Yenilenen İstanbul belediye seçimleri özü itibarıyla belediye başkanı seçimi olmaktan öteye mikro anlamda bir Türkiye genel seçimine dönüşmüş oldu. Nerden bakılırsa bakılsın, nasıl okunursa okunsun yenilenen bu seçim siyasal dengeleri değiştirecektir. Uzun bir aradan sonra iktidar partisine İstanbul’u kaybettiren seçim, AKP’ye ciddi bir yenilgi yaşatmıştır. Yaşanan bu yenilgi sadece kaybedilen belediyelerle sınırlı değildir. Rejimin meşruluğunu, tek adam yönetimini, yani başkanlık sisteminin mevcut durumunu tartıştırır hale getirmiştir.

İktidarın nimetlerinden fütursuzca yararlanan, Osmanlı saraylarındaki şatafatı geride bırakan gösterişli yaşama dalan diktatör Erdoğan’ın ayakları altındaki toprak kaymaya başlamıştır. Kürtlere karşı sürdürdüğü sınırsız düşmanlığın cevabını seçim sandıklarından almış oldular. Yürütülen iç ve dış politikaların. Rojava ve güney Kürdistan’da yapılan askeri işgallerin, Ekonomi idaresinin, hukuk sisteminin reddi olmuştur. Bu akıl tutulmasında ısrar etmeleri daha da gerilemeleri kaçınılmaz olacaktır.

Din’i kendi iktidarları için istismar aracına dönüştürerek tepe tepe kullanmanın sonuna gelindi. Rabia simgesinin tekçilik zihniyeti iflas etmiştir ve anlamsızlığı anlaşılmıştır. Milliyetçi faşist ittifakla bel bağladıkları ortaklık sonuç vermedi. İmralı üzerinden yapmak istedikleri pirim ters tepti. Neçirvan Barzani’nin ziyareti üzerinden verilmek istenen mesaj adresine ulaşmadı. Hele hele Osman Öcalan’ı bir figür olarak kullanmaları ise akıllara ziyan bir girişimdi. Kendi istekleriyle iptal edip yeniledikleri seçimin nelere kadir olduğunu günlerdir sürdürülen tartışmalardan anlamak mümkündür. Yeniledikleri seçim “tanrının bir lütfu” oldu, baltayı taşa değil ayaklarına vurdular.

Bangır bangır bağırarak seçimi çantada keklik gören Erdoğan ve avanakları bu seçimlerden sonra dut yemiş bülbüle döndüler. AKP kazanı kaynamaya başlayacak ve bu fatura birilerine kesilecektir, ama bu yenilginin telafisi mümkün olmayacaktır. Seçim sandıklarında sadece küçük bir kıvılcım çakılmıştır fakat, patlaması büyük olacak gelişmelere başlangıç yapılmıştır. Demokrasinin tesisi için son derece elverişli koşullara ve fırsatlara kapı aralanmıştır.

Hiç kuşku yok ki, Kürtler demokrasinin temel direği olma görevini layıkıyla yerine getirmiş oldular. Son derece politik ve örgütlü bir şekilde bilinçli tercihlerini sandığa yansıtarak diktatörlükten demokrasiye dönmenin belirleyici gücü oldular. Muhalefete de iktidara da son derece net mesajlar verdiler İktidara kırmızı kart gösterilmiştir. Muhalefete ise demokrasinin nasıl kazanılacağını göstermiştir. Muhalefet yakaladığı başarının sadece kendi başarıları olmadığını bilmelerinde fayda vardır. Bu başarıların devamı ve hatta iktidara gelmek için Kürtlerin kendilerine verdiği avansı iyi kullanmalarına bağlıdır. En azından HDP ile açıktan ittifak kurmaya cesaret edememenin utancını bir daha yaşamamak gerektiğini bilmelerinde fayda vardır.

Bu seçimlerden çıkarılması gereken en önemli ders Cumhur ittifakı ile Milet ittifakı penceresinden bakarak sonuç üretmek yerine HDP’nin geleceğe dair vizyonudur. Seçimlerin sonuçlarına Kürtlerin katkısı elbette büyüktür, fakat HDP başarısı penceresinden bakılmalıdır. HDP bir Kürt partisi değildir ve olmamalıdır. İmralı, Kandil ve HDP arası çelişki ve benzeri söylemlerden anlam çıkaran kıt akıllıların yaratmak istediği algıdan bahsetmek sadece zamana ziyandır. HDP, yakaladığı kilit parti olma rolünü daha yetkin ve yeni açılımlarla pekiştirme yoluna gitmesi gerekmektedir. Demokrasiye dışardan katkı sunma değil demokrasinin inşası görevine soyunması, katalizör rolünü oynaması beklenilir. HDP’nin seçimleri okuması bu minvalde olmalıdır. Türkiye’nin üçüncü büyük partisi olan HDP, güncel siyasetin varyantları içinde zaman tüketerek enerji kaybına uğraması yerine somut uygulana bilinir demokratik açılımlara yönelmesi ve uygulamalara başlaması önem taşımaktadır.

İktidardaki faşist blok HDP’yi siyaset sahnesinin dışına itmeye çalışması anlaşılırdır. Sürekli taca atılan top muamelesi ile karşı karşıya gelecektir. Seçimlerde halklarımızın HDP’ye teveccühü demokraside rol üstlenmesine ilişkindir. Kendisini yeni sürece hazırlamasına dair bir mesajdır. Türkiye’nin siyasette, dış politikada, ekonomide yaşadığı sıkışmışlığı ve çıkmazı gidermek için başvurduğu yol ve yöntemler Türkiye’yi daha da bataklığa çekecektir. Muhalefette benzer havada bir seyir içinde olduğudur. HDP, Türkiye’nin geleceği için yeni umutlar uyandıran demokrasi özlemine dair ortaya koyduğu tercihe uygun bir yapılanmadan tutalım stratejik çıkışlara kadar her alanda demokrasiye yönelmesinin tam da zamanıdır. Bunu başarması halinde, Türkiye’de demokrasinin zaferine imza atacaktır.