Şeyh Said'in Diyarbekir'de katledilişi, tarihi momentti.

Amed'i kalbinden vurmak istediler.
Galip Ensarioğlu'nun Diyarbekir'de Büyükşehir Belediye Başkanlığına AKP adayı gösterilmesi, "geri tepecek ilk kurşun" olacak.
Aday gösterilmesi değil, "Galip" olmaması "tarihi moment" olacak.
Galip Ensarioğlu seçime yatırım yaptı ve "Kürtler'in yaşadıkları yerin adı Kürdistan'dır" dedi.
Ensarioğlu, "Zaza"dır.
Şeyh Sait gibi.
Dikduruşuna tanık olmadığım bir "Zaza".
Şeyh Sait, kendi kelamında bir Kürt lideriydi.
Kendisi yükseldi, savaştı, önce Kürdistan'daki bölünmüşlüğe, akabinde ise askeri olarak kolonyal ordulara "yenik" düştü.
Ensarioğlu, kendi gücüyle yükseldi.
Becerikliydi.
Sonra bayrağını kolonyal faşizme teslim etti.
AKP'nin "truva atı"na konuk olan ilk "Lüks misafir".
Neden mi?
Ensarioğlu'nun "Kürdistan" demesine hatta "Kürdistan'ın Bağımsızlığı"ndan bahsetmesine, şaşırmayacağım.
Çünkü icazetli ve kolonyal faşizmin son temsilcisi bir partinin "Kürdistan Başkenti"nden Büyükşehir Belediye Başkanı adayı.
Önerim, "Galip"iyetini Kürdistan'a kaptırmadan önce, AKP'den istifa edip, BDP'ye geçmesi.
Bunu yapmazsa?
Bazı yorumlarım olacak:
Galip Ensarioğlu yıllar boyu Kürt Hareketi'nin AKP'deki "truva atı"nda iskan edenlerden biri.
Bu sonradan ortaya çıkarsa, "Galip" ismini kurtaracak tarihi bir neden bulunur.
İkinci varsayım; "Galip"in, Kürdistan ve Kolonyal cepheyi "idare edilecek iki taraf" olarak görmesi. Bu onu tarihin "aşağıdan derin" hanesine kaydedecek.
Onun aday olduğu kent Diyarbekir.
Bir dönem önce, Mesud Barzani Kolonyal Hükümet tarafından Diyarbekir'e davet edildiğinde ve ona Şivan Perwer "meze" edildiğinde, Ensarioğlu'nun aday olacağı bilinmiyordu.
Ancak, Mesud Barzani'nin Diyarbekir ziyareti, Kürdistan için tarihi bir moment değildi.
Doğru anlamak gerekiyor:
Diyarbekir'deki Başkan Baydemir, o ziyareti, terse çevirerek "tarihi moment"e uyarlamak istedi; doğru yaptı.
Çünkü, BDP, sokakları adım adım örgütleyen "isimsiz Kürt kahramanları" olmasaydı, ne Kolonyal Devlet Barzani'yi davet eder, ne de Kürtler buna müsade ederlerdi.
Türkiye için tarihi bir moment oldu.
Tarihe bakın:
Türkiye Mustafa Barzani'yi hiç davet etmedi.
Eski haberlere göre, Baba Barzani, 70‘li yıllarda, herhangi ipsiz sapsız bir Türk Binbaşısı'yla Hakkari veya Şemdinli dağlarından birinde, "kuzu kebabı"na davet edildikten sonra, haberlere konu edilirdi.
Eskilerde Türkiye, Güney Kürdistan'lı liderlerle gizli görüşürdü.
Şimdi davet ediliyorlar.
Türkiye için önemli bir değişim.
Kürdistan için ise "tarihi bir moment" değil.
Sadece Ankara'daki kolonyal faşizmi dize getiren bir adım…
Dönersek:
Türkiye'nin gelecek yerel seçimlerde ortaya çıkardığı "As" aday Diyarbekir'den gösterildi.
Geç kalmış "ters kurşun."
Önemli olan ne söylediği değil, kimin adına konuştuğu.
Ensarioğlu hangi gerekçelerle ortaya çıkarsa çıksın, AKP'den istifa etmediği müddetçe, "örtülü ödeneğin Kürdü" olarak tarihe geçecek.
Bu gerçek, kurnaz bir tilki gibi gülümseyip, "bunu tarih göstercek" dese de, değişmeyecek.