Frankfurt Mezopotamya Kültür Derneği çalışanlarından Bektaş Yükselen, kültür çalışmalarının çocuk gelişimi açısından oldukça önemli olduğunu,  ancak bu eğitimi pratiğe geçirmede eksik kaldıklarını vurguluyor.

Almanya'nın Frankfurt kentinde çalışmalarını sürdüren Mezopotamya Kültür Derneği'ndeki çocuk korosu ve halk dansları ekibi çalışmalarını koordine eden Kültür Komisyonu'nun üyesi Bektaş Yükselen'le çocuk çalışmalarının önemini ve derneklerin bu konudaki durumunu konuştuk.

Frankfurt Mezopotamya Kültür Derneği'nde çocuklara yönelik çalışmalar yapılıyor. 8-14 yaş arası çocuklar koro çalışmasıyla seslerini, halk dansları çalışmasıyla ritmlerini ortaklaştırıyor.

Kültür Komisyonu üyesi Bektaş Yükselen, çocuklara yönelik çalışmaların kültür çalışmaları içinde en önemlisi olduğunu, ama pek fazla gelişme sağlanamadığını vurgulayarak, "Çok fazla olanağımız da var; ama pratiği hayata geçirmede hep eksik kalınıyor" dedi.


Kültürünü öğrenmeyen bocalıyor

Ailelerin çocuklarını derneklerdeki kültürel çalışmalara katmak konusunda sorumlu davranmadığı eleştirisinde bulunan Yükselen, çocukların kültürel eğitiminin neden gerekli olduğuna ilişkin ise şunları kaydetti: "Avrupa'da hepimizin çocuklarımızla ilgili problemleri var. Yaşadığımız problemlerin kaynağında, çocuklarımızla küçük yaşlarından itibaren ilgilenmememiz yatıyor. Biz çocuklarımızı küçük yaşlarından itibaren derneklerimize getirir, buradaki kültürel çalışmalarla eğitirsek, bu sorunları daha az yaşarız. Çocuklarımız kendi kültürlerini ne kadar edinir ve yaşarsa, hayatın her alanında da o kadar başarılı olurlar. Fakat mevcut durumda bunu fark etmek konusunda eksikler var. Bu konuda eksik kalınca da, özellikle altıncı sınıftan itibaren çocuklarla iletişimde ve çocuğun hayatında sorunlar başlıyor. Eğer çocuğun kültürel eğitimini doğru yapmamışsanız, çocuk dışarıda birçok kültürle karşılaştığında işler karışıyor. Sürekli farklı kültürlere adapte olmaya çalışıyor. Her yerde yabancı kalıyor, bocalıyor."


Küçük yaşta başlamak önemli

Çocukların küçük yaştan itibaren kültürel eğitim almasının sorunları önemli ölçüde azalttığına dikkat çeken Yükselen, "Çocuk kendini buluyor, tanıyor. Kendisine yabancı olmayan bir birey olarak yetişiyor. Dışarı çıktığı zaman da kendini bilerek, tanıyarak davranıyor. Kendini tanıyan bir birey, nereye giderse gitsin kendini koruyabilir. Başı dik olur" dedi.


Dernek çalışmalarının etkisi

Dernekteki kültürel çalışmaların olumlu etkisini kendi çocukları üzerinde de gördüğünü anlatan Yükselen, şöyle devam etti: "Büyük çocuğumuzu yetiştirirken dernekteki kültürel çalışmalara katmamıştık. Bundan dolayı çok sorun yaşadık. Fakat şimdi çocuklarımın dernekte büyümesini sağlıyorum. Burada kendilerini tanıyorlar, toplumu tanıyorlar. Dışarıya çıktıkları zaman da utangaç değil, cesur ve özgüvenli davranıyorlar. Şimdi çocuklarım, okula gittiklerinde özgüvenle, 'Ben Kürt'ün, kültürüm budur' diyor. Ama derneğe gelmeyen, toplumuyla iç içe olmayan çocuk, içine kapanabiliyor, sorunlar yaşıyor. Yabancı kalıyor. Kimlik arayışına giriyor."


'Kendimizi güncelleyemedik'

Çocuk eğitimi konusunda derneklerin daha duyarlı davranması gerektiğinin altını çizen Yükselen, "Bazen gençlerimizi, çocuklarımızı zorla derneğe getiriyoruz; onların kendi toplumlarıyla birlikte olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Ama geliyor, derneğe oturuyor, saatlerce bekliyor, tek bir yaşıtı bile gelmiyor" diye belirtti.

Bazı gençlerin de "Biz aslında gelmek istiyoruz ama bize hitap eden bir şey bulamıyoruz" dediğini aktaran Yükselen şunları vurguladı: "Derneklerimiz kendini güncelleyemedi. Biz çocukken, yaşlılarımızın çevresine oturur, bize anlattıkları masalları dinlerdik. Ama artık devir o devir değil. Bugünkü gençliğe ve çocuklara hitap eden biçimler bulmak zorundayız. Çocuk burada kendini ifade edemezse, mutlaka ifade edecek bir yer arar ve bulur. Kendi kültürü içinde kendini ifade edemeyen çocuk, nerede ifade eder? Kötü bir yola girdikten sonra, artık geri çevirmekte zorlanırız. Bizim derneklerimizin, kültür kurumlarımızın ve ailelerimizin de bunu bilerek davranması gerekiyor. Bu konuda adımlar atmalıyız."


Yaşıtlarıyla olmak istiyorlar

Çocuklara ve gençlere yönelik çalışmaların derneklerin geleceği açısından da kritik olduğuna dikkat çeken Yükselen, son olarak şunları söyledi: "Derneklerimizde otuz yıllık çalışanlar var. Tabii büyük emekler sarf ediyorlar; emeklerine hepimizin büyük saygısı var. Ama bu arkadaşlar, on yıl sonra da aynı şekilde çalışma yürütebilecek mi? Onların ne kadar yedeği var? Çalışmalar için yedeği, gençlikten ve çocuklardan oluşturabilirsiniz. Bugün gençler ve çocuklara yönelik yapılanlar, aslında, on yıl sonraki dernek çalışmaları için de yapılıyordur. Derneklerimiz çevresinde yüzlerce yurtsever aile var. Bu ailelerin çoğunun çocuğu var. Çocukları haftada bir gün derneklerde bir araya getirsek, tiyatro, folklor, koro gibi çalışmalara katsak, bu sayı giderek de artar. Çocuklar burada toplanınca, bir dahakine de gelmek istiyor. Aynı kültürden yaşıtlarıyla bir arada olmak istiyor." 


AGİT ERKENDİ/FRANKFURT

Foto: Amed Çocuk Meclisi/DİHA