Son parlamento seçimleri arifesinde, 10 bin Kürdü toplamışlardı. Onlar hala toplama kamplarında. Kimileri, eşine telefon açıp, yer söylemiş, “iş çıkışı buluşalım” demiş. Eşlerin telefon konuşması, “gizli örgüt faaliyeti” olarak, suç dosyalarında yer almış.
Kimilerinin dosyasında, tutuklama sebebi bile yok. “Görülen lüzum üzere” ibaresidir, suç kanıtı.
Belediye seçimlerine aylar kala, bir kere daha, sahipsiz koyun sürüsüne dalmış kurtlar gibi saldırıyolar.
Bir yanda ev, iş yeri baskınlarıyla toplu tutuklamalar (en son dün Silopi’de 20 kişi) bir yandan da, hırsızlar, dolandırıcılar, kiralık katillerden derlenip beslenen Hizbullah çetesinin, yeni baştan insan avı mevsimi…
Beri yanda, savunma ve saldırı amaçlı kale kışlaların inşaası. Kürdistan’ı insansızlaştırmak için de, derelerin çaylar, arkların önünü barajlayıp, su altına alıyorlar.
Öbür yanda Abuzittin, sanki olanı gameşler, sığırlar yalayıp yutmuş gibi, “süreç var, ha süreç var, süreci bozan vebal altında kalır” diyor.
Süreç “var” ama, 1990’ların ruhu da var. 1990’larda JİTEM’in yedek gücü olarak iş başı yaptırılan Hizbullah, yeniden canlandırılıyor. İlk taarruzları başladı bile.
Ama bu kere daha farklı. Utanma, sıkılma da bir yana, açıktan işbirliği içindeler. Eski Hizbullah, o dönem, “gücün desteği ardımda” gösterilerine çıkmamıştı.
Süleyman Demirel, Tansu Çiller tarafından kabul edilip, “memleket meseleleri müzakere” edilmedi, onlarla. Tersine devlet, kendini temiz, hem de hukuka bağlı göstermek için, onları at hırsızı, kiralık katil yerine koyup uzak durdu.
Devletin beslemeleri oldukları “resmen inkar” edildi.
Ama bu kez öyle değil.
Başbakan Erdoğan, hiç perva etmeden, birileri çıkar ne der diye düşünmeden, tıpkı dünyanın gözü içine baka baka El Kaide’ye payanda, üs olma benzeri, onun türevi, gayri meşru evladı Hizbullah’ın devamı, ardılı olduğunu inkar etmemiş, cinayetlerini mahkum etmemiş, sadece “o ayrı bir örgüttü” demekle yetinmiş, HÜDA PAR’ın Genel Başkanı ve heyetini, parti merkezinde kabul etmiştir.
Birlikte çektirdikleri fotoğraf, HÜDA PAR’lılar tarafından meşruluğun da ötesinde, devlete sırtını dayamış güç bayrağı yapılmıştır.
Nitekim, buluşmadan bir kaç gün sonra, silahlı birliği Batman’da düğün yerini basıp, ateş açmış, Özcan Temel’i katletmiş, iki kişiyi de yaralamıştır.
İsmet Paşa, Demirel iktidarının parlamentodaki TİP odalarına baskın yapmasından sonra, “eşkıyanın yarın gece ne yapacağı belli değildir” sözü pek ünlüdür.
Hizbullah’ın da yarın ne yapacağı ve hangi gelişmeleri tetikleyeceği belirsizdir.
Bırakın BDP lideri Selahattin Demirtaş’ı, düzenin partisi CHP Genel Başkanını bile kabul etmeyen Erdoğan’ın HÜDA PAR heyetini kabulü hesaplı, kitaplı, çıkar beklentili, dolayısıyla bellidir.
Medyaya servis için çektirtilen fotoğraf ise “derin iş ve güç birliği anlaşmasının” belgesidir.
Eşkıyanın ne yaptığı, yarın ortaya saçılınca, “onları bilmiyor, tanımıyordum” mugalatacılığı ve çürütmeci taklacılığı onu, sorumluluktan kurtarmayacaktır.
Çünkü, kendisinin hafızası kayba uğramış, silinmiş olsa bile, devletin bütün istihbarat ağları elinin altınadır.
Diyelim MİT’i, polisi, orduyu ve özel istihbarat kanallarının arşivlerini seller, sular götürdü de Hizbullah hakkındaki sabıka kayıtları, bir anda silindi.
Ama Hizbullah, 1990’larda satırlarla insan doğrayıp, domuz teliyle boğarken, Abdülkadir Aksu İçişleri Bakanıydı. Aynı Aksu şimdi partide yardımcısıdır. Kabul sırasında yanı başında değilse bile yandaki odadaydı.
“Memleket meselelerini” görüşüldüğü buluşmada çekilen fotoğrafı bayraklaştıranların sloganını haykıran çete, düğün baskınından bir gün sonra “dokunulmaz” bu kez, yine Batman’da satırlar ve tüfeklerle bir internet kahvehanesini basmış, haberdar edilen polis 45 dakika sonra gelmiş, “bizim yapabileceğimiz bir şey yok” deyip gitmiştir.
Böylece, güç ve destek alan eşkıyanın ne yapacağı belli olmuştur.
Hizbullah ile dostluk, iş birliği fotoğrafı, savaşa davetiye niyetiyle “süreci resmen bitirmek” değilse eğer, yaklaşan seçimde bir kaç oy içindir.
Amaç her ne olursa olsun, iktidarın seçimi bilinçli, çetecilerin yarattığı sonuç ise gerçektir. Korku ortamına davetiye çıkarılmıştır. “Gerekirse, Papaz cübbesi bile giyerim” diyenlere yakışandır, bu…
Kürdistan’da bir kere daha insan avı mevsimi, fakat bilinmesinde yarar var: Kürtler, kiralık katillerden oluşan çeteler karşısında da eski Kürdistan değildir.
Ayrıca çeteleri emzirenler dönüp geriye baksınlar. Şimdiye kadar, kimsecik korku ekerek payidar olamadı. Korku ekenler hep zararlı çıktılar.
Kürdistan’da av mevsimi
Seçim var. Zamanıdır. Kürdistan’da bir kere daha insan avı mevsimi.