Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kriz yok, manipülasyon var” iddiası, damadı Hazine ve Maliye Bakanı Albayrak’ın YEP’i tarafından tekzip edildi. Prof. Kozanoğlu, “Çünkü sunuşta büyümenin iyice yavaşlayacağının, işsizliğin düşürülemeyeceğinin itirafı; Erdoğan’ın tezini yalanlıyor” dedi.
Ekonomi yazarları Hayri Kozanoğlu, Alaattin Aktaş ve Ali Rıza Güngen, Yeni Ekonomi Programı’nın (YEP) makro rakamları ve hedelerindeki tutarsızlık ile ve yurttaşlara nasıl yansıyacağını analiz etti.
“Önümüzdeki üç yılda sade yurttaşlarımız açısından tablo karamsar” diyen Prof. Hayri Kozanoğlu, öncelikle Berat Albayrak’ın açıkladığı YEP’in Erdoğan’ı tekzip etmiş olduğunu belirterek, “Çünkü sunuşta büyümenin iyice yavaşlayacağının, işsizliğin düşürülemeyeceğinin itirafı; Erdoğan’ın ‘kriz yok manipülasyon var’ tezini yalanlıyor” dedi. Prof. Kozanoğlu, BirGün’deki makalesinde özetle şunları yazdı:
Durgunluk geliyor
Büyüme: 2018 yılı büyüme beklentisi yüzde 3.8; ilk çeyrek yüzde 7.3, ikinci çeyrek 5.2 büyüme oranları dikkate alındığında, yılın ikinci yarısı için yüzde 1.5 civarı bir büyüme varsayıldığını, son çeyrekte daralma gerçekleşeceğinin kabul edildiğini söyleyebiliriz. 2019’da da 2.3 büyüme tahmini potansiyelin altında bir tempoya, dolayısıyla durgunluğa işaret ediyor.
Stagflasyon kapıyı çaldı
Enflasyon: 2018 için yüzde 20.8 enflasyon öngörülüyor. Böylelikle Ağustos sonunda yüzde 18 civarında seyreden enflasyonun yılın geri kalanında ivme kazanacağı yalanlanmıyor. Önceki OVP’de yüzde 6.5 tahmin edilen 2019 enflasyon beklentisi de yüzde 15.9’a çekiliyor. Bu da “stagflasyonun” kapıyı çaldığının kabullenilmesi anlamına geliyor.
Bütçe tahmini gerçekçi değil
Bütçe Açığı: Bütçe açığının GSYH’ye oranı 2019’da yüzde 1.8, 2020’de yüzde 1.9 diye ifade edilmiş ama gerçekçi değil. Durgunluk ortamında vergi gelirlerinin gerileyeceği, artan yoksulluk nedeniyle harcamaların sosyal programlara yönlendirilmesi gereği de dikkate alınırsa bütçe açığının ciddi ölçüde artması kaçınılmaz görünüyor.
İşsizliği çözme ufku yok
İşsizlik: İşsizlik oranının 2019 için yüzde 12.1, 2021’de dahi yüzde 10.8 beklenmesi, işsizliği önlemeye ilişkin bir ufkun bulunmadığının, bir anlamda Başkanlık rejiminin istihdam konusunda havlu attığının kanıtı sayılabilir. 2 milyon yeni istihdam sağlanması vaadinin dayanakları yok.
80 milyar doları bulmak zor
Cari Açık: 2019 için yüzde 3.3, 2020’de yüzde 2.7, 2021’de yüzde 2.6 cari açık beklentileri gerçekleşse bile bu önümüzdeki üç yılda 80 milyar dolar taze finansman gerektiriyor. Mevcut borçları çevirirken bir de üzerine bu miktarda yeni kaynak bulmak oldukça zor. Ayrıca ortalama dolar kuru tahminleri fazla iyimser.
Projeksiyonlar ne yazık ki önümüzdeki üç yılda sade yurttaşlarımız açısından karamsar bir tabloya işaret ediyor.
YEP’in görünmeyen yüzü
Ekonomi yazarı Alaattin Aktaş da Dünya’daki makalesinde YEP’te öngörülen verilerden hareketle olabilecekleri ve olamayacakları sıraladı. Bu yılın enflasyon, büyüme ve işsizlik verilerini gerçekçi bulan Aktaş, dolar kuru varsayımında, cari işlemler dengesi açığında ve bağlı olarak cari açığın GSYH’ye oranında gerçekleştirilmesi neredeyse olanaksız tahminlere yer verildiğini söyledi.
Dolar: 2018 ortalamasında doların 4.90 düzeyinde oluşması bekleniyor. Hiç gerçekleşebilir görünmüyor. 2018 yılı ortalamasının en geniş marjda ifade edersek 5 ile 5.20 arasında oluşabileceğini söyleyebiliriz. 5.10’luk bir ortalamada GSYH 734 milyar, kişi başına gelir de 9 bin 30 dolar olacaktır. Diyelim ki bu yılın son üç buçuk ayı için 5.86’lık ortalama tutturuldu. Peki gelecek yıl için varsayılan 5.60’lık ortalama dolar kuruna ne demeli! 2019’da 5.86 dolayında girecek ama yıl ortalamasını 5.60 yapacağız. Hadi diyelim 5.60 da gerçekleşti. TÜFE’nin yüzde 15.9 artacağı 2019’da TL dolara karşı değer mi kazanacak yani!
Hayret uyandıran tahmin
YEP’in hayret uyandıran bir başka tahmini cari açık. Cari işlemler dengesinde yılın ilk yedi ayında 33.1 milyar dolar açık verildi. Programda 2018’in tümü için öngörülen açık 36 milyar dolar. Yani yedi aydaki 33.1 milyar dolar açığa kalan beş ayda 2.9 milyar daha eklenecek ve yıl 36 milyarla kapatılacak. Geçen yılın son beş ayında 21.4 milyar dolar açık verilmişti. Zaten cari açık özellikle yılın son aylarında yüksek gelir. Şu durumda bu yılın son beş ayındaki açığı geçen yıla göre yüzde 86 azaltılacak.Geçmiş yıl ortalamaları gösteriyor ki yıllık cari açığın yüzde 40-45 kadarı son beş ayda veriliyor. Oysa bu yıl yüzde 8’e indirmeyi öngörüyor. Ekonomide frene basılacak, tamam ama enerji ithalatını da sıfırlayacak hal yok ki... Cari açığı nasıl böylesine küçülteceği belirsiz.
HABER MERKEZİ
Krizi yönetenler krizde
Ekonomi yazarı Ali Rıza Güngen ise krizin, YEP’in açıklanmasıyla yönetenler tarafından da kısmen kabul edildiği görüşünde.
OVP’lerde açıklanan ihracat, kişi başı gelir ve işsizlik hedef rakamlarıyla gerçekleşen rakamları, Duvar’daki makalesinde derleyen Güngen, örneğin OVP 2011-13, bir önceki yılda yani 2010 yılı sonbaharında açıklandığını hatırlatarak, OVP 2011-13 için tabloda 2011 yılı hedeflerini aldı. OVP’lerin her yıl sonbaharda açıklandığını düşünürsek aslında yaklaşık 15 ay sonrasına dair hedefleri derlemiş oldu. Güngen, OVP’nin etkisinin sınırlı kalmasının nedeninin sürekli sapma olduğunu bu tabloya bakarak da söylemenin mümkün olduğunu vurguladı.
“Krizin tam olarak kavranamamasının uzantısı kriz yönetiminin krizidir” diyen Güngen, şöyle yazdı: “Krizi yönetmeye kalkanlar uluslararası konjonktürü okuyamadıklarından önlerine fazlasıyla kolay bir görev koymuş durumdalar. Yerel seçimlere kadar idare et, kamuda tasarruf et, teşvik ver, emeği baskıla ve bekle… Son yıllarda sadece rejim değişikliğine ve dar bir kadronun istikbaline odaklandıkları için uzun vadeyle bir işlerinin kalmadığını biliyorduk. Ama açıkladıkları temelsiz program orta vadede hepimizin batık olma olasılığını güçlendiriyor.
Konkordato tamam da ya işçiler?
Yeşil Kundura işçileri aylardır ücretlerini alamadıkları için firmanın binası önünde eylem yaptı.
Konkordato başvurusu yapan Yeşil Kundura işçileri, paralarını alamadıkları gerekçesiyle İstanbul Cevizlibağ’da bulunan işletmenin önünde eylem yaptı. İşçiler yasal haklarının iade edilmesini ve ücretlerinin ödenmesini talep etti. ‘Yeşil Yapı işçileri burada devlet nerede’ diyerek tepkilerini dile getiren işçiler haklarını alana kadar mücadelelerini sürdüreceklerinin altını çizdi. İşçiler kendileriyle birlikte ailelerinin de mağdur olduğunu belirtti.
Hak mücadelesi veren işçilerden Behçet Polat, “Ailemiz var, çocuklarımız var. Biz nasıl geçineceğiz, bunları hiçbiri düşünmüyor” dedi. Polat kendisi gibi yüzlerce işçinin aynı durumda olduğunu belirterek şunları söyledi: “Biz bu işe Mart ayında başladık. Senetlerimizin günü geldiğinde iflas ettiklerini açıkladılar. Üç haftadır sürekli gelmemize rağmen erteliyorlar. Benim gibi yaklaşık 600 işçi ve onlarla birlikte aileleri de mağdur. Okullar açıldı, çocuklarımıza defter, kitap bile alamadık. TC kimlik numaramı vereyim baksınlar. Her gün bir haciz ile alacaklıyla uğraşıyoruz. Bunun hukukta yeri var mı!”
Konut mağdurları da vardı
Yeşil Kundura binası önünde sadece işçiler eylemde değildi. Yeşil Kundura ile aynı sermaye grubunda yer alan Yeşil GYO’nun mağdurları da haklarını aramak için aynı noktada yer aldı. 2014 yılı itibariyle Innovia4 inşaat projesinden daire almalarına rağmen dairenin hala kendilerine teslim edilmediğini belirtenler de tepkilerini dile getirdi. Süreç boyunca sürekli çeşitli bahanelerle ertelendiklerini ifade eden bir konut sahibi, “Tek isteğimiz hakkımızı almak” dedi.
İSTANBUL
Beta Ayakkabı da iflasta
Hotiç ve Yeşil Kundura’nın ardından Beta Ayakkabı da konkordato başvurusunda bulundu.
Beta Ayakkabı ve Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Taner İkiışık, yaptığı açıklamada artan döviz kurlarına dikkat çekerek, konkordato başvurusunu, “Şirketimiz ödemelerinde kademeli olarak sıkıntı yaşamaya başladı. İçinde bulunduğumuz süreç, ticari faaliyetlerimizi etkiler hale geldi” sözleriyle duyurdu.
Sektörde yakın zamanda Hotiç ve Yeşil Kundura konkordato başvurusunda bulunmuştu.
Şirketin Türkiye’de toplam 400 çalışanı ve 50 mağazası bulunuyor. Şirket aynı zamanda Wall Street, Caterpillar, Geox, Arctica, Sebago ve Harley Davidson gibi dünyaca ünlü markaların da distribütörü konumunda.
Net UYP, 390 milyar açık verdi
Türkiye’nin yurt dışı varlıkları Temmuz’da geçen yıl sonuna göre yüzde 1,4 azalarak 229,6 milyar dolar, yurt dışı yükümlülükleri de yüzde 11,2 azalarak 620,3 milyar dolar oldu.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Temmuz 2018 dönemine ilişkin Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verileri açıklandı. Temmuz sonu itibarıyla Türkiye’nin yurt dışı varlıkları, 2017 yıl sonuna göre yüzde 1,4 azalarak 229,6 milyar dolar, yurt dışı yükümlülükleri de yüzde 11,2 azalarak 620,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yükümlülüklerinin farkı şekilde tanımlanan net UYP, Temmuz sonu itibarıyla 390,7 milyar dolar açık verdi. Söz konusu açık, 2017 sonunda 465,7 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu.
Finansal hizmetlere güven azaldı
Finansal hizmetler güven endeksi, Eylül’de bir önceki aya göre 7,6 puan azalarak 154,3 seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Eylül ayına ilişkin Finansal Hizmetler Anketi ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi açıklandı. Buna göre, Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) eylülde bir önceki aya göre 7,6 puan azalarak 154,3 seviyesinde gerçekleşti. Son 3 aydaki iş durumu FHGE’yi artış, son 3 aydaki hizmetlere olan talep ve gelecek 3 aydaki hizmetlere olan talep beklentisi azalış yönünde etkiledi.
Fitch’in enflasyon tahmini yüzde 20
Fitch Ratings, Türkiye ile ilgili enflasyon tahminini bu yıl için yüzde 20’ye çıkardı.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, yayımladığı “Global Ekonomik Görünüm-Eylül 2018” raporunda Türkiye’nin enflasyon tahminini bu yıl için yüzde 20, 2019 için yüzde 10,8’den yüzde 15’e ve 2020 için yüzde 9,5’ten yüzde 10’a çıkardı. Kuruluş büyüme beklentisini 2018 için yüzde 3,8, 2019 için yüzde 1,2 ve 2020 için yüzde 3,9 olarak korudu.
Fitch Ratings, ABD Doları/Türk Lirası paritesinin 6,2 TL civarında istikrar kazanmasını ve tahmin dönemi boyunca bu civarda seyretmesini beklediğini ifade etti. Fitch ayrıca, Türkiye’nin bir IMF programı veya sermaye kontrolleri uygulamayacağını tahmin ettiğini duyurdu.
Raporda, kurlardaki zayıflığın, yüksek net döviz açığı olan özel sektörü gereceğini ve çeşitli kanallar yoluyla bankalar üzerinde baskı yaratacağını belirten Fitch, bunun kredi temin edilebilirliğinde azalmaya yol açacağını vurguladı. “Buna ek olarak, enflasyon satın alma gücünü azaltacak ve güven etkileri özel tüketimi ve yatırımı baltalayacak” değerlendirmesinde bulunan Fitch, yüksek frenkanslı verilerin çeyrek sonunda net bir yavaşlama gösterdiğini ve Temmuz-Ağustos anket verisinin 2018 3. çeyrekte daralmaya işaret ettiğini vurguladı.
İkinci yarıda resesyon
Fitch, Türk ekonomisinin 2018’in ikinci yarısında resesyonda olacağını, yıllık bazda etkilerin 2019’da daha telaffuz edilir hale geleceğini belirtirken, büyümenin tahmin dönemi boyunca trendin altında kalacağını öngördü.