Kültürel yozlaşma önce dilde başlar
Forum Haberleri —

İshak Paşa Sarayı
- Sanatçı ve edebiyatçı farkında olsun ya da olmasın, eserini yaratırken veya yarattığı eserin sunumunu yaparken kullandığı dil, kapitalist modernitenin yarattığı kültürel yozlaşmayı yeniden yineden üreten ve çoğaltan bir şeye dönüşebilir.
BAYRAM BALCI
Sanat ve edebiyat alanında yaşanılanları, kapitalist modernite ve demokratik modernite arasındaki çatışmalı mücadeleden bağımsız ele almak mümkün değildir.
Hayatın her alanında olduğu gibi sanat ve edebiyat alanında da kapitalist modernitenin etkisi altındaki estetik kuram akımlarıyla, demokratik modernist bir anlayış ile özgürlüğün estetiğini ortaya koyan sanatsal akımlar arasında kıyasıya bir mücadele söz konusundur.
Lakin bu iki anlayış arasındaki sanat edebiyat alanındaki çatışma ve mücadele diğer pek çok soysal alanlarda da olduğu gibi görünür bir çatışma ve mücadele alanı değildir. Çatışmanın görünür olmaması sorunun önemsizliğinden değil, insanın toplumsallığının sorunun kapitalist modernite karşıtlığı bakımında can yakıcı düzeyde önemli olmasından kaynaklanmaktadır. Kapitalist modernite toplumsallık karşıtı bir sistemdir. İnsanın toplumsallığını parçalamak ve yok etmek ister.
Bunun içindir ki, demokratik sanat ve edebiyat alanındaki gelişmeler, sanat ve edebiyatı bir endüstri haline getirmiş olan kapitalist modernite sistemi nedeniyle pek gün yüzüne çıkamamaktadır. Ancak bütünüyle boğulması, yok edilmesi de mümkün olamamaktadır.
İnsanlığın ve hatta dünya halklarının demokratik bir anlayışla bin yıllardır yarattığı sanat ve edebiyat eserleri, yeraltında akan saklı nehirler gibi azala çoğala ve gelişerek varlığını her daim sürdüre gelmiştir.
Yaşadığımız coğrafyada derisi yüzülen Nesimiler, Fuzuliler, Pir Sultanlar, Yunus Emreler, Dadaloğulları, Feqiyê Teyranlar, Cezirîler, Cigerxwînler, Şêrko Bêkesler gibi ozanlar, Şakiro gibi dengbêjler ve adını saymadığımız daha nice ozanlar her zaman bu toprakların mayasına maya katmışlardır.
Dahası kapitalist modernitenin allayıp pullayıp popüler kültür malzemesi yaptığı sanat ve edebiyat anlayışına karşı bu ozan ve dengbêjler yarattıkları eserlerle demokratik sanat edebiyat anlayışını geliştirmişler ve günümüze taşımışlardır.
Bugün de sanat edebiyat alanlarının bütün cephelerinde kapitalist modernite anlayışına farkında olarak ya da olmayarak teslim olmuş sanatçı ve edebiyatçılar ile demokratik modernitenin özgürlükçü geleneği içinde eserler üreten sanatçı ve edebiyatçılar arasındaki çatışma ve mücadele kıyasıya sürmektedir.
İnsanlığın başına bela edilen DAİŞ caniliğinin kaynağı olan sapkın İhvancı İslam anlayışı ile hareket eden zevatların sanat ve edebiyat alanında ve özellikle de şiir alanında ileri sürdükleri kapitalist modernist sistemden kaynağını alan “çağdaş” düşüncelerle, yüzyıllardır toprak altında saklı bir nehir gibi akıp gelen demokratik modernitenin nefesi olan şiiri boğmak için yaptıkları hamlelerin de elbette farkındayız.
Lakin kapitalist modernite sisteminden kaynağını alan “çağdaş” düşüncelerle demokratik modernitenin özgürlüğü ortamında eserler üreten sanatçı ve edebiyatçıların da kendi dillerini temize çekmeleri kaçınılmaz bir gerçekliktir. Çünkü kültürel yozlaşma evvela dilde başlar. Sanatçı ve edebiyatçı farkında olsun ya da olmasın, eseri hakkında kullandığı dil, kapitalist modernitenin yarattığı kültürel yozlaşmayı yeniden yineden üreten ve çoğaltan bir şeye dönüşebilir.
Örneklersek, bir müzik sanatçısının yarattığı müzik eserinden parça diye söz etmesi, söz konusu kültürel yozlaşmanın yeniden üretilmesinden başka bir şey değildir. Evvela ortaya konulan şey bir müzik eseridir, bir şarkıdır, türküdür, kılamdır, strandır. Otomobil parçası ya da bir alet edevat parçası değildir. Bir türküden, şarkıdan, kılam ve strandan parça diye söz etmek o sanat eserine karşı yapılmış bir haksızlıktır.
Tanınmış birçok müzik sanatçılarımızın dahi eserlerini takdim ederken "şimdi sırada şu parçamız var" ya da "bu parçayı Amed zindanında üç kibrit çöpü ile Newroz ateşini tutuşturan Çağdaş Kawa için söylüyoruz" gibi ifadeler kullanması, kapitalist modernitenin motoru olduğu kültürel yozlaşmayı yeniden üretmektir. Ve aynı zamanda o sanatçının yarattığı eserine karşı da en basit ifade ile yaptığı bir saygısızlıktır.
Yeniden şiire dönecek olursak, şiir dili de kapitalist modernitenin yozlaştırıcı estetik anlayışı içinde çokça kirlenmiş bir dildir. En tanınmış devrimci şairlerin şiirlerinde bile kültürel yozlaşmanın örneklerine maalesef çokça rastlamak mümkündür. Devrimci bildiğimiz şairler tarafından yazılan şiirlerde cinsiyetçi, cins ayrımcılığını çoğaltan yer yer cins faşizmine neden olan pek çok dize yazılmıştır. Kısaca bir kaç örnek vererek yazımı daha fazla uzatmadan “şimdilik” sonlandırmak istiyorum. Demokratik modernitenin şiirini "erkekçe olsun isterim dostlukta düşmanlıkta" veya "anam avradım olsun" ya da "sapına kadar namuslu" vb. pek çok cins faşizmini çağrıştıran dizelerden kurtararak, temize çekmek gerek. Ne ki kapitalist modernitenin sanat edebiyat alanındaki tahribat ve tahrifatlarının bilince çıkarılması için genç sanatçı ve edebiyatçılarda farkındalık yaratmak açısından, bu konunun örneklerle daha derin bir şekilde tartışılması ve incelenmesi gerektirmektedir.







