Çağ değişti. Halklarla birlikte dünya, evrimleşerek yeniden yapılandı. Baskı, ırkçı tahakküm rejimleri yıkılmaya başladı. Yer yüzü haritası, her halkın kendi evinde (yurdunda) huzur içinde yaşayacağı biçimde değişti.
Avrupa’daki etnik (aidiyet, ayrı halka mensubiyet) savaşları bu sayede son buldu. İspanya bugün huzurlu, Korsika adası sükun içinde, İrlanda özgür. Rus imparatorluğu da, Yugoslavya, Çekoslovakya yok artık.
Sahra çölünün gezginleri Tuareg’ler bile devletleşti. Dörde bölüştürülmüş 40 milyon kişilik Kürdistan ise hala zebanilerce kuşatma altında. Kırım, yangın ve yıkımlar yaralısı, zindan ve işkencelerle ağu acılı.
Çekilen acıların iniltisinden bütün bir bölge huzursuz…
"Ben daha çok dindarım" naralı TC rejimi, bölgede kendi dinini, mezhebini ihraç etme savaşında, Filistinilerin kurtuluşunu, bir kaç yüz bin kişilik Kıbrıs’ın bağımsızlık havarisi, ama sıra Kürtlere gelince, İslamiyet büyük günah saymasına rağmen, onların köle kalması için, adeta cehennem kapısında bekçi...
Emir ve komutaları altındaki medyaları ise Kürdistan’ın kendi kaderini belirleme çabalarını, uzaylılar yer yüzünü işgale inmiş gibi bir panikle ehlike çanlarını çalıyor...
Oysa, Kürtler herhangi bir Orta Asya'dan gelmiş göçmen, yurt hırsızı, işgalci değildirler. Kimseden toprak, mal, mülk istemiyorlar. Onlar Orta Asya bilinmeden binlerce yıl öncesinden beri, kendi topraklarının yerlisi, yurtlarının taşı, toprağı kadar eski öz sahipleridir. Ülke ve özgürlüklerini istiyorlar. Hepsi bu kadar…
Ayrıca halkların hak isteme ve istediklerine sahip olma çağımızın gerçeği. Çünkü, dünya barışı ve yan yana yaşama bunu gerektiriyor.
Bu nedenle geçmişin Hint imparatorluğundan Pakistan ve Bangledeş, bugünkü Rus imparatorluğundan pek çok devlet çıktı.
Kürtlerin Tuareglerden, Çekler, Boşnak, Makedon, Hırvatlardan eksikleri ne?
Günümüz dünyasında, köleci dayatma ile halkları el altında tutmak artık mümkün değil, ama TC dünyadaki gelişim ve oluşumlardan habersiz. Onun için, Kürdistan'a bomba yağdırıp, terör ekiyor.
Kendi tutuklu ve mahkum haklarına dair çıkardıkları kanunlarda bile, ırkçı ayırım yapıyor. Kendi mahkum ve tutuklularının ölümcül hastalarını görmesi, yakınlarının cenazesinde bulunması yasayla hak ilan ediliyor, Abdullah Öcalan’ın kişiliğinde, esir alınmış Kürtlere bu kapı, sıkı sıkıya kapatılıyor; sevilesi adaletleriyle...
Seçilmiş Kürt liderler, aydınlar, gazeteciler, yazarlar ve seçmenlerden sonra terör dün, işverenlerinin kapısındaydı. Günlük tutuklama sayısı yirmi kişinin altına hiç inmiyor.
Dünü algılayamamış, bugünün yaban ve yabancıları nereden bilsinler, geçmişte Britanya’nın benzer terörle Hindistan’da, Belçika da Kongo’da kendi kanında boğulduğunu…
Ajanslar dün, TC’nin Kürdistan cephesindeki ordusuna, zehirli gazlardan korunmak üzere, maske dağıttığını duyuruyorlardı.
Maskelerin amaç ve işlevi açıktı: Kürdistan göklerinden zehir yağdıracaklardı.
Oysa, daha bir süre önce rejimin baş imamı Recep Tayyip, Kürtlerin oylarını cebine aktarmak için dindar derviş rolünde, insanlık havarisiydi. Kemalist gaddarlığı anlatırken, Kürtlerin fare gibi zehirlendiğini söylüyordu.
Herkesin hakkı kendine, Romalı Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmek gerekiyorsa eğer, Kemalistler, Kürdistan’ı yakıp yıktılar, soy kırım yaptılar, ölümden kaçışta mağaralara sığınanları fare gibi zehirlediler, ama toplu kırım seferlerinde dağların otuna, çiçeğine, ağacın meyvasına zehir serpmediler.
AKP-Fethullah Gülen rejimi, tersinden giderek "çok dindar" (!)dır. Dinleri, tarikat, ticaret, ırçılık soslu. Bu yönüyle İslam’dan farklı, yeni bir din…
Liderliğini üstlendikleri "Müslüman Biraderler" adındaki yer altı örgütü aracılığıyla, Arap dünyasına dinlerini ihraç edip, iktidar gücünü ele geçirmeye çabalıyorlar.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun anlayana anlatımıyla, mezhep savaşlarına öncülük ediyorlar. Suriye, ihraç edilmek istenen kaosa (terör) direndiği için, AKP-Gülen rejimi tarafından, savaşla tehdit ediliyor.
Dinleri, mezheplerini ihraç yollarında özgürlükçü, içeride ise zalim…
Bu arada, Kürdistan sorunu artık uluslararası masada. Güneyden sonra Kuzey Kürdistan’ın liderleri de Amerika’daydı. Amerika, meselelerin hallinin arandığı dünya arenası, günümüzde.
Ayrıca, bölgede tepe efendi. Kürdistan, bölgede baş aktör. Fakat, Amerikan desteği, bomba ve hava araçlarıyla Kürdistan yaralanıyor.
Her bomba, aynı zamanda Amerika'nın çıkarlarını da vuruyor. Çünkü, Kürdistan’a sükun gelmedikçe, üstünde oturduklarını huzur içinde yeyip, sindirmesi de mümkün değil.
Kürdistan heyeti, Washington'a bölgede barışın anahtarını ve kendi gerçeklerini anlatıyor, herhalde…
Kürdistan dünya arenasında