Kürdistan ve Türkiye'den kısa kısa

.

.

  • Barışa 10 yıl sonra hapis
  • Dokunulmazlık dosyası bini aştı
  • Yerelde konferanslar sürüyor

Barışa 10 yıl sonra hapis

10 Ekim Barış Mitingi’ne çağrı yapanlara 10 yıl sonra hapis cezası verildi. Barış çağrısı, 'yasa dışı eylem'; flama sopası ise 'silah' sayıldı.

10 Ekim 2015’te Ankara’da 103 kişinin hayatını kaybettiği katliam öncesinde yapılan barış mitingi çağrısı için yapılan yürüyüş nedeniyle yargılanan sendika ve meslek örgütü temsilcileri, Adana 17. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılandı. Mahkeme, daha önce istinaf tarafından bozulan dosyada önceki kararına büyük ölçüde paralel bir hüküm kurdu. Mahkeme, eylem sırasında taşınan sendika flamalarının bağlı olduğu plastik sopaları “silah” sayarak cezaları artırdı. Hiçbir indirim uygulanmadı. Flamaları taşıyan hafif plastik sopaların yaralanmaya neden olabileceği iddia edilerek “silah” sayılması da dikkat çekti. Karar için yeniden istinaf yolu açık.

Dava, 6 Ekim 2015’te DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin, 10 Ekim Mitingi’ne çağrı eylemine dayanıyor. Ankara’daki miting için Adana İnönü Parkı’nda bir araya gelen yurttaşlar, Atatürk Parkı’na yürüyüş gerçekleştirmek isterken polis şiddetine maruz kaldı. Müdahale sırasında biber gazı ve cop kullanıldı, 5 yurttaş yaralandı. Olayın ardından yürüyüşe katılan 12 kişi hakkında “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü” ile “görevli memura direnme” suçlamalarıyla dava açıldı. Yargılamanın ilk kararı, 2020'de verildi. Mahkeme, dört kişiye 3 yıl 6 ay, 7’sine ise 4 yıl 5 ay olmak üzere 11 kişi hakkında hapis cezası verdi. Bu kararda en dikkat çeken unsur, eylemcilerin taşıdığı flamaların plastik çubuklarının “silah” olarak değerlendirilmesi oldu. Mahkeme, bu gerekçeyle cezaları artırdı.

Mahkeme ısrar etti

Dosya, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından incelendi ve yerel mahkemenin kararı usul ve gerekçe eksiklikleri nedeniyle bozuldu. Dosyanın yeniden görülmesinde yerel mahkeme, önceki yaklaşımını sürdürdü. Mahkeme, 21 Nisan 2026 tarihli kararında 10 kişi hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamında 1 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Ayrıca 7 sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme uyarınca ek ceza verildi. Bayrak sopaları silah sayılarak TCK 265/4 maddesi devreye sokuldu ve cezalar yarı oranında artırıldı. Böylece bazıları açısından toplam ceza üç yıla kadar yükseldi. Mahkeme, ne takdir indirimi, ne hükmün açıklanmasının geri bırakılması ne de cezanın ertelenmesi gibi uygulamaları hayata geçirdi. Gerekçede, “sanıklar hakkında teşdit uygulanması (daha ağır verme) yönünde vicdani kanaat oluştuğu” ifadelerine yer verildi. Mahkeme, ceza belirlerken takdir yetkisini kullandığını belirterek istinafın “alt sınırdan ceza verilmesi” yönündeki yaklaşımını dikkate almamış oldu. ADANA

* * *

Dokunulmazlık dosyası bini aştı

Meclis Karma Komisyonu’nda 8 partiden 145 milletvekiline ait toplam bin 52 dokunulmazlık dosyasının bulunduğu açıklandı. Dosyaların büyük bölümü, CHP ve DEM Parti'lilere ait.

Türkiye Meclisi Başkanvekili Bekir Bozdağ, DEM Parti Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo'nun, Meclis Başkanlığına gelen yasama dokunulmazlığının kaldırılması istemleriyle milletvekilliği sona erenlere ilişkin yazılı soru önergesini yanıtladı. Bozdağ'ın verdiği bilgiye göre; Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon'da, AKP'li 5 milletvekiline ait 8 dosya, CHP'li 71 milletvekiline ait 325 dosya, DEM Parti'li 43 milletvekiline ait 628 dosya, MHP'li 9 milletvekiline ait 11 dosya, İYİ Parti'li 9 milletvekiline ait 30 dosya, Yeni Yol Parti'li 1 milletvekiline ait 1 dosya, TİP'li 3 milletvekiline ait 42 dosya, Demokratik Bölgeler Partisi'nden 1 milletvekiline ait 2 dosya ve bağımsız 3 milletvekiline ait 5 dosya olmak üzere toplamda 8 partiden 145 milletvekiline ait bin 52 dokunulmazlık dosyası bulunuyor.

Bozdağ, Anayasa'nın 76, 83 ve 84. maddelerinin ilgili fıkraları ile Meclis İçtüzüğü'nün 135 ve 136. maddelerinin ikinci fıkrasına istinaden kesin hüküm giyme nedeniyle 1 Ocak 2015'ten bu yana Wan Milletvekili Figen Yüksekdağ Şenoğlu, Amed Milletvekili Nursel Aydoğan, Sêrt Milletvekili Besime Konca, Colemêrg Milletvekili Ferhat Encu, Mûş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Riha Milletvekili İbrahim Ayhan, Amed Milletvekili Osman Baydemir, Colemêrg Milletvekili Selma Irmak, Colemêrg Milletvekili Leyla Güven, Amed Milletvekili Musa Farisoğulları ve Hatay Milletvekili Şerafettin Can Atalay'ın milletvekilliğinin düştüğünü belirtti. ANKARA

* * *

Yerelde konferanslar sürüyor

DEM Parti'nin “Komün belediyedir, belediye komündür” şiarıyla gerçekleştirdiği konferanslara Mêrdîn, Agirî ve Riha'da devam edildi.

Mêrdîn'in Artûklû (Artuklu) ilçesinde bulunan bir salonda gerçekleştirilen konferansa, Mêrdîn ve ilçelerinden seçilmiş eşbaşkan ve belediye meclis üyeleri katıldı. Sinevizyon gösterimiyle başlayan konferans katılımcıların soru ve yorumları ile devam etti. Konferansta, belediyelerin hizmet sunan bir idari yapı olmanın ötesinde, halkın doğrudan karar alma süreçlerine katıldığı bir yönetim modeli olarak tanımlanması gerektiği belirtildi. Temel belediyeciliğin aksine karar mercilerinin tabana inmesi gerektiği mesajı verildi. Konferans daha sonra basına kapalı bir şekilde devam etti.

Agirî'deki konferans, Baro binasında düzenledi. Konferansa Agirî, Îdir ve Qers kentlerinden seçilmişler ve delegeler katıldı. Konferansta öne çıkan değerlendirmelerde yerel yönetimlerin halkla iç içe, komün odaklı bir yapıya kavuşması gerektiği belirtildi. Demokratik yerel yönetimler modelinin, toplumun özgürleşmesi ve kadın iradesinin her alanda temsil edilmesiyle mümkün olacağı ifade edildi. Konferans, daha sonra basına kapalı olarak devam etti.

Riha Barosu Tahir Elçi Konferans Salonu’nda gerçekleşen konferansa ise Riha ve Semsûr’dan seçilmişler katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüsü Canan Kebenç Özkan, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nde eşbaşkanlık sistemiyle 78 belediye kazandıklarını belirterek, şunları söyledi: “50 yıl aşkın savaşın yarattığı toplumsal sorunlar, savaşın yarattığı krizler, yoksulluk, göç ve bununla birlikte özel savaş politikalarıyla birlikte geliştirilen bir toplum kırım, kadın cinayetleri, uyuşturucu bağımlılığı, fuhuş, kentlerin yağmalanması devam ediyor. Dönüp baktığımızda kentin ihtiyaçlarına, yeraltı kaynaklarından tutalım, altyapı çalışmalarına, sağlıklı kentlerden tutalım birçok kentsel ihtiyaca kadar yerel yönetimler eliyle gerçekleştirebileceğimiz birçok zeminimiz bulunuyor. Soykırım ve asimilasyon politikalarına karşı dil çalışmalarından tutalım kültür çalışmalarına, yoksulluğa karşı ekonomi çalışmalarından tutalım sağlık sistemine, altyapı sorunlarından tutalım sağlıklı kentlerde yaşamaya, gıda güvenliğinden tutalım kentlerin gerçekten doğru imarlandırılmasına kadar birçok sorun ve kriz, yerel yönetimlerin çalışma sahasıdır. Krizlere komünlerle cevap verilebilir.” HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.