Kürdistan’da tecavüz devletin savaş taktiği

Kadın Haberleri —

20 Ağustos 2020 Perşembe - 17:00

  • HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, İpek Er örneğini vererek, Kürt illerinde yaşanan cinsel istismar ve tecavüzlerin devlet eliyle özel bir savaş taktiği olarak uygulandığını söyledi. Türk İçişleri Bakanı’nın tecavüzcü askerin yerine HDP’yi hedef alan açıklamalarına da yanıt veren Başaran, “Bizi sorgulayacak en son kişidir. Olayın üstünü örtme çabası içinde olan kişiye hesap vermek zorunda değiliz” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, parti genel merkezinde gündeme dair açıklamalarda bulundu.
Başaran, sözlerine 18 yaşındaki İpek Er’e tecavüz eden ve intihara sürükleyen Türk askeri Musa Orhan olayı üzerinde durarak başladı. Kadınlara yönelik tecavüzün yüzyıllardır bir savaş taktiği olarak kullanıldığını, tarihin en eski savaşlarından dünya savaşlarına kadar bu durumun süregeldiğini dile getiren Başaran, Kürt illerinde yaşanan tecavüz olaylarının da devlet eliyle “özel savaş politikası” olarak uygulandığını ifade etti.
 
Cinsiyetçi yazılamalar

Başaran, Kürt illerinde uygulanan sokağa çıkma yasakları döneminde özel harekat polislerinin yurttaşların yatak odalarına girip cinsiyetçi yazılamalarda bulunduğunu ve bu yazılamalar önünde poz verdiğini hatırlattı. Başaran, “90’lı yıllarda da bu özel savaş politikaları uygulanıyordu. Bunların en bilinen örneğinin Musa Çitil’in dosyasına yansıyan tecavüz vakalarıydı. Maalesef o olayda da tıpkı bugün Musa Orhan’da olduğu gibi bu meseleyi gündeme getiren gazeteciler hakkında soruşturma başlatıldı. Musa Çitil hakkında beraat kararı verildi” diye konuştu. 
 
Korucu tecavüzleri

Yine 2013 yılında Mêrdîn’in Midyad ilçesinde korucuların kaçırarak tecavüz ettikleri bir kadınının ölümüne neden oldukları örneğini veren Başaran, kadının ailesinin 7 yıldır adalet mücadelesi verdiğini söyledi.
 
Ercan Usluer nerede?

Kayyum atanan Mêrdîn Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Kent A.Ş.’de görev verilen polis memuru Ercan Usluer’in “tacizci” olduğunu söyleyen Başaran, “Bununla ilgili göstermelik cezalar verildi. Ama o dönemden bu döneme Ercan Usluer’in nerede olduğu konusunda bilgi yok. Yine bir uzman çavuş Alpaslan Akbudak, 13 yaşındaki kız çocuğunu taciz etti. Bu durum Kürt illerinde, Kürdistan’da savaş taktiği olarak uygulandığının en önemli göstergelerinden. Musa Orhan genç bir kadına tecavüz etti, 20 gün boyunca alıkoydu. Genç kadın defalarca başvuruda bulundu, sesini ulaştırmak istedi ancak ulaştıramadı, çığlığını duyuramadı. Maalesef çığlığını intihar ettiği gün duyurdu. Uzman çavuşun kendisine gönderdiği mesajlara rağmen herhangi bir işlem yapılmadı. Alkollü olarak gösterildi ve korundu. Yetkililerden tek bir açıklama yapılmadı. Yetkililer ne yaptı? Olayın üstünü kapatmak için ellerinden geleni yaptılar. Çünkü tecavüze uğrayan bir Kürt kadınıydı ve bunu gerçekleştiren üniformalı bir uzman çavuştu” dedi.
 
Soylu’ya yanıt

Başaran, Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun zanlı yerine HDP’yi hedef alan açıklamalarına da yanıt verdi. 
Başaran, Soylu’ya yönelik “Kurulduğumuz günden bugüne geldiğimiz gelenek; onlarca yıldır kadın mücadelesi yürüten bir partiyiz. Amasız fakatsız kadına karşı şiddet, taciz ve tecavüzün karşısında duruyoruz. Bizi sorgulayacak en son kişidir. Bugün bu olayın üstünü örtme çabası içinde olan kişiye hesap vermek zorunda değiliz” ifadelerini kullandı.
 
Adalet sosyal medyada aranıyor

Başaran, Soylu’nun açıklamalarına dair sözlerine şöyle sürdürdü: “Genç kadının abisinin polis olması kendileri açısından hassasiyet meselesiymiş. Genç kadının tecavüze uğrayıp, intihara sürüklenmesi bu kişilerin hassasiyeti değil, hassasiyet failin kimliği. Eğer gerçekten hassasiyetleri olsaydı bu meseleyi araştırır, cezalandırılması için ellerinden geleni yaparlardı. Eksik adalet, erkek adalet ne zaman geldi? Sosyal medyada paylaşım yaptıktan sonra lütfedip bu kişiyi tutukladılar. Türkiye’de adalet sosyal medyada aranıyor. Adliye saraylarında adalet yok.” 
 
Sözleşmeyi koruyacağız

İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Başaran, “Eğer sözleşme uygulansa, bu genç kadın intihara sürüklenmezdi. Uygulansa kadınlar sosyal medyada adalet aramazdı. İstanbul Sözleşmesi, kadına her türlü desteği sağlayın, toplumsal cinsiyet eşitliğine göre bütün alanları düzenleyin dediği için mi rahatsız oluyorsunuz? Sözleşmenin kaldırılması için bir manipülasyon çalışması yürütülüyor. Kanallarda erkekler oturup tartışıyorlar. İstanbul Sözleşmesi, AKP MYK’sında tartışılacak bir konu değildir. Sözleşmeyi korumaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

ANKARA 

 

Lütfedip tutukladılar

Êlih’te 16 Temmuz’da alıkoyduğu 18 yaşındaki İpek Er’e tecavüz ederek ölümüne neden olan Türk askeri Musa Orhan, sosyal medyada yüz binlerce kullanıcının tepkilerini göstermesi sonucunda ancak tutuklanabildi.
İpek Er, intihar girişiminde bulunmadan önce yaşadıklarını kaleme aldığı mektupta anlatması üzerine ailesinin şikayeti sonucu tecavüzcü gözaltına alınmış, Adli Tıp Kurumu muayenesinde İ.E.’nin tecavüze uğradığı tespit edilmesine rağmen ifadesi alınıp serbest bırakılmıştı. 
İpek Er’in 18 Ağustos’ta yaşamını yitirmesi ardından sosyal medyada “#MusaOrhanTutuklansın” etiketiyle kampanya başlatılmıştı. Halkın büyüyen öfkesi ardından fail hakkında ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçlamasıyla iddianame düzenlendi, Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nce tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarıldı. Karar üzerine Siirt Emniyet Müdürlüğü’nce gözaltına alınan ve işlemlerinin ardından adliyeye gönderilen tecavüzcü asker, savcılık sorgusunun ardından tutuklanma talebiyle sevk edildiği mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşması ise 16 Ekim’de.

Tecavüzcü zihniyetini dışa vurdu

Üzerinden bir ayı aşkın zaman geçmesine rağmen olaya dair tek laf etmeyen Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ilk kez konuştu. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan’a konuşan Soylu’yu, zanlının bir kolluk görevlisi olması ve böylesi bir olaya karışması yerine kamuoyunun olayı gündeme getirip tecavüzcü askeri deşifre etmesi rahatsız etti.
İ.E.’ye tecavüz edip intiharına neden olan uzman çavuş Musa Orhan’ın bu denli gündeme getirilmesinin nedeninin, ‘HDP milletvekilinin yaptıklarının üstünü örtmek’ olduğunu ileri sürdü.
Tecavüzcü, ırkçı ve mafyalarla birlikte çektirdiği fotoğraflarıyla ünlü Soylu, “Elbette bu olayın bazı çevreler tarafından sürekli gündeme getirilmesinin temel nedeni, HDP milletvekilinin ve diğer PKK’lıların yaptıklarının üstünü örtmektir. Tecavüze de şiddete de zerre kadar prim vermeyiz. Her ikisine de tabii ki hayır!” ifadelerini kullandı. 

 

Apaçık bir cinayet

Türk askeri Musa Orhan’ın tecavüzüne uğradığı için intihara kalkışan İpek Er’in yaşamını yitirmesi sonrası kadınlar İstanbul,Wan, Riha ve Colemêrg’de sokağa çıktı.
Wan’da HDP İl Örgütü binası önünde yapılan açıklamayı TJA aktivisti Aynur Sarıca yaptı. Sarıca, İ.E.’nin yaşamını yitirmesinin apaçık bir cinayet olduğunu, hem kadın hem de Kürt olduğu için alçakça bir yöntemle bir cani tarafından katledildiğini söyledi.

Katil sadece Musa Orhan değil

Katilin sadece Musa Orhan olmadığını vurgulayan Sarıca, “O kişi, kadınlar ve Kürtler şahsında tüm topluma karşı verilen kirli savaşın parçası, kaybedecek hiçbir manevi değeri kalmayan, insanlıktan düşen kirli unsurlardan sadece birisidir. Tecavüz ve işkencenin gerçekleştiği andan İ.E.’nin hayatını kaybettiği güne kadarki süreçte gerçekleşen bilinçli saldırının tamamı sistemseldir. Güncelde AKP-MHP ittifakının yürüttüğü bu mekanizma, varlığını şiddet ve tecavüze borçludur. Tecavüz ve şiddet vaadiyle toplumun üzerine saldığı kimi memur, polis ve uzman çavuşlar ile bunu itiraf etmektedir” diye konuştu.

AKP’nin kutsallığı tecavüzdür, cinayettir

Türkiye’nin açlıktan intihar eden bir ülke haline geldiğini dile getiren Sarıca, şöyle devam etti: “İstanbul Sözleşmesi ile kafayı bozan, minberlerde kılıçlarla gösteri düzenleyen, tecavüzcüleri suçüstü yakalandığı halde hiçbir şey olmamış gibi yaklaşan bu sistemin kutsallığı ve taptığı din, Allah ve vatan değildir. En çıplak haliyle şiddettir, tecavüzdür ve cinayettir.  Kardeşimiz İ.E.’nin ölümü ile duyduğunuz üzüntü büyüktür. Fakat öfkemiz daha büyüktür. Annesinin ağıtlarına döktüğü, ‘kızım kalk, yolun uzun, yükün ağırdır’ sözlerini asla unutturmayacağız.” 
 Riha ve Colemêrg’de ise “Öfkemiz, acımızdan daha büyük” diyen kadınlar, İ.E’nin yaşadığı mağduriyetin sözcüleri olacaklarını dile getirdi.

Yaka paça gözaltı

İstanbul Taksim Meydanı’nda Kadınların Kurtuluşu üyeleri,“İpek’in katili erkek egemen sistem” yazılı pankart açarak açıklama yaptı. Açıklamada “İpek ölmeden önce Musa’yı serbest bırakan, sosyal medyadan gelen tepkilerle gönülsüzce tutuklayan erkek egemen yargı sistemiyle her alanda savaşmaya devam ediyoruz. Devletin eli tacizciler-tecavüzcülere, kadın katillerine uzanmıyor, hesap sormak için meydanları dolduran kadınlara uzanıyor” denildi. Açıklama esnasında eylemcilere saldıran polis, Başak Yeşilot, Gamze Taşçı, Berivan Kurt ve Burcugül Çubuk’u yaka paça gözaltına aldı.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2020 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.