Kumru Konak, Dersim’in Pertek ilçesine bağlı merkez Avşeker (Akdemir) köyünde doğdu. Okudu; Türk Dili ve Edebiyat öğretmeni mezunu oldu. 2014 yılında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde öğretmenlik yapıyordu. Nişanlı olan Kumru öğretmen, yakın bir gelecekte evlilik hayalleri kuruyordu. Ama bu tatlı hayalini maalesef gerçekleştiremedi! O Pazar günü,  arkadaşlarıyla birlikte çıkıp, pikniğe gitseydi, belki de herşey çok farklı olacaktı! Fakat evde aklamayı ve yorgunluğunu uyuyarak gidermeyi tercih etti. İşte ne olduysa o uyku anında oldu! 

Takvim yaprakları 8 Haziran 2014 tarihini gösterdiğinde, Kumru öğretminin kaldığı evinin yan tarafında, dört katlı kaçak bir bina inşaa ediliyordu. Evet, bu bina kaçaktı. Pazar (tatil) günü demeden, burada dev inşaat makinalarıyla sabahın erken saatlerinde çalışılıyordu. Aslında şaşılacak birşey yok, bu gayet normal! Çünkü burası Türkiye Cumhuriyeti devleti! Heran, her şey olabilir? Amman dikkat! Başınıza ummadığınız birşeyler gelebilir ve hayatınız aniden kararabilir! İnşaat halinde olan bu binanın kolon harcı, o günün sabah erken saatlerinde döküldüğünde, Kumru öğretmen de evinde uyuyordu. Dökülen beton harcı, Kumru öğretmenin uyuduğu odanın duvarını yıkıp, bir delik açtı ve herşeyden habersiz olan Kumru öğretmen, dışarıda verilen tonlarca yüksek basınçlı beton harcın altında kalarak komaya girdi. Hastanelerde 9 ay yoğun bakımda kaldıktan sonra fizyoterapist, osteopat ve refleksoloji tedavisi, zor şartlar altında ailesi tarafından evde sürdürüldü. 

Uzun bir tedavi sürecinden sonra doktorları, Konak‘a ‘yoğun bakım rehabilitasyon’ tedavisi uygulama kararı aldılar. Ama Türkiye’de, yoğun bakım rehabilitasyonu uygulayacak bir hastane dahi yoktu. Hani sürekli sağlık alanında gerçekleştirdikleri dev atılımlardan sözederler, hiç bir hastanın kendi haline bırakılmadığından dem vururlar ya, meğerse onların hepisi yalanmış! İşte en somut örneği! Bu yüzden Üniversite doktorları tarafından Konak’ın, altı aylık bir süreyle Almanya’da bulunan “Kliniken Schmıeder Neurogisches Fach-und Rehabilitationskrankenhaus Allenesbach“da; “Nöroloji ve Fizik Rehabilitasyon tedavisi“ görmesi için yurtdışı tedavi raporu hazırlandı. Ancak, bu defa da Sağlık Bakanlığına bağlı “Sağlık Kurulu“ Konak’ın, Almanya’da tedavi görmesini reddetti.

Öğretmen olduğu halde, tedavi masrafları devlet sigortası tarafından kabul edilmeyen Kumru öğretmenin ailesi, özel olarak Almanya’daki klinik yetkilileriyle görüştüler. Konak ailesinde, sadece hastahane masrafları için 30 bin Euro istendi. 2 yıldan beri maddi bir sıkıntı içine giren Kumru öğretmenin ailesi ve yakın dostları; bu paranın ancak bir bağış kampanyası ile toplanılabileceğine karar verdiler. 

Şu an sosyal medya ve basın üzerinden yürütülen kampanyaya yüksek bir katılım olacağı düşünülmektedir. Lakin Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşayan başta Dersimliler olmak üzere, bütün duyarlı birey ve kurumların Kumru öğretmen için elbette yapacakları, yapmaları gereken birşeylerinin olduğu muhakkaktır! Hastane tarafından istenilen paranın karşılanması için yapılacak bağışlarla birlikte, değişik etkinliklerin de (gece, kermes ve benzeri) devreye sokulması düşünülmelidir.

Biliyoruzki; devletin sağlık güvencesinin olmadığı bir ülkede yaşamanın, hele bir de hastalanmanın, insanı ne denli acımasız bir sürece getirdiğini göstermesi bakımından, Kumru öğretmen sadece bir örnektir. Bir yandan kanuni boşluklardan ötürü, çevre güvenliği alınmadan yapılan kaçak inşaatları kontrol edemeyen Ankara, öte yandan uykudayken hayatı yatağa mahkum edilen ve tedavisi dahi sorumsuz devlet yetkilileri tarafından engellenen, genç bir bayan Kumru öğretmen! İşte Türkiye şartlarında, “yerinden özyönetim“ denilen o idari yapının ne kadar gerekli bir sistem olduğu, bu üzücü olayda bariz bir şekilde açığa çıkmıştır.