Türkiye’nin çok ciddi bir yapısallaşmış, yaygınlaşmış ve toplumsallaşmış ekonomik krizle karşı karşıya kaldığını vurgulayan Prof. Güney, “Bu krizin daha önceki krizlerle çok ciddi bir farkı var. Şimdiki daha yaygınlaşmış ve toplumsallaşmış bir kriz. Türkiye gibi ülkelere Batı’daki krizin etkisiyle sıcak paranın kaymasıyla birlikte, 2008 sonrasında birkaç yıl hareketlilik oldu. Büyüme oranlarında da artış göründü fakat bu kısa süreliydi” dedi. Sıcak paranın dozu itibarıyla sanayi sektöründe değil de daha çok inşaat, sağlık ve eğitim gibi hizmet sektörlerinde büyümeye yol açtığını vurgulayan Prof. Güney, “Sıcak paranın bitişiyle birlikte krizin vurduğu ilk sektör inşaat sektörü oldu. Eğitim ve sağlık sektörü gibi temel hizmet sektörlerinde de çok ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıyayız. Çoğu özel üniversite ve özel hastane batmak üzere” şeklinde konuştu.

40 yılda çivi çakmamış

 Ekonomik krizin kısa vadeli bir kriz gibi görünmediğini ve önümüzdeki yıllarda daha da kronikleşerek artabileceğinin altını çizen Prof. Güney, şunları söyledi: “Türkiye’nin sanayi kapasitesi, 40 yıl öncesinin kapasite oranıyla aynı. Bu şu anlama geliyor; Türkiye 40 yılda fabrika ve sanayileşmede bir çivi bile çakmamış. Türkiye’nin ekonomisi sıcak parayla dönen bir ekonomiydi. Büyük kapitalist krizle birlikte bu para artık dönmemeye başladı. Sanayiye yatırım yapılmadığı gibi sanayide üretim yapan fabrikalarında yavaş yavaş kapanmaya başladığını görüyoruz. Sanayiye, teknolojiye ve istihdam oranlarını arttıracak yatırımlar yapmazsanız, fabrikalar kurmak yerine kar marjı ve kısa erimi düşük olan hizmet sektörlerine yatırım yaparsanız krizin ve olması kaçınılmazdır. Sanayiye yatırım yapılmadığı için istihdamın alanı yaratılmıyor. Nüfusta sürekli arttığı için işsizlikte buna orantılı olarak gün geçtikçe daha artıyor. Özel sektörün en önemli maliyetlerinden biri işçi maliyetleridir. Krizle karşı karşıya gelen hizmet sektörlerinin de yaptığı ilk iş, maliyetlerini düşürmek için işçi çıkartmak oluyor. Hizmet sektörüne yeni yatırımlar yapılmazsa işsizlik oranları, krizle birlikte daha da artacak.

Kronik toplumsal kriz

İktidar bu mantıkla devam ettiği sürece ekonomik kriz çok daha uzun sürecek. Önümüzdeki 1- 2 yıl içerisinde işsizlik oranları daha da artacak. Krizin tabana yayılmasıyla birlikte kronik bir toplumsal krizle karşı karşıya kalacağız.”