BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş 'şov yapıyorlar' diyen Türk Başbakan'a Mardin'den seslendi: "Sen daha Kemal Pir'i, Hayri Durmuş'u, Mazlum Doğan'ı, Ali Çiçek'i bilmiyorsun, tanımıyorsun. Onlar da direnirken 'şov mu' yapıyordu. O dönemin direnişin sembolü olan Mazlumların yoldaşları, zindanda açlık grevinde ama bir fark var, milyonlarca yoldaşları dışarıda onlara destek veriyor."
BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Mardin ve ilçelerinde halkla biraraya geldi. Kızıltepe'de devlet güçlerinin saldırısına rağmen binler BDP Eşbaşkanı'nı karşıladı, Demirtaş'ın Nusaybin'e girişini engelleme girişimleri de boşa çıktı. BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve beraberindeki Mardin Milletvekili Erol Dora, BDP PM üyeleri, belediye başkanları ve çok sayıda kişi, onlarca araçlık konvoyla ilk olarak Mazıdağ'a gitti. Geçtiğimiz hafta polisin attığı gaz bombasıyla başından yaralanan Emanet Eneş'i evinde ziyaret eden BDP'liler Derik'e geçti. İlçe girişinde ve çarşı merkezinde toplanan binlerce kişi, BDP'nin seçim otobüsüyle beraber, Kelah Mahallesi Kaniya Guzê mevkiinde açılan "Direniş Çadırı"na yürüdü. Sarı-kırmız-yeşil flamalar ve zindan direnişçilerinin fotoğraflarını taşıyan halk, "Ölümlere izin vermeyeceğiz, taleplere yanıt verilsin, açlık grevi direnişçilerini selamlıyoruz, anadilde eğitim talebi kabul edilsin, Öcalan'a özgürlük" pankartı açtı. Burada toplanan kitleye hitap eden BDP Eşbaşkanı Demirtaş, "Zindanlarda büyük bir kararlılıkla o kutsal direniş devam ediyor. Bizler için, Kürt halkı için, sizler için, ortaya çıkan onurlu değerler için, özgürlük, Kürt sorunun çözümü için bedenlerini ölüme yatıran, kahramanca direnişi ortaya koyan tutsak yoldaşlarımızı Derik'ten selamlıyoruz" dedi.

Gençlere çağrı: Direnişe direniş katalım

Açlık grevlerinin AKP'nin faşizan politikalarına karşı başlatıldığını belirten Demirtaş, bunu bitirenin de halkın evlatlarını sahiplenmesi ve onurlu duruşu olacağını vurguladı. "63'üncü gününe giriyoruz, kritik aşamanın eşiğini aştık, ölümler an meselesi" diyen Demirtaş, şöyle konuştu: "Bu saatten sonra daha da çok, saat saat, dakika dakika, saniye saniye direnişi yükseltmeliyiz. Çünkü artık saniyeler büyük önem taşıyor. Bu halk, 'şantajdır, blöftür, tehdittir, şovdur' laflarına aldırmadan sokaklarda, elinden ne geliyorsa onu yapması gerekiyor. Özellikle gençlere çağrı yapıyorum, sadece Derik'te değil tüm Kürdistan gençliği saniye saniye alanlarda zindandaki direnişe direniş katalım. Bugünler evde oturma günü değil, biz direnişimizle 'şov yapıyorlar, şantajdır' diyenlere meydanlarda direnerek, direnişle nasıl kazanıldığını göstereceğiz."

'Faşistler Kürdistan'dan defolun'

"Anadilde savunmayı, eğitimi, kabul etmeyen zihniyette, bu halkın önderine saygı göstermeyen zihniyetlere, faşistlere, meydanlarda, Kürtlerin olduğu her yerde Kürdistan'dan defol diyeceğiz" diye konuştu. "Kürt halkının önderine saygı gösterilmesi gerektiğini, anadilde savunma ve eğitimini kabul ettireceğiz" diyen Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: "Biz sadece bununla kalmayacağız, niye onları zindana attın, bu yoldaşlarımızı niye hukuksuz bir şekilde cezaevlerine koydunuz, belediye başkanlarımızı, milletvekillerimizi, çocuklarımızı, siyasetçilerimizi, analar ve babalarımızı niye hukuksuz bir şekilde zindanlara attıklarını sorgulayacağız ve sonuna kadar da takipçisi olacağız."

'Onurlu Kürt evinde duramaz'

Onurlu direnişte olan tutsakların yalnız bırakılmaması gerektiğine vurgu yapan Demirtaş, şunları söyledi: "Birlikte, omuz omuza mücadele vereceğiz. Analar özellikle analar en büyük bedeli verdiler, evlatlarını vermeye devam ediyorlar. O analar ki evlatları 63 gündür açlık grevindedir, direniyor. Şimdi sesleniyoruz, kendi geleceği için değil, ihale, makarna, kömür cezaevi koşulları için değil, zindan kapılarında direnen evlatlarınız için, hangi Kürt rahat uyuyabilir, hangi Kürt rahat yemek yiyebilir. Benim tanıdığım onurlu bir Kürt evinde duramaz. Evlatlarını unutmaz, yalnız bırakmaz. İşte biz sizin vekilleriniz olarak da, biz de onlara bu direnişlerinden dolayı 'canımız feda olsun, sizinleyiz, varız' diyeceğiz."

'Zindan duvarları yıkılmıştır'

Kürtlerin eski Kürt olmadığını herkesin bilmesi gerektiğine işaret eden Demirtaş, "İşte Hayri Durmuş, Ali Çiçek, Kemal Pir, Mazlum Doğan; tüm Kürtleri ezmek isteyen güçlere gösterdiler. Kürtlerin nasıl direneceğini, zindan direnişini nasıl var ettiğini bir halk olduğunu gösterdiler. Tüm zindanlarda görkemli bir direniş ortaya koyuyorsak, bu yoldaşların sayesinde olmuştur. Artık herkes bilsin ki biz ve zindanlar arasında duvar yoktur. Zindanlardaki direnen yoldaşlarımızla halk buluşmuştur. Zindan duvarları yıkılmıştır" dedi.

Metropollerdeki Kürtlere çağrı

Kürt halkının özgürlüğünün, zindanlardaki açlık grevinin sonlanmasının Başbakan Erdoğan'ın iki dudağının arasından çıkacak söze bağlı olmadığına vurgu yapan Demirtaş, özgürlüğü getirecek olanın zindanlarda ve dışarıda halkın gösterdiği görkemli direniş olacağını söyledi. Özellikle metropollerde yaşayan Kürtlere seslendiğini dile getiren Demirtaş, "Metropollerde yaşayan Kürt halkımıza sesleniyoruz, sizin ortaya koyacağınız direniş, tavır, belirleyici olacaktır. Herkes, elinde ne imkan varsa, kullansın. İdris Naim Şahin'ın copları, panzeri karşımıza dikebilir; ama biz bunları dinlemeyeceğiz, direneceğiz. Çünkü bu taleplerin kabul edilmesi bu ülkenin geleceğinin aydınlatılması demektir. Onun için ne zahmetler karşımıza çıkarsa çıksın direneceğiz" diye konuştu.

Saldırı Kızıltepelileri engelleyemedi

Konuşma ardından seçim otobüsü yüzlerce araçlık konvoyla Kızıltepe'ye doğru yola çıktı. BDP Eşbaşkanı Demirtaş ve beraberindekiler ilçeye varmadan önce karşılama için Özgürlük Meydanı'nda toplanan kitleye polis gaz bombası ve tazyikli suyla saldırdı. Yaşanan çatışma ve gerginlik ardından dağılan halk BDP konvoyunun ilçe girmesiyle tekrar toplandı. Sayıları 10 bini bulan kitle, BDP konvoyuyla birlikte "Bijî Serok Apo", "Bijî berxwedana zindanan", "Direne direne kazanacağız", "Tutsakların direnişi direnişimizdir" sloganları eşliğinde Özgürlük Meydanı'na yürüdü.

Poster de açar, heykel de diker

BDP Eşbaşkanı Demirtaş, konuşmasına halka yönelik saldırıya tepki göstererek başladı. 'Öcalan posteri açamazsınız' gerekçesiyle halka saldırı düzenlendiğini belirten Demirtaş, "Onu diyenlere açıkça sesleniyoruz" diyerek şöyle konuştu: "Kürtlerin katili Kenan Evren'in heykelini dikebiliyorlar da, bir halk önderinin posterini mi açamaz. Bu halkın katilini, Kürtleri diri diri yakanları iktidar adına sahipleniyorlar da, milyonlar Önder olarak gördüğü iradesini mi sahiplenemeyecek?" Ne yapılırsa yapılsın halkın Önderine sahip çıkacağını kaydeden Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti: "Siz ne diyorsunuz be, biz bu meydana Başkan Apo'nun heykelini dikeceğiz heykelini. Kürt halkı artık önderiyle, partisiyle, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle, Ortadoğu'nun en onurlu halkından biridir. Artık copla, suyla, panzerle, tank ve topla bu halkı yıldıramazsınız. Bu halkın evlatları 63 gündür yemiyor, içmiyor ne için işte bu meydanda posteri açılan Önderi için, işte 'yaşasın zindan direnişi' anadili için. Onun için bu halk bu evlatlarına sahip çıkıyor, onun talepleri olan Önderliğin özgürlüğü için. Neymiş poster açamazmış, bal gibi de açar sen de gel engelle."

Anlamayan tek kişi Kasımpaşalı

"Açlık grevini AKP hükümeti başlattı, ama bitirecek olan sizlersiniz, sizin direnişiniz olacaktır" diyen Demirtaş, "63 gündür hükümette anlatmaya çalışıyoruz, onlar anadilinde savunma, eğitim yapmak istiyorlar diyoruz. Tüm anlatmalarımıza rağmen, anlamıyorlar, kulaklarını kapatmışlar dinlemek istemiyorlar. Belki birçok kişi anlıyor, ama anlamayan bir tek kişi var o da Kasımpaşalıyım diyen Başbakan. Duymuyor, anlamıyor. İşte siz direnişinizle, ona yoldaşlarınızın sesini duyuracaksınız, anlatacaksınız, hatırlatacaksınız" diye belirtti. Erdoğan'ın "Şov yapıyorlar, şantaj yapıyorlar" açıklamalarına da sert tepki gösteren Demirtaş, "Eğer şova, şantaja, yemeğe sevdalı olsaydık, senin gibi Başbakan olurduk, konforlu olurduk, ama biz bunu seçmedik. Biz özgürlük için bedel veriyoruz. Sen daha Başbakan olmak için, belediye başkanı olmak için, cemaatten, Pelsivanya'dan izin almamışken, bu halk alanlardaydı. Sen daha Kemal Pir'i, Hayri Durmuş'u, Mazlum Doğan'ı, Ali Çiçek'i bilmiyorsun, tanımıyorsun. Onlar da direnirken 'şov mu' yapıyordu. O dönemin direnişin sembolü olan Mazlumların yoldaşları, zindanda açlık grevinde ama bir fark var, milyonlarca yoldaşları dışarıda onlara destek veriyor" dedi.

Nusaybin'e giriş engellenemedi

Mitingin sona ermesi ardından devlet güçleri halka yine gaz bombası ve tazyikli suyla saldırdı. Kitlenin taşlarla karşılık vermesi üzerine çatışmalar ara sokaklara yayıldı. Polis, BDP seçim aracına da gaz bombası atarken, aracın arka camları kırıldı. İlçede uzun süre çatışmalar devam etti. Polis müdahalesi sırasında ismi öğrenilemeyen bir genç kafasından yaralanarak hastaneye kaldırıldı.
BDP konvoyunun ise Nusaybin'e girişine izin verilmedi. Araçlardan inen BDP'liler oturma  eylemi yaparak İpekyolu'nu trafiğe kapattı. Yolda oluşan araç kuyruğu nedeniyle polisler geri çekilmek zorunda kaldı. BDP'liler de Mitani Kültür Merkezi önünde yapılan mitinge katıldı.

HABER MERKEZİ