Ekonomik krizin özelikle dar gelirli kesimleri derinden etkilerken, işten atmalar hayatı daha da çekilmez kılıyor. Çeşitli gerekçelerle işten çıkarılanların başında ise kadınlar geliyor. Tuzla Organize Sanayi Bölgesi’ndeki (TOSB) fabrikalarda çalışan kadınlar, ağırlaşan çalışma koşulları ve artan sorunlarla karşı karşıya.

Plastik ve metal sanayi gibi çalışma koşulları ağır olan farklı sektörlerde çalışmak zorunda kalan kadınlar, asgari ücretle geçinebilmenin yollarını arıyor. Bir yandan da sendikalı oldukları için artan psikolojik baskıyla baş etmeye çalışan işçi kadınlar, bitmek bilmeyen gerekçe ve bahanelerle işten çıkarılıyor. Kimisi yeni iş ararken sıkıntı yaşamasın diye kimi de çalıştığı fabrikadaki işinden olmasın diye isimlerini vermekten imtina eden işçi kadınlar, çalışma koşulları ve ekonomik krizin etkilerini anlattı.

Tazminatsız işten çıkarıyorlar

Tuzla’da bir plastik fabrikasında 3 yıl çalıştıktan sonra atılan H.U. (40), “Son süreçte kimi gerekçelerle özellikle de sesini çıkaran, itiraz eden işçileri tutanak tutturup tazminattan mahrum ederek çıkarmaya başladılar. Bu işçilerden biri de ben oldum. Karşılarında cevap veren ve itiraz eden işçi istemiyorlardı. Kendi çalıştığım sabit makine dışında 7-8 makinaya daha bakmamı istiyorlardı. Makineler doluyor, bir ona koş bir diğerine koş derken belimi sakatladım. Hastaneye götürdüler ama iş kazası olmasına rağmen tutanak bile tutulmadı. Lavaboya gitmek için izin alınması gerekiyordu. Ustabaşılarımız ‘ben kadınların çalışmasına karşıyım, işiniz ne oturun evinizde’ diyordu” diye konuştu.

Hak arayan işçi istemiyorlar

Vardiyalı olarak 8 saatlik çalışma temposuyla çalıştıklarını belirten H.U., birkaç hafta önce çıkarıldığı işine ilişkin, “İşten çıkarılma gerekçesi olarak amirlerimin benden razı olmadığı söylendi. Böyle bir gerekçenin işten çıkarılmaya sebep olmadığını söyleyince de ‘düşün, belki başka nedenleri vardır’ cevabını aldım. Nedeni ise açık. Hakkını arayan, itiraz eden, örgütlenen işçi istemiyorlar” sözleriyle ifade etti.

Dava yolunu kapatıyorlar

İşten çıkarıldıktan sonra kendisi ile notere gidip gerekli işlemlerin yapılacağını aktardıkları bilgisini veren H.U., “Ben, noter ne alaka dedim. Noter diye bizi götürdükleri arabulucuydu. Sonradan anladım. Avukat ve arabulucu kiralanan işçiye imza attırıp tazminatının ödenmesini engelliyor. Bu aynı zamanda işsizlik maaşı almasına da bir engel. Dava açma yollarını da kapatmış oluyorlar böylece” dedi.

İşsizliğin üstüne ekonomik kriz

İşsizliğin üzerine bir de ekonomik krizin geldiğini belirten H.U., şöyle devam etti: “Hayat o kadar pahalanmış ki 3 çocuğum var ve hepsi okuyor. Eşimin aldığı maaş yetmiyor. İş başvurusuna gittik, o kadar çok işsiz var ki… Genç işsizler ordusu resmen. Strese girmiş durumdayım. Asgari ücretle de geçinemiyordum ama en azından eve bir gelirim oluyordu. Şimdi o da yok.”

İlk gözden çıkarılan kadınlar

N.S. (35) de plastik fabrikasında çalışan ve işten çıkarılan kadınlardan biri. Psikolojik baskının yanısıra fiziki olarak da zorlandıkları bir çalışma temposu içerisinde olduklarını aktaran N.S., yaşadığı sorunları şöyle dile getirdi: “Gece vardiyalarında sürekli hasta oluyordum. Gece uyuyamıyorsun, sabah başka bir sıkıntı. İş koşuşturması bağışıklık sistemini etkiliyor. Plastiğin kokusu, o ağır kasaların kaldırılması, elini, kolunu kaptırmaya kadar varan iş kazaları… Çalışma hayatında kadına biçilen roller de bariz. Erkeklere daha ayrıcalıklı bakılıyor ve ilk gözden çıkarılanlar da ne yazık ki kadın işçiler oluyor.”

‘İşsiz kalma lüksümüz yok’

Acilen iş bulması gerektiğini söyleyen N.S, “Bir kızım var. Onun okul masrafları, kredi kartı borcum, kendi ihtiyaçlarım var. Birkaç ay işsiz kalma gibi bir lüksümüz yok, çünkü çalışırken bile paramız yetmiyordu, şimdi bu kaygı daha da arttı. Ev bütçesine katkı sağlama adına ek iş yapma derdine düşmüş durumdayız” diye konuştu.

Hastalıklar da cabası

Metal sektöründe 2 yıldır kalite kontrol operatörü olarak çalışan H.G. (35) ise, maruz kaldıkları meslek hastalıklarına dikkat çekti. H.G., “Sabahtan akşama kadar büyük LC ekranda kontrol yaptığım için göz rahatsızlığı yaşıyorum. Migrenim tutuyor, çünkü başımızın üstünde ledler yanıyor sürekli. Çalışma koşullarımız hastalık olarak bize geri dönüyor” diye belirtti.

‘Hep eksideyiz’

Ekonomik krizden dolayı her hafta bir şeyler bahane edilerek 3-5 işçi çıkartıldığı bilgisini paylaşan H.G. krizin külfetinin hep işçilere çıkarıldığını söyledi. H.G., “Eşimin çalıştığı fabrika krizden dolayı kapandı ve işsiz kaldı. 6 ay maaş alamadı. Benim aldığım tek maaşla evin kredisine yatırıyoruz, kalanla mutfağın giderlerini karşılamaya çalışıyoruz. Kaldı ki mutfağa bir şey alamıyoruz, yemiyoruz kısacası. Günübirlik akrabalarda yiyorum ya da iş yerinde yediklerimle kalıyorum. Hep eksideyiz. Bunu yaşamamızdaki neden de sistemin ta kendisi. Özelleştirmeye gidildi, fabrikalarda işçiye dair hiçbir şey yok, çiftçi üretmiyor, aracı aldığını alıp gidiyor. Ben maaşımı almadan bir dünya vergi kesiliyor. Baştakilere her şey bedava. Bu adalet değil. Benim temel hakkım olan sağlığım, ulaşımım, eğitimim hep paralı, hep paralı. Bütün külfeti çeken de hep işçi.”

MA/İSTANBUL