Kürdistan özgürlük savaşçıları savaşın dokuzuncu gününde kahramanlık destanını yeniden yazmaya başladılar. Savaşın en acımasız cephesinde top atışları ve uçak bombardımanlarının altında yorgun bir akşam üstü geçiyor. Şunu belirmek gerekiyor ki, burada yaşananlar savaş değil, Ermeni Soykırımını Kürtler şahsında yeniden güncelleme çabasıdır.

Dün soykırımın kurbanları Ermenilerdi, bugün de Kürtlerin olmasını istiyorlar. Bir halk evinden, yurdundan sürülerek yok edilmek isteniyor. Tarihin en büyük yalanı ve çarpıtması yapılarak, “terörle mücadele” adı altında gerçekler ört bas edilerek halklar katledilmek isteniyor.

Zalimler zulümlerinde sınır tanımıyorlar. Dün Serêkaniyê’de çocuklar ve kadınlar obüs toplarıyla yakılarak katledildi. Görüntü korkunçtu. Fırsat bulsalar tüm yurdumuzu, bölgeyi ateşe verecekler, yok edecekler. Bu nedenle Kürdistan savaşçıları gece demeden, gündüz demeden, durmadan dinlemeden, yılmadan yorulmadan direniyor, savaşıyor ve bedel ödüyorlar.

Kürt halkının kızları ve oğulları Serêkaniyê’de, Girê Spî’de, Kobanê’de her köy ve sokakta destan yazıyorlar. Başkan Apo’dan bir söz dinleyen, bu hareketin suyunu içen, havasını soluyan herkes dişi tırnağı ve yüreğiyle vatanı ve onurunu savunuyor. Ve her cephede Pir Kemal’in dediği gibi gökte bulut kalmasın, yağmur yağsın, güneş açsın, özgürlük için savaş olsun haykırışları yükseliyor.

Girê Spî ve Serêkaniyê mahşeri bir zamana duruyor, yıldızlar yerine yağan kurşunların ışığında düşmanın menziline uzanılıyor, yanı başında gülümseyerek düşen yoldaşlarını kucaklayacak zamanı bulamadan, son mermi özgürlüğe çekilerek, düşman bir adım daha geri ittiriliyor.

Sürü gibi, aç kurlar misali saldırıyorlar halkımızın bağrına, yakıp-yıkıyorlar yüz yıllık ev ve çınarlarımızı, anılarımızdan eser bırakılmıyorlar geriye. Yaşlılar, çocuklar mevzilerde savaşçılarıyla sırt sırta. Düşmanın barbarlığına direniliyor.

Bir halkın onurunu korumak için sipere atılan her yoldaş ölümün korkusundan arınmış, savaşırken ölümü yenmiş ve kurşunlara hedef olduğu son nefesinde de bile bir halkı yaşatmanın büyük aşkı ve hakikatiyle gülümsemesi yüzünden eksik olmuyor.

Bu mevzilerde çarpışan savaşçılar düşmana geçit vermemede yemin etti. Ayaklarını özgürlüğe, yüreklerini halkına düğümlediler. Düşmanın uçakları, tankları, bombaları ve envai çeşit silahları ne kadar korkunç olursa olsun, hiçbir şey onları halkların özgürlüğünü korumada alıkoyamıyor.

Çekilen acılara rağmen herkes mutlu ve tüm cephe hattı halkımızın özgürlük halayının meydanına durmuş. Şimdi baştan başa savaş alanına dönüşen burada zafer Kürdistan’ın özgürlüğe sevdalı, ölüme nişanlı kızlarını ve oğullarını çağırıyor.