Eriyen TL karşısında tedirginliğe düşen Almanya Federal Hükümeti, Türk diktatörü Erdoğan’a daha önceden olduğu gibi yine can simidi olmaya hazırlanıyor. Şimdiden kamuoyunu, SPD’nin beyanları üzerinden hazırlamayı amaçlayan Hükümet’e, muhalefet ve basından “Krizin sorumlusu Erdoğan’dır” şeklinde itirazlar yükseliyor. Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan ve AKP, Türkiye’yi ekonomik, siyasi ve diplomatik krizin içine iterken, Almanya’da hükümetin TL’yi kurtarma yönündeki mesajları hem kamuoyu, hem muhalefet partileri, hem de basının tepkisiyle karşılanıyor. Muhalefet ve basın, Almanya Koalisyon Hükümeti ortağı Sosyal Demokrat Partisi (SDP) Genel Başkanı Andrea Nahles’in “NATO müttefiki Türkiye’nin ekonomik istikrarını koruyabilmesi için bu ülkeye mali yardım yapılmasının gerekebileceği” şeklindeki sözlerine, krizin sorumlusunun Erdoğan olduğunu, yapılacak dış yardımın kayıtsız şartsız olmaması yanıtını verdi. Türkiye’deki ekonomik kriz Almanya’nın önemli gündemi Türk devletiyle ekonomik ve siyasi alanlarında ciddi ilişkileri bulunan Almanya’nın dolar ve euro karşısında eriyen Türk Lirası’nı kurtarmak için son günlerde girişimlerini arttırdığı gözleniyor. Almanya, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden Türkiye’de faaliyet gösteren binlerce şirketi ve ticaretinin olumsuz etkileneceğini düşünüyor. Bundan dolayı da Alman yetkililer sürekli “Türkiye’deki kriz kimsenin yararına değil” şeklinde sürekli açıklamalarda bulunuyor. Almanya sadece bir kaygı ile hareket etmiyor. Aynı zamanda Türkiye’deki krizi de bir fırsata dönüştürmek istiyor. Türkiye’nin kendisine bu krizde daha bağımlı hale geleceğini düşünen Alman yetkilileri, Türkiye’den daha fazla pay kapma peşinde. Nahles’e itiraz [caption id="attachment_126313" align="alignright" width="329"] Andrea Nahles/Foto/AFP[/caption] Son olarak önceki gün Merkel hükümetinin ortağı Almanya Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) Genel Başkanı Andrea Nahles, Almanya’nın Türkiye’ye yardım edebileceğini ima eden sözler sarf etmişti. Alman basınına konuşan Nahles, Erdoğan’la yaşanan siyasi anlaşmazlıklardan bağımsız olarak Federal Hükümet’in Türkiye’ye yardım edilmesini gerektiren bir durumun ortaya çıkabileceğini söylemişti. Türkiye’nin gözardı edilecek bir NATO ülkesi olmadığını savunan Nahles, Türkiye’nin ekonomisinin istikrarlı olmasının herkesin çıkarına olduğunu iddia etmişti. SPD iyice raydan çıktı Geçtiğimiz Nisan ayında SPD’nin başına geçen Nahles’in sözleri Almanya’da muhalefet cephesinde bir tartışma yarattı ve tepkiyle karşılandı. Erdoğan’ın demokrasi ve hukuk devleti kavramlarını askıya aldığı ve ekonomik krizin sorumlusu olduğu yönündeki ifadeler, muhalefet tarafından dile getirilen husus. Sol Parti Federal Meclis Grup Başkanı Sahra Wagenknecht, Türkiye ile AB üyelik müzakerelerinin derhal durdurulması ve mali yardımın kesilmesi gerektiğini söyleyerek şunları söyledi: “Şu ana kadar Alman hükümeti zaten Türkiye ile yumuşak politikasını sürdürürken bir de buna SPD’den mali yardım önerisi geldi. Böylesi bir planı reddediyorum. Erdoğan demokrasiyi ortadan kaldırmış ve insan haklarını çiğnemiştir. CDU-SPD hileci politikalarına son vermelidir. Türkiye’ye silah ticaretini durdurmalı. Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen de Erdoğan’a bir kuruş dahi yardım edilmemesi gerektiğini belirterek “Nahles’in despot Erdoğan’a mali yardım önerisiyle SPD raydan çıkmıştır artık. Alman vatandaşları ve muhalifler birer birer Türkiye’de tutuklanırken SPD, İslamcı rejimin destekçisi Erdoğan’ı desteklemeyi tercih ediyor. Anlaşılır bir durum değil. Federal hükümet, muhalifleri, gazetecileri cezaevine gönderen Erdoğan rejimine destekle suç ortağı olmak istiyor” dedi. Hangi şartlarda yardım Muhalefetteki diğer partiler Hür Demokratlar Partisi (FDP) ve Yeşiller Partisi temsilcileri ise Nahles’e hangi şartlarda Türkiye’ye yardım edilecek?” sorusunu yöneltti. Yeşiller Partisi Eşbaşkanı Annalena Baerbock “Hiçbir şekilde şartsız ve koşulsuz Türk hükümetine yardım edilmemeli” çağrısını yaptı. Türkiye’ye yeniden demokrasi ve hukuk devleti ölçülerine dönülmesi halinde mali yardımların yapılması gerektiğini belirten Yeşiller lideri “Türkiye’deki insanlara siyasi anlamda verilecek destek zaten ekonomi anlamına da gelecek” dedi. Yeşiller Partisi eski Eşbaşkanı Cem Özdemir de Türkiye’ye koşulsuz bir mali yardıma karşı olduğunu, Türkiye’ye Uluslararası Para Fonu’nun yardım etmesi gerektiğini söyledi. Konu ile ilgili açıklama yapan Özdemir, Türkiye’ye yardım koşulları olarak Merkez Bankası’nın bağımsızlığının yeniden tesis edilmesini, “Vurguncu ekonomi modelinin reformdan geçirilmesini”, Erdoğan’ın “Cezaevine ait olmayan kişileri serbest bırakmasını” ve hukuk güvenliğinin sağlanmasını gösterdi. ‘Vatandaşlık hakkını Erdoğan ayakları altına aldı’ FDP’li parlamenter Alexander Graf Lambsdorff de benzer bir çağrıda bulanarak, Federal Hükümet’in Türkiye’ye olası bir mali yardımında şeffaf olmasını istedi. Der Tagesspiegel gazetesine konuşan FDP’nin Dış Politika Uzmanı Lambsdorff, SPD lideri Nahles’in sözlerinin hiçbir şekilde anlaşılmadığını belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de hür vatandaşlık hakları, Erdoğan tarafından ayaklar altında alındığı sürece ve Alman vatandaşları haksız yere cezaevinde olduğu sürece mali yardım mevzusu gündeme bile gelmemeli. Federal Hükümet böyle bir yardımı yapıp yapmayacağını, şayet yapacaksa hangi şartlarda planladığını kamuoyuna açıklamalı.” CSU: Bize gelme, IMF’ye git Nahles’in Türkiye’ye lehine açıklamasına sadece muhalefet değil, iktidar partisinin bazı üyeleri de tepki gösteriyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in liderliğindeki CDU’nun kardeş partisi Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) cephesinde de Nahles’in sözlerine itirazlar yükseldi. Bayern Eyaleti’nin CSU’lu Maliye Bakanı Albert Füracker, Türk hükümetine “Bize değil, IMF’ye gidin” yönünde bir çağrı geldi. SPD lideri Nahles’in yardım etmesi önerisine sert şekilde karşı çıkan Füracker “Böyle bir yardım tavsiye bile edilemez” şeklinde konuştu. Bayern’de yayınlanan ‘Münchner Merkur’ gazetesine konuşan CSU’lu politikacı, borçlarını ödeme zorluğu çeken ülkelere Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) yardım ettiğini belirterek, adres olarak IMF’yi gösterdi. ‘Milyarlık krediler dipsiz fıçıya boşalmamalı’ Gözü kapalı bir şekilde Erdoğan yönetimine mali yardıma, Alman basınından da itiraz var. Nahles’in açıklamasına karşı Die Welt gazetesi şu yorumda bulundu: “Türkiye’nin ekonomik bakımdan istikrarlı olması doğal olarak Almanya’nın da çıkarına. Ancak Sosyal Demokrat Parti liderinin dile getirmediği gerçek, liranın değer kaybetmesinden spekülatörlerin sorumlu olmadığı, Trump’ın yaptırımlarının da olsa olsa krizi hızlandırdığıdır. Asıl sorumlu, kısa vadeli büyümeye endeksli ekonomi politikasına odaklanan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dış yardım, Erdoğan’ın uygulamalarını destekleyici tarzda olmamalı. Dış yardım şarta bağlanmalı. Erdoğan’ı ve halkını küçük düşürmek değil, milyarlık kredilerin dipsiz fıçıya boşaltılmaması için bu gerekli.” Gabriel’den Türkiye şantajı SPD’li Nahles gibi, bir başka SPD’li Milletvekili Sigmar Gabriel de TL’deki erimeye karşı Almanya’nın harekete geçmesi gerektiğini belirtirken, Türkiye adına tehdit etmeyi de ihmal etmedi. SDP’li eski Dışişeri Bakanı Gabriel, “Türkiye eğer NATO’dan uzaklaşırsa, korkarım, er ya da geç Türkiye’deki milliyetçi güçler, İran ve Kuzey Kore’de olduğu gibi saldırılmaz olabilmek için nükleer bombaya başvurur” dedi. AKP ve MHP faşizmi yönetimindeki Türk devletinin tehlikeli olmaması için ona para verilmesi gerektiği gibi ilginç bir tezi dile getiren Gabriel, geçen kış Almanya’ya gelen Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na kendi elleriyle çay ikram etmesiyle gündeme gelmiş, kamuoyunun tepkisini de çekmişti. Gabriel, Türkiye ile geliştirdiği açık veya gizli ilişkilerle Almanya’da yaşayan Kürtlere dönük kriminalizasyon politikasını daha da derinleştirmişti. Hükümetten yardım önerisine yanıt Öte yandan Almanya Federal Koalisyon Hükümeti Sözcüsü Steffen Seibert, Berlin’de dün yaptığı açıklamada SPD Genel Başkanı Andrea Nahles’in Alman hükümetinin Türkiye’ye mali yardımda bulunması önerisine yanıt verdi. Seibert, Türkiye’ye Almanya’dan bir yardımın “Şu an için gündemde olmadığını” söyledi. Geçen hafta Erdoğan ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in bir telefon konuşması yaptığını hatırlatan Seibert, Erdoğan’ın Eylül ayı sonunda Almanya’ya gerçekleştireceği ziyaret öncesi 21 Eylül’de her iki ülkenin maliye ve ekonomi bakanlarının hazırlık amacıyla bir araya gelmelerinin kararlaştırıldığını söyledi. Tolu’ya yurtdışı yasağı kaldırıldı Bu arada hem Almanya hem de uluslararası finans çevrelerinde TL’deki değer kaybı tartışmaları devam ederken, Erdoğan’ın rehine politikası çerçevesinde Türkiye’de bulunan gazeteci ve tercüman Meşale Tolu’nun yurtdışına çıkış yasağı kaldırıldı. Etkin Haber Ajansı (ETHA) çalışanı Meşale Tolu, ‘terör örgütü’ üyeliği suçlamasıyla 7 ay tutuklu kaldıktan sonra geçen Aralık ayında tahliye edilmiş ancak Almanya Ulm doğumlu ve Alman vatandaşı Tolu’nun Almanya’ya dönüşüne izin verilmemişti. Daha önce Die Welt Muhabiri Deniz Yücel olayında olduğu gibi, Tolu üzerindeki yasağın kaldırılması da kamuoyundan gizli yürütülen Türk-Alman pazarlıklarının bir sonucu olduğu düşünülüyor. HABER MERKEZİ