• ABD, Raúl Castro hakkında hazırladığı 'iddianame' ile Küba’ya yönelik askeri saldırı tehditlerinde yeni bir aşamaya geçti. Karayipler'e savaş gemileri gönderdi.
  • Küba’yı aylardır ablukaya alan Trump, “İnsani bir temelde yardım etmek istiyorum” dedi. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel ise, "Ya vatan ya ölüm, kazanacağız!" mesajını verdi.

 

ABD, Küba'nın eski Devlet Başkanı Raúl Castro hakkında, 1996'da iki uçağın düşürülmesi olayı nedeniyle iddianame hazırladı. Castro, "Amerikan vatandaşlarını öldürmek için komplo kurmak, uçakların imhası ve dört cinayet" ile suçlanırken, Pentagon, nükleer enerjili uçak gemisi "USS Nimitz (CVN 68)" uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdı.

Havana'da acil durum ilan edildi. Ülke savunması olası bir ABD işgaline hazırlanırken, halk dün (Cuma) Malecón'daki Washington Büyükelçiliği önündeki “Anti-emperyalist Tribün”de düzenlenecek mitinge çağrıldı.

Askeri yığılma arttı

ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) sanal medya platformu hesabından, “Karayipler'e hoş geldiniz, ‘Nimitz’ Savaş Grubu!” diye yazdı. ABD'nin 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17) biriminin bulunduğu USS Nimitz uçak gemisi, USS Gridley (DDG 101) ve USNS Patuxent (T-AO 201) savaş gemileriyle Karayipler'e konuşlandırıldı. USS Nimitz'in, Tayvan Boğazı'ndan Arap Körfezi'ne kadar dünyanın dört bir yanında görevlerde bulunarak "savaş yeteneğini kanıtladığı" belirtilen açıklamada, bu durumun "hazırlık ve varlığın" en iyi örneği olduğu savunuldu.

Resmi açıklamaya göre, "Nimitz", "Güney Denizleri 2026" deniz operasyonunun bir parçası olarak Washington'un Latin Amerika ve Karayipler'deki “stratejik varlığını güçlendirmeyi” amaçlıyor. Ancak gerçekte, bu askeri yığılma, 3 Ocak'ta Venezuela'ya yapılan ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Kongre Üyesi Cilia Flores'in kaçırılmasını da içeren saldırıyı destekleyen "USS Gerald Ford" uçak gemisinin 2025 sonundaki konuşlandırılmasını hatırlatıyor.

İdam veya müebbet tehdidi

Donald Trump, Çarşamba günü Küba'ya yönelik tehditlerini tırmandırmış, "Başkan olarak, yarımküremizin bu acı çeken bölgesi adına ve bu bölgeden kaynaklanan ulusal güvenliğimize yönelik tehditleri ele almak için kararlı adımlar atıyorum. Havana kıyılarından Panama Kanalı kıyılarına kadar, anarşi, suç ve yabancı müdahale güçlerini kovacağız” demişti. Aynı gün, ABD Başsavcısı Todd Blanche, Raúl Castro'nun ABD'de "gönüllü veya başka türlü" adaletle yüzleşeceğini açıkladı. 94 yaşındaki Castro için tutuklama emri çıkarıldığını ve cinayet suçlamasının "sadece göstermelik olmadığını" yineledi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun yerine ABD Senatosu'nda Florida temsilcisi olarak göreve gelen Ashley Moody de Castro'nun ABD'de "ölüm cezası veya ömür boyu hapis cezası" ile karşı karşıya olduğunu vurguladı.

Küba’ya karşı siyasi hamle

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel suçlamaları "yasal temelden yoksun siyasi bir manevra" olarak nitelendirdi. Bunun yalnızca "Küba Devrimi'nin sarsılmaz kararlılığı ve liderliğinin birlik ve ahlaki gücü karşısında imparatorluk temsilcilerinin duyduğu kibir ve hayal kırıklığını" gösterdiğini belirtti. Aynı zamanda, bu hamlenin gerçek amacının Küba’ya askeri saldırıda bulunmaya gerekçe yapıldığı belirtildi.

 Diaz-Canel ayrıca 1996’daki olaya atıfta bulunarak, "Bilinen teröristlerin hava sahamızı defalarca ve tehlikeli bir şekilde ihlal etmesinin ardından Küba'nın meşru öz savunma amacıyla hareket ettiğini çok iyi biliyorlar. O dönemde ABD hükümeti bir düzineden fazla kez bilgilendirildi, ancak uyarıları görmezden geldi ve ihlallerin gerçekleşmesine izin verdi" dedi. 

İnsani bir temelde ‘yardım’’ 

Bir yandan askeri saldırı için “hukuki kılıf” arayan bir yandan farklı gerekçeler ortaya atan Trump, Perşembe günü ise Amerika’da yaşayan Kübalıların kendisinden yardım istediğini iddia etti. “Küba, başarısız bir ülke. Orada hiçbir şey yok, yiyecek yok, elektrik yok, paraları yok; biz de onlara destek olacağız. Onlara insani bir temelde yardım etmek istiyorum” diyen Trump, özellikle Florida’da çok sayıda Kübalının yaşadığını ve Küba ile ilgili bir şeyler yapacaklarını, belki de birçok Kübalının ülkesine dönebileceğini savundu. “Umarım burada kalırlar ama geri dönmek ve ülkelerine yatırım yapmak istiyorlar” diyen Trump, kendisinden önceki hiçbir başkanın Küba konusuna eğilmediğini ve bu konuda somut adımlar atacağı için “mutlu” olduğunu kaydetti.

Rubio: Anlaşma ihtimali düşük

Saldırı ihtimalinin giderek arttığı bir dönemde anlaşma ihtimaline de açıklık getirildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Küba'nın ABD için bir "ulusal güvenlik tehdidi" oluşturduğunu ifade etti ve barışçıl anlaşma ihtimali "yüksek değil" dedi. Rubio, Washington'ın tercihinin "diplomatik bir çözüm" olduğunu ancak Trump'ın ülkesini herhangi bir tehdide karşı koruma hakkı ve yükümlülüğü bulunduğunu söyledi.

Ayrıca Küba'yı "tüm bölgede terörizmin önde gelen destekçilerinden biri olmakla" suçladı. Bu iddiayı reddeden Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez ise Rubio'nun yalan söylediğini belirtti ve adanın ABD için hiçbir zaman tehdit oluşturmadığını belirtti. Rubio'yu "askeri bir saldırıyı kışkırtmaya çalışmakla" eleştirdi ve ABD hükümetini ülkesine "acımasız ve sistematik" biçimde saldırmakla suçladı.

ABD Yüksek Mahkemesi ayrıca sadece Castro hakkında iddianame hazırlamadı, fiilen uygulanan petrol ablukasıyla ağırlaşan yakıt krizinin etkisindeki Küba’yı ekonomik olarak daha da çökertmeye çalışıyor.

Yüksek Mahkeme, Fidel Castro'nun iktidara gelmesinden sonra 1960 yılında limanlarına el konulan bir ABD liman şirketinin lehine karar verdi. Karar, Küba devriminin ilk yıllarında gerçekleştirilen kamulaştırma dalgasından etkilenen diğer ABD şirketleri ve vatandaşlarının gelecekteki davalarının önünü açıyor. Söz konusu şirketin adı Havana Docks Corporation. Böylece şirketlerin Küba'dan tazminat talep etmesinin önünü açıldı.

Castro'ya karşı iddianameye konu yapılan olay

1996 yılında ABD’de Bill Clinton’un başkan olduğu dönem. ABD’nin Küba’ya karşı kullandığı karşı-devrimcilerin merkezi Miami’de 1991’de kurulan ve adına “Kurtarma Kardeşliği” diyen antikomünistlerin kullandığı küçük uçaklar Florida ile Küba arasındaki sularda “arama-kurtarma” faaliyeti adı altında Küba’nın hava sahasını ihlal etti, devrim karşıtı bildiriler attı. Küba söz konusu grubun ülkenin elektrik altyapısına saldırı planladığı istihbaratına ulaştı.

ABD’ye ve BM’ye yapılan bir dizi uyarı ve şikayetin ardından Küba hükümeti söz konusu grupların ihlal ve kışkırtmalarına daha fazla müsamaha göstermeme kararı aldı. ABD’nin Küba’ya başarısızlıkla sonuçlanan “Domuzlar Körfezi” saldırısına da katıldığını söyleyen Küba kökenli Amerikalı José Basulto’nun kurduğu “Kurtarma Kardeşliği”, 24 Şubat 1996’da bir kez daha Miami’den kaldırdığı üç küçük uçakla Küba’nın hava sahasına girdi. İki uçak Küba tarafından düşürüldü ve 4 kişi öldü. İki gün önce George Washington Üniversitesi Ulusal Güvenlik Arşivi tarafından yayınlanan gizliliği kaldırılmış belgelerde ABD’nin uçakları, düşürüleceklerini bile bile Küba’ya karşı gönderdiğini ortaya koydu. HABER MERKEZİ