Sinema, müzik, tiyatro ve edebiyat gibi sanatın birçok alanında Kürtçe yapılan etkinlikler, 90 yıllık cumhuriyetin yarattığı kültürel asimilasyon politikaların etkilerini Kürdistan’dan silme noktasında önemli bir işlev gördü. Kadim bir kültürel zenginliğe sahip Kürdistan coğrafyası, kendi kültürünü yeniden inşa etme iradesi, kendini kültürel özerklik olarak gösterdi. 2012 de dikkat çeken etkinliklerin merkezi ise yine Amed’di. Kendi kökleri üzerinden evrensele uzanan bir kültürel birikimi her geçen gün yeniden inşa eden Amed, tarihsel mirasını düzenlediği uluslararası festivaller aracılığı ile dünyaya duyurdu. 2012 yılında kültürel soykırıma karşı sinema, müzik, tiyatro ve edebiyat alanında yapılan çalışmaları sizler için derledik.


Ulusal film festivaline doğru

Görsel kültürün en etkin araçlarından biri sinema. Hızlı bir kültürel yayılımı sağlayan sinema alanında 2012, damla damla büyüyen bir etkinlik silsilesine sahne oldu. Film festivalleri ve sinema günleri şeklinde ortaya çıkan etkinliklerde halka ulaşma konusunda önemli bir yol katedildi. Sinema alanında kurumlaşmanın önemli ayağı olan Ortadoğu Sinemacılar Derneği (OSAD) kuruldu. OSAD, Kürdistan’da organize edilen etkinliklerde katalizör görevi gördü. OSAD, 1. Uluslararası Amed Film Festivali yıla damgasını vuran etkinliklerden biriydi. Aynı zamanda uluslararası alanda Kürt kültürünün ve sanatının tanıtılması için önemli bir kurumsal adımdı. Amûdê’de yaşamına yitiren çocuklara adanan festivalin en önemli gündemi ise cezaevlerinde sürdürülen açlık grevleri oldu.
Amed’deki diğer bir etkinlik ise bu yıl ikincisi düzenlenen Filmamed Belgesel Film Festivali oldu. Gerçekliğin en etkin şekilde anlatıldığı bir tür olarak bilinen belgeseller festivaller aracılığı ile halkla buluştu. Ağırlığını Kürtçe belgesellerin yer aldığı festivalde, Kürdistan’da yaşanan birçok konuya yer verdi. Yılın önemli diğer belgeseli ise 2. Uluslararası Dêrsim İnsan Hakları Film Festivali oldu. Sinemasız bir kentte düzenlenen festival, Kürdistan’da insan hakları adıyla düzenlenen ilk festival olma özelliği de taşıyor. Gelenekselleşme yolunda ilerleyen Yılmaz Güney Film Festivali’nin bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi. Kürt coğrafyasının farklı parçalarından sinemacılar ve Türkiye sinemasının tanınan yönetmenlerinin katıldığı festival, Kürt sineması açısından geleceğe umutla baktıran etkinliklerden biri oldu.

Kürt filmlerine ödül

Belediyeler aracılığı ile gerçekleştirilen etkinliklerde ise birçok ilk yaşandı. Derîk Belediyesi ve Gever Belediyesi 1. Belediye Sinema Günleri ile dünya, Türkiye ve Kürt sinemasının özgün örneklerini halkla buluşturdu. Film günleri; Bazid (Doğubeyazıt), Nisebîn, Bismîl, Hasankeyf, Colemêrg, Misirc, Çinar gibi birçok merkezde de düzenledi. Ayrıca sinema alanında eğitim veren atölyeler açıldı. Elîh’te Bahar Kültür Merkezi tarafından Mayan Xatûn Sinema Atölyesi açıldı. Atölyeye Êzîdîlerin ilk kadın Miri Mayan Xatûn’un isminin verilmesi de ayrı bir anlam taşıyordu. Gerçekleştirilen kültürel etkinliklerin her biri Kürdistan’da sürdürülen kültürel soykırım politikalarına karşı bir halkın haykırışı olarak tarihe kaydoldu.
Kürt coğrafyasında yaşanan sorunları anlatan filmler çeşitli festivallerde ödüllerle döndü. Bu filmleri başında Zeynel Doğan ve Orhan Eskiköy’ün yaptığı „Babamın Sesi“ filmi yer aldı. Film, 19. Uluslararası Altın Koza Film Festivali’nde „En İyi Film Ödülü“nü layık görüldü. Film, asimilasyon sürecini yaşayan bir ailenin yaşadıklarını anlatıyordu. 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde, Hüseyin Tabak’ın yönettiği ‘Güzelliğin On Par’ Etmez’ en iyi film seçildi. Film, bir Kürt ailesinin dramını 12 yaşındaki bir çocuğun gözüyle beyaz perdeye aktarıyor. Öte yandan Emin Alper’in ‘Tepenin Ardı’ da ötekileştirme üzerinden kendini var eden devletleri ve sistemleri anlatması açısından önemli bir yapımdı.

Amed’de ilk müzik festivali

Kürt kültürünün tarihten bu yana gelmesinde en etkin alanlardan biri de kilamlar ve stranlar oldu. 2012 bu yönüyle önceki yıllara oranla daha az yoğunlukta gelişmelere sahne oldu. Kürdistan ve Türkiye kentlerinde düzenlenen festivaller aracılığı ile sürdürülen müzikal sunumlar onbinleri biraraya getirdi. Kürt sanatçıların çıkardığı çeşitli albümler de Kürt halkının beğenisine sunuldu. Bu yılın müzik alanında en önemli gelişmesi ise Amed’de düzenlenen 1. Müzik Festivali’ydi. Kürt coğrafyası ile Türkiye ve dünya müziğinin tanınan sesleri festivale katıldı. Türkiye ve dünya halklarının seslendirdiği çeşitli diller Amed sokaklarında yankılandı.
Bu yıl birçok Kürt sanatçısı da albüm çıkardı. Mersin MKM sanatçıları tarafından hazırlanan „Waweyl“ adlı „Şehitler Albümü“ müzikseverle buluştu. Dağlarda, sürgünde ve sokak ortasında öldürülen Kürt sanatçıların anısına hazırlanan albüm 10 eserden oluşuyor. Uzun süredir MKM’de sanatsal çalışmalarını icra eden Zelal Gökçe’nin ilk solo albümü ‘Solîn’ çıktı. Mersin MKM sanatçısı Kadir Çat, ‘Axşun’ adlı albümü çıkardı. Albümde, Kemal Pir ile Hilvan-Siverek’te yaşamını yitiren 5 PKK’li ve Halil Uysal için bestelenen şarkılar dinleyicilerin beğenisine sunuldu. Cihan Çelik’in ikinci albümü „Pag“ da yayınlandı. Çelik albümde Qoçgiri bölgesinin Kızılbaş şarkılarına yer verdi. „Heval Cuma“ eseriyle tanınan sanatçı Rojbin, „Perwaz“ adlı ilk albümüyle müzikseverlerin karşısına çıktı

Mezopotamya’nın sesi korolar

Kolektif bir çalışmanın ürünü olan korolar oluşturuldu. Dicle Fırat Kültür ve Sanat Derneği bünyesinde kurulan halk korusu Ermenice, Kürtçe, Arapça ve Süryanice dillerinde ezgiler seslendiriyor. Koro, bu dillerde söyleyeceği şarkılarla Mezopotamya halklarının sesi olacağını aktardı. Yine Dicle-Fırat Kültür Merkezi oluşturduğu çocuk korosuyla kültürel soykırıma önemli bir cevap oluyor. Dêrsim Belediyesi Gençlik Kültür Merkezi’nin kurduğu Omedya Mestu (Yarınların Umudu) isimli çocuk korosunun ardından Koma Wengê Awê (Suyun Sesi) isimli Kirmanckî kadın korosu çalışmalarını sürdürdü. Mersin Mezopotamya Kültür Merkezi çatısı altında, Kürdistan’dan Mersin’e göç eden genç kadınlar, „Xemri-Mor“ adlı projeyle halkın karşısına çıktı.
Yılın müzik alanında dikkat çeken gelişmesi ise sanatın farklı alanlarında organize edilen etkinliklerdi. Güney Kürdistan’ın Duhok kentinde Amed Sur Belediyesi tarafından Amed Günleri Festivali organize edildi. Festival Kürtlerin ulusal kültürünün oluşturulması anlamında temel bir etkinlik olarak yerini aldı. Mezopotamya Kültür Merkezi sanatçıları „Dîlana bê sînor“ konserleri ile müzikseverlerle buluştu. Kürt müziği akademik çalışmalar alanında bir ilki de yaşadı. Serdar Y. Türkmen, „Kürtçe Gitar Repertuarı (Repertûara Gîtarê Ya Bi Kurdî)“ adlı 2 ciltlik kitabını, Wêranşar Belediyesi Kültür Sanat Yayınları’ndan çıkardı. Amed Büyükşehir Belediyesi tarafından onarım ve restorasyon çalışması yapılan Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nde 97 yıl sonra ilk kez piyano konseri verildi. 1. Aram Tigran Konservatuarı Sanat Günleri düzenlendi. Êlîh Belediyesi bünyesinde Karapetê Xaço Dengbêj Evi açıldı.

İlk Tiyatro Festivali yapıldı

Yılın en önemli gelişmelerinden biri de sözlü geleneğe sahip olan Kürt kültürünün yansıtılmasında etkin bir role sahip tiyatro çalışmaları oldu. Amed Şehir Tiyatroları‘nca belirli bir seviyeye getiren Kürt Tiyatrosu Kürdistan’daki  kültür merkezleri bünyesinde sürdürülen oyunlarla yansımasını buldu. Tiyatro alanında önemli bir gelişme olan Êlîh Tiyatro Günleri’nin bu yıl üçüncüsü gerçekleştirildi ve bu anlamda bir gelenek oluşturuldu. Bu çerçevede tiyatro alanında yıla damgasını vuran gelişme ise 1. Amed Tiyatro Festivali’ydi. İstanbul, Ankara, Duhok, Süleymaniye, Urmiye başta olmak üzere pek çok şehirden 16 tiyatro grubunun festivale katılarak Kürtlerin tiyatro deneyimleri paylaşıldı. Ulusal kültürün yaratılması anlamında festival önemli kapıyı araladı.

Aram’dan Kürtçe kitaplar

Edebiyat alanında da 2012’de bir çok gelişme yaşandı. Birçok Kürtçe kitabın basılması edebiyat alanında yılın en sevindirici gelişmelerindendi. Aram Yayınları’nın Kürtçe ve Türkçe bastığı 24 kitap okuyucular açısından önemli bir kaynak niteliği taşıdı. 11’i Kürtçe, 12’si Türkçe ve 1 tane Kürtçe - Türkçe çıkan kitaplar, geniş bir konu yelpazesini okuyuculara sunuyor. Aram’ın okuyucu ile buluşturduğu kitaplar arasında, anadilde savunma hakları yok sayılan ‘KCK’ davasından tutuklu bulunanların mahkemeye sunamadığı savunma da yer alıyordu. Kitap, „Demokratik Siyaset ve Demokratik Toplum Savunması“ adıyla yayınlandı. Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutsak olan Murat Türk tarafından kaleme alınan „Böğürtlen Zamanı“ Aram Yayınları’nın en çok ilgi gören kitapları arasında yer aldı. Demokratik Toplum Kongresi’nin, Kürt sorununun çözümü için Demokratik Özerklik Çalıştayı‘ndaki sunum ve raporların yer aldığı kitap „Kürt Sorununun Çözümü İçin Demokratik Özerklik“ adıyla yayınlandı.
KURDİ-DER Genel Merkezi öğretmenlerinden Sebahattin Gültekin, Kürtçenin Kirmanckî (Zazaki) lehçesinin öğrenimi için „Mûsnêr“ kitabını yayınlandı. Şair-yazar Vecdi Erbay, „İnatçı Bir Bahar Kürtçe ve Kürtçe Edebiyat“ isimli yeni kitabıyla okuyucunun karşısına çıktı.

İsimler etkinliklerle yaşatıldı

Kürtçe çıkan dergilerde 2012’de okuyucuların takip ettikleri arasındaydı. Türkiye cezaevlerinde bulunan siyasi tutsaklar „Şopa Rojê“ adlı edebiyat-kültür ve yorum dergisini çıkardı. Kürt mizahının tek temsilcisi olan „Golik“ de okuyucularla buluşmaya devam etti. Kürtçe dergi alanındaki bu yeni soluğun en büyük özelliği ise, ‘içeriden’ hazırlanıyor olması.
Kürt edebiyatının daha geniş topluluklara ulaştırmak amacıyla kurumsal nitelikli etkinlikler de yapıldı. Kürt edebiyatının sayılı temsilcilerinden olan Ehmedê Xanî adına Amed’de Kürt Dili ve Edebiyatı Akademisi açıldı. 20. yılını kutlayan Kürt Enstitüsü, Feqî Hüseyin Sağnıç Dil Ödülünü, tutuklu Kürt yazar Mülazım Özcan’a verdi. Eğitim Sen Êlîh Şubesi’nin düzenlediği 2. Şerzan Kurt Edebiyat Ödülleri sahiplerini buldu. 4. Ceylan Önkol Resim Yarışması ödülleri dağıtıldı. Êlîh Bahar Kültür Merkezi bünyesinde Seyda-i Tirej Edebiyat Masası kuruldu. 5. Abdullah Duran Öykü Yarışması düzenlendi.
Kürt şair Arjen Arî yaşamını yitirdi. 56 yaşında hayata gözlerini yuman Arî, geride bıraktığı birçok şiir kitabıyla önemli bir külliyat yarattı.

Festivaller iradeyi yansıttı

Her yıl birçok kentte organize edilen kültür-sanat festivalleri, Kürt kültürünün geniş topluluklarla buluşturdu. Gelenekselleşen çoğu festival aynı zamanda siyasal olarak Kürdistan’ın iradesini yansıttı. Gever 3. Cilo Doğa ve Kültür Festivali „Sanat Hakikat Arayışıdır“ şiarıyla düzenlendi. 6. Cizîr Kültür Sanat Günleri Festivali, Kürt Dil Bayramı ile beraber kutlandı. 12. Munzur Festivali de bu yıl onbinlerin katılımı ile  „Dersim Soykırımı Tanınsın, Barajlar İkinci 38’dir“ sloganıyla gerçekleştirildi. Nisêbîn Belediyesi 2. Nisan Festivali „Nusaybin’in renkleri Nisan’da akıyor“ temasıyla halkla buluştu. Patnos Belediyesi tarafından 3. Sipan Kültür Sanat Festivali „Xece ve Siyabend’in Aşkı Sipan’ın eteklerinde Sanatla Yeniden Yeşeriyor“ sloganıyla gerçekleştirildi. 8. Batman Hasankeyf Kültür Sanat ve Kadın Festivali yapıldı. Wan’da Miks (Bahçesaray) Feqiyê Teyran Kültür ve Sanat Festivali düzenledi. 44. Tatvan Kültür ve Sanat Fuarı zengin içeriği ve uzun süreli olmasıyla dikkat çekti.

Başarılı tiyatro uyarlamaları

Dünya klasiklerinin Kürtçe’ye kazandırılması da yıla damgasını vuran diğer bir gelişmeydi. 2012’de Shakespeare’in „Hamlet“, Sofokles’in „Antigone“ ve Federico Garcia Lorca’nın „Daweta Xwînî“ (Kanlı Düğün) bu eserlerin en dikkat çekenleri arasında yer aldı. Amed Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu ve Hollanda RAST Tiyatrosu tarafından ortaklaşa sahnelenen Kürtçe Hamlet’in dünya prömiyeri Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da yapıldı.
Amed Şehir Tiyatrosu, Antik Yunan tragedyası „Antigone“ oyununu ilk defa Kürtçe sahneledi. MÖ 411 yılında Sofokles tarafından kaleme alınan tragedya geleneklere ve yasalara rağmen kardeşinin cenazesine sahip çıkan Antigone’nin direnişini anlatıyor. Oyun, aynı zamanda Kürt coğrafyasında yaşanan 30 yıllık savaşta oğulları, kızları ve kardeşlerine sahip çıkan onca kadının direnişini simgeliyordu. Oyun aynı zamanda Kürtçe oynanan ilk tragedya oldu.
Federico Garcia Lorca’ın Daweta Xwînî’si (Kanlı Düğün) de Kürtçeye kazandırılan önemli oyunlardandı. Kanlı Düğün, evleneceği gün sevdiği kişiye kaçan gelin yüzünden, aileler arasında zaten eskiden beri süregelen kan davasının yeniden alevlenmesi sonucu gelen ölümleri konu alıyor.
Kürdistan’ın birçok ilinde kültür merkezleri ve belediyeler bünyesinde tiyatro çalışmalarını sürdüren grupların dikkat çeken oyunları arasında şunlar yer aldı: Nisêbîn Belediyesi Mitanni Kültür Merkezi Teatra Mîtannî’nin „Heft û Heş“, Wêranşar Belediyesi Med Kültür ve Sanat Merkezi, „Qeyd“ (Kayıt), Cizîr Mem û Zin Kültür Sanat Merkezi Teatra Birca Belek, „Xal û Xwarzî“, Êlîh Bahar Kültür Merkezi Arsen Paladov Tiyatro Grubu „Em û Ew (Biz ve onlar)“, Qars Serhat Kültür ve Sanat Merkezi Roja Med, „Jan û jiyan“, Cegerxwîn Gençlik Kültür ve Sanat Merkezi „Dawet“ ile Zilan Katliamı’nı anlatan „Bir Derenin Gözleri Zilan“, Amed Şehir tiyatroları „Papûcên Min Ên Xweşik (Benim Güzel Pabuçlarım)“, Xulame Du Xwedî (İki Efendinin Uşağı). Türkiye metropollerinde Kürtçe tiyatro yapan grupların oyunları ise şunlardı: İstanbul Destar Tiyatro „Disko 5 No’lu“, Teatra Seyr-î Mesel „Kayo Mixenet“.


ÖNDER ELALDI