İstanbul, Amed ve Êlih’de (Batman) tiyatro çalışmalarını yürüten Kürt tiyatrocular, bu yıl Kürdistan’ta süren savaş ve katliamlar nedeniyle  Dünya Tiyatro Günü’nü buruk karşılıyor. Savaşın içinde büyük direnişlerinde ortaya çıktığını söyleyen tiyatrocular, bu direnişler ışığında yeni bir tiyatroya ihtiyaç olduğunun altını çizdi.


Her hikaye bir tragedya

Amed Şehir Tiyatrosu’ndan Kemal Ulusoy, içinden geçilen savaş sürecinde bugünün kutlanmasının ne kadar doğru olduğunu sorguladıklarını kaydederek şunları ifade etti: İnsanların yaşamı ve ölümü anda saklı. Kürt coğrafyasında katliamlar ve yerle bir edilmeler yaşanıyor. Bir şehir ortadan kaldırılıyor. İnsanlar küle dönüştürülüyor. Ölüler verilmiyor. İnsanlar kendi yasını tutamıyor.  Her bir hikaye bir tragedya konusu. Bir o kadar da direnişe konu edebileceğimiz kahramanca sembolleşmiş kişiler var. Mehmet Tunç’tan Taybet Ana’ya. Bu durumda tiyatro yapmak gerekiyor mu, gerekmiyor mu sorusunu sormamız gerektiği gibi tiyatronun ya da sanatın nasıl etkisi olur biraz da onu sormak gerekir. Ya da neden yapmıyoruz. Tiyatro her şeye rağmen yapılması gereken bir sanat dalı. Birebir insanı etkileyebilen, toplumda moral değerlerini yükselten, siyasete eleştiri anlamında müdahale edebilen bir silah niteliğinde bir özelliği varken bunu kullanamamız gerekir.


Nasıl yapmalıyız?

İstanbul’da MKM bünyesinde etkinliklerini sürdüren Teatre Jiyanê Nû’dan Rugeş Kırıcı da her sene kutlanan Dünya Tiyatro Günü’ne Kürt tiyatrocular olarak buruk girdiklerini söylüyor. Kırıcı, İstanbul’da Kürtçe tiyatro yapan gruplar olarak alttan alta bir baskı ile karşı karşıya olduklarına değindi.Yaşanan onca acıya rağmen tiyatro çalışmalarını sürdüreceklerinin altını çizen Kırıcı, şunları ifade etti: Bu kadar şey yaşanırken elbette tiyatro yapmalı; ama nasıl yapmalıyı sorgulamalıyız. Sokaklara, sahnelere neyi taşımalıyız. O konuda etkisiz olduğumuzu düşünüyoruz. Bir yandan katliamlar yaşanırken diğer yandan da özgürlük mücadelesi veriliyor. Biz de bunun sanatını yapmalıyız. Yara çok sıcakken onu sanatsal bir ürüne dönüştürme zorlanıyorsun fakat bugünlerin sanatının ileriye daha güçlü şekilde taşınacağına inanıyorum.

Êlih Şehir Tiyatrosu’ndan Ahmet Tekik de tiyatronun ruhları, duyguları birleştirici yönü düşünüldüğünde bu kadar zulmün yaşandığı zamanlarda tiyatronun mutlak gerekli olduğunu ifade etti.


Oyun oynama edimi sürmeli

İstanbul’da Kürtçe tiyatro yapan Destar Tiyatro’dan Mirza Metin de kentlerin yıkıldığı, katliamların yapıldığı bir ortamda Dünya Tiyatro Günü’ne girildiğini belirtti ve ekledi: “Her şeye rağmen oyun oynama edimi sürmeli. Bu edim sanatsal alanın dışında düşünülmeli. Nasıl Kürtler savaşı protesto ederken govend oynuyor ya da sevinçli anlarında govend oynuyorsa tiyatroda biraz böyle bir şey” diye konuştu.



Önder Elaldı