Akademisyenlere soruşturma açan üniversite yönetimlerine yenileri eklenirken, Kocaeli’nde 18, Bolu’da 3, Bursa’da 3 akademisyen evlerine yapılan baskınla gözaltına alındı. Erdoğan ve AKP iktidarının talimatıyla YÖK ve yargı eliyle gerçekleştirilen “bilim insanlarına diz çöktürme” operasyonuna karşı dik duran akademisyenlere destek ise çığ gibi büyüyor.  Noam Chomsky, Tarık Ali gibi dünyaca ünlü isimler akademisyenlere destek verirken, AKP’ye “Kürtleri katletmeyi durdur” dedi. 

Erdoğan ve Davutoğlu’nun talimatıyla 12 Eylül darbesinin ürünü YÖK’e ardından Türk yargısı da jet hızla soruşturmalara başladı, akademisyenler evleri basılarak ‘terör örgütü propagandası” yapmak suçlamasıyla gözaltına alındı. Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Senatosu’nun bildirgeye imza attıkları gerekçesiyle hakkında soruşturma açtığı Prof. Dr. Mehmet Cengiz Erçin, Prof. Dr. Mehmet Rauf Kesici, Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Prof. Dr. Özlem Özkan, Prof. Dr. Veli Deniz, Prof. Dr. Yücel Demirer, Prof. Dr. Zelal Ekinci, Doç. Dr. Burcu Yakut Çakar, Doç. Dr. Derya Keskin, Yrd. Doç. Dr. Güven Bakırezer, Doç. Dr. Hakan Koçak, Doç. Dr. Hülya Kendir, Yrd. Doç. Dr. Kuvvet Lordoğlu, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Ruhi Demiray, Yrd. Doç. Dr. Nilay Etiler, Doç. Dr. Ümit Biçer, Ar. Gör. Adem Yeşilyurt, Ar. Gör. Aynur Özuğurlu gözaltına alındı. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcısı, bildiriye imza atan 19 akademisyenin dışında 2 kişinin daha tespit edildiğini belirterek, “21 kişi hakkında ‘Terör örgütü propagandası yapmak’, ‘Devletin manevi şahsiyetini tahkir etmek’ gibi suçlardan soruşturma açıldı” dedi.


Kendi yüzüme bakabilmek için

Gözaltında olan Prof. Dr. ve HDK Yürütme Kurulu Üyesi Onur Hamzaoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tehditlerine karşı, “Demirden korksak, trene binmezdik. Ben aynada kendi yüzüme bakabilmek için o bildiriye imza attım” yanıtını vermişti.

Akademisyenler akşama doğru Kocaeli Adliyesi’ne sevk edildi. Adliye önünde toplanan öğrencilere polis saldırdı, 4 kişi gözaltına alındı. 


Ev ve üniversite odaları arandı

Bolu’da da akademisyenler gözaltına alındı. Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nden Ülkü Güney, Selime Güzelsarı ve Barış Kılıçbay hakkında “terör örgütü propagandası” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında evlerine TEM ekipleri tarafından baskın düzenlendi. Gözaltına alınan akademisyenlerin bilgisayarlarının imajları alındı, cep telefonlarına da delil olarak el konuldu. Akademisyenlerin üniversitedeki odalarında ve arabalarında da arama yapıldı. 

Bursa Uludağ Üniversitesi’nde ise 3 akademisyen odaları basılarak gözaltına alındı. 


Ülkücüler ardından polis bastı

Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde bildiriyi imzalayan öğretim üyesi Ramazan Kurt’un evi de polislerce basıldı. Evde bulunamayan akademisyen, avukatı eşliğinde Emniyet’e gitti. Üniversite Senatosu’nun yayınladığı kınama mesajının ardından bir grup, Kurt’un odasını basmış, sonraki gün Kurt’un çalıştığı Edebiyat Fakültesi’ne giren bir grup tehditkar ve ırkçı sloganlar atmıştı. Telefonla ölüm tehditleri aldığını söyleyen Kurt, İHD Erzurum Şubesi’ne başvurmuştu. 


İstanbul’da 2 soruşturma 

Akademisyenler hakkında İstanbul’da ise iki ayrı soruşturma açıldı. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü, Kaçakçılık ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu, savcılığın yargı alanı içindeki üniversitelerde görev yapan 82 akademisyen hakkında resen soruşturma açtı. Soruşturmanın, TCK’nin 301. maddesinde yer alan “Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve devletin yargı organlarını alenen aşağılamak”, 216. maddesinde yer alan  “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçu ile Terörle Mücadele Kanunu’nun (TMK) 7. maddesinde yer alan “terör örgütü propagandası yapmak” suçlarından yürütüleceği öğrenildi. 


İfade vermeye hazırız

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı da adli yargı sınırları içerisinde bildiriye imza atan 41 akademisyen hakkında “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla soruşturma başlattı. İstanbul’daki imzacıları temsilen bir grup avukat  Bakırköy Adliyesi4nde nöbetçi savcı Abdullah Yurtsever ile görüştü. Avukatlar savcıya imzacıların isim ve adreslerinin belli olduğunu, belirlenen zamanda ifade vermeyi talep ettiklerini iletti. Savcı Yurtsever konuyla ilgili değişik yerlerdeki dosyaların İstanbul’a gelip, tek yerde toplanacağını, bu gerçekleşene dek ifade alamayacağını belirtti. Savcı, bu sürede ev baskınları ile gözaltılarının olmayacağını da söyledi. 


Yeni soruşturmalar

İmzacı akademisyenler aleyhinde üniversiteler tarafından açılan soruşturmalara da yenileri eklendi. Kimi akademisyenlerin üniversiteleri ile ilişkileri kesildi. 

İstanbul Arel Üniversitesi, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan 9 akademisyen hakkında soruşturma açtı, işlerine son verdi.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde 3 akademisyene soruşturma açıldı. Akademisyenler dün gözaltına alındı. 

Mersin Üniversitesi Rektörlüğü, 20 akademisyen hakkında idari soruşturma başlattı.

Gaziantep Üniversitesi’nde görevli Yardımcı Doçent Doktorlar Fulya Doğruel, Çağrı Aslan, Pınar Şenoğuz ve Rana Gürbüz hakkında soruşturma başlatıldı.

Tunceli Üniversitesi yönetimi de 7 akademisyen hakkında soruşturma başlattı. İmzacı akademisyenlere yönelik baskıların ardından üniversitede 13 öğretim üyesi daha bildiriye imza attı. 

Kırıkkale Üniversitesi rektörlüğü bildirgeyi imzalayan Yard. Doç. Dr. Fuat Özdinç hakkında soruşturma başlattı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, bildirgeye imza atan akademisyenler hakkında soruşturma başlattıklarını duyurdu.

Hacettepe Üniversitesi, barış isteyen akademisyen hakkında soruşturma başlattığını YÖK’e bildirdi. 

Akdeniz Üniversitesi, Bahçeşehir Üniversitesi, Adnan Menderes Üniversitesi, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi, Pamukkale Üniversitesi, Bülent Ecevit Üniversitesi, Erciyes Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Yalova Üniversitesi, Hitit Üniversitesi, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Atatürk Üniversitesi, Muş Alparslan Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi de imzacı akademisyenler hakkında yasal süreci başlattığını açıklamıştı. 


Kapılarına çarpı atıldı

Erdoğan’ın talimatından görev çıkartan faşistler sahneye çıktı. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde bildiriye imza atan öğretim üyelerinin kapıları işaretlendi, tehdit mesajı bırakıldı. Akademisyen Betül Yarar ve Kemal İnan’ın fakültedeki odalarının kapılarına “x” işareti yapılarak “PKK’ya destek veren akademisyenleri istemiyoruz” yazılı bildiriler yapıştırıldı. Polislerin iki öğretim görevlisini sorduğu, üniversite olmadıklarını öğrenince ayrıldıkları öğrenildi. 

Kırıkkale Üniversitesi’nde ise Yrd. Doç. Fuat Özdinç hedef gösterildi. Özdinç’in odasının kapısına “PKK’ya destek veren Fuat Özdinç’i üniversitemizde istemiyoruz” yazılı afiş asıldı. Mersin Üniversitesi’nde bildiriye imza atan akademisyenler, sosyal medyada “PKK’ya destek veren akademisyenler” denilerek hedef gösterildi. Konya Selçuk Üniversitesi’nde de ülkücüler imzacı akademisyenlerin kapılarına “Selçuk’u sana dar edeceğiz” yazılı kağıtlar astı. 

Elazığ Fırat Üniversitesi’nde görevli 7 akademisyen, “Barış için Akademisyenler İnisiyatifi” bildirisinde imzası bulunanlar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.


Okullara girmeleri suç oldu

AKP iktidarı sadece imzacı akademisyenleri değil onlara destek veren çevreleri de hedef aldı. İstanbul Eğitim Müdürlüğü il ve ilçe okul müdürlerine gönderdiği skandal bir yazıyla aralarında Murathan Mungan, Ahmet Ümit, Ahmet Telli, Selim Temo gibi isimlerin de yer aldığı akademisyenlerin bildirisine destek veren 400’ü aşkın edebiyatçının okullara davet edilmesini yasakladı. Söz konusu yazıda, “Teröre destek imzası veren yazar listesi aşağıdadır. Bu yazarları okullara davet etmek resmi suçtur” denildi.  


 HABER MERKEZİ 






Akademisyenlere uluslararası destek



Barış istedikleri için haklarında soruşturma açılan ve gözaltına alınan akademisyenlere destek uluslararası alana taşındı. “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine destek amacıyla Noam Chomsky, Tarık Ali gibi dünyaca ünlü akademisyenler de bir bildiri yayınladı. İngiliz yazarlar da Davutoğlu’na iletmek üzere Cameron’a mektup yazdı. 

Aralarında Noam Chomsky, Tarık Ali Barbara Spinelli, Michael Löwy, Bertell Ollman, Michael Lebowitz, Vijay Prashad, Neil Faulkner, Robert Brenner, Nancy Holmstrom, Joan Cocks, Suzi Weissmann, Fred Moseley dünyaca ünlü isimlerin yer aldığı 100’e yakın isim, “IŞİD’e yardım ve yataklığa son verin! Kürtleri ezmeyi ve katletmeyi durdurun!” çağrısında bulundu.

“Türkiye hükümeti, ülkenin Kürt bölgesinde, Suriye’de ve genel olarak Ortadoğu’da korkunç bir politika izliyor” denilen bildiride “Türkiye aynı zamanda kendi Kürtlerine karşı korkunç bir baskı harekâtı yürütüyor” denilerek, sokağa çıkma yasakları süren yerlerde hayatını kaybedenlerin sayısının artmasından duyulan kaygı dile getirildi. 


Hükümet ateşle oynuyor

“Bütün bu olanların sona ermesi gerekiyor, Türkiye hükümeti ateşle oynuyor” uyarısı yapan akademisyenler, şöyle dedi: “IŞİD’e yardım ve yataklık da, yalnızca Türkiye topraklarında değil, Rojava olarak adlandırılan bölgede yani Suriye Kürdistanı’nda da Kürt halkına yönelik en temel hakları inkar etme politikası da kabul edilemez. Türkiye’nin IŞİD’e çeşitli biçimlerde yardım ettiğine işaret eden geniş kapsamlı deliller bulunmaktadır. Bu deliller Rusya Federasyonu Savunma Bakanlığı’nın, uydu fotoğrafları ile desteklediği delillerden, ABD yönetiminin farklı sözcülerinin Türkiye ABD’nin hem önemli bir müttefiki hem de NATO üyesi olduğu halde tekrarlanan uyarı ve iddialarına kadar uzanmaktadır.”


Uluslararası soruşturma komisyonu

“Türkiye hükümetini IŞİD adlı eli kanlı çeteye verdiği tüm desteği kesmeye ve Kürt vatandaşlarına yönelik baskı ve katliam politikalarını sonlandırmaya çağırıyoruz” diyen akademisyenler, “Türkiye hükümetinin gerçekleştirdiği iddia edilen eylemlerin soruşturulması amacıyla tanınmış aydınlardan, hukukçulardan ve demokratik hak savunucularından oluşacak bağımsız bir uluslararası soruşturma komisyonu oluşturulmasını tavsiye ediyoruz” diye vurguladı.


Chomsky: Kürtler cesur duruyor

Prof. Noam Chomsky, ANF’ye yaptığı açıklamada ise Türk Cumhurbaşkan Erdoğan’ın “utanç verici” adımlar attığını belirtti. Kürtlere seslenen Chomsky, “Umuyorum ki cesur duruşunuz hak ettiği kamuoyu ve uluslararası desteği görecektir” mesajını verdi. Chomsky, devletin Kuzey Kürdistan’da devam eden soykırımcı saldırılarına da tepki gösterdi. “Türk devletinin Kürt halkının haklarına karşı yürüttüğü en sert ve acımasız politikalarının bazıları Erdoğan tarafından şu anda yeniden canlandırılıyor” tespitinde bulunan Chomsky, “Açıklaması ne olursa olsun, bu uygulamalar hiçbir şekilde meşrulaştırılamaz” dedi. 


HDP Chomsky’i davet etti

HDP, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetiyle değil Kürtlerin davetiyle Türkiye’ye geleceğini belirten Chomsky’e HDP’den davet gitti. Sokağa çıkma yasağının bir ayı geçtiği Cizre’den Chomsky’e hitaben bir mektup kalema alan HDP Şırnak Milletvekili Faysal Sarıyıldız, Cizre’nin haftalardır yoğun devlet şiddeti altında olduğunu anlatarak, “Siz dünya çapında bilinen saygın bir entelektüelsiniz. Sizleri biz de buraya davet ediyoruz. Böylece imza atarak göstermiş olduğunuz duyarlılığınızı bir adım öteye taşımış olacaksınız.”
Chomsky, Erdoğan’ın davetine ilişkin The Guardian gazetesine verdiği demeçte, “Eğer Türkiye’ye gitmeye karar verirsem, bu onun davetiyle değil; sık sık olduğu gibi aralarında yıllardır ciddi bir saldırıya maruz kalan Kürtlerin de olduğu cesur muhaliflerin davetiyle olacak” sözleriyle yanıt vermişti. 



PEN yazarlarından mektup 

Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN) üyesi 25 yazar İngiltere Başkanı David Cameron’dan gelecek hafta Londra’da görüşeceği Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu’na bir mesaj iletmesini istedi. Tom Stoppard, Ali Smith, Ian Rankin, Mark Haddon ve Maureen Freely’in yer aldığı yazarlar Cameron’a bir mektup gönderdi. Mektupta, barış çağrısı yapan akademisyenler hakkında soruşturma açıldığına dikkat çekilerek, “Davutoğlu’nun Londara ziyareti, Türkiye’de ifade özgürlüğünü taahhüt altına alma açısından önemli bir fırsat oluşturmakta” denildi. 



Biz de ortak olmayacağız



Barış İçin Akademisyenler inisiyatifine gazeteciler, edebiyatçılar ve sinemacılardan sonra tiyatrocular ve hukukçular ile emekli akademisyenler de bir bildiri yayınlayarak destek verdi.  Barış İçin Tiyatrocular, 291 imzayla “Vicdanımız ve tüm kalbimizle akademisyenlerin müzakere ve barış çağrısına sesimizi katıyoruz” dedi. 

Yaklaşık 2 bin hukukçu, akademisyenlerle dayanışma içinde olduğunu açıkladı; herkese gönüllü avukatlık yapmaktan onur duyacaklarını duyurdu.

Aralarında Prof. Dr. Korkut Boratav, Prof. Dr. Cem Eroğul, Prof. Dr. Taner Timur’un da aralarında bulunduğu emekli akademisyenler yeni bir imza kampanyası başlattı. “Barış için çağrıda bulunan akademisyenlerin yanında olduğumuzu duyururuz” denilen kampanya metnine 12 Eylül darbesinden sonra çıkarılan 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasasına dayanılarak üniversiteyle ilişikleri kesilen akademisyenler de imza attı. 

Akademisyenlere öğrencileri de destek verdi. Öğrenciler “Hocama dokunma ”kampanyası başlattı.


ABD Büyükelçisi:  Hükümet eleştirisi ihanet değil


Amerikan yönetimi, ‘Bu suça ortak olmayacağız’ başlıklı bir bildiri yayınlayarak Kürt illerindeki operasyonların sona ermesini isteyen ‘Barış İçin Akademisyenler’e destek verdi. 

ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, şu açıklamayı yaptı: “Söz konusu akademisyenler tarafından dile getirilen görüşlere katılmamamız durumunda bile bu baskının süregelen şiddetin sebepleri ve çözüm yollarıyla ilgili Türk toplumu içindeki meşru siyasi tartışmalar üzerinde dondurucu bir etkisi olmasından endişe ediyoruz. Şiddetle ilgili endişelerin ifade edilmesi, teröre destek vermek ile eşdeğer değildir. Hükümet eleştirisi ihanet ile eşdeğer değildir. ..“



Erdoğan durmuyor



Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, üçüncü kez ‘Barış İçin Akademisyenler’i hedef aldı.

Erdoğan, IŞİD’in canlı bomba saldırısında 10 kişinin hayatını kaybettiği Sultanahmet’i ziyaretinde bir kez daha akademisyenleri hedef aldı. Erdoğan, “Bunlar zalimdir, alçaktır, katliam yapanlarla birlikte olanlar da aynı suçu işlemişlerdir” diye konuştu. Cumhurbaşkanı, üniversite yönetimlerini ve savcıları göreve çağırdığını da hatırlattı: “Bütün yargı makamlarını, üniversitelerin senatolarını anayasamız ve yasalara ters bu hareketleri sebebiyle, dün yaptığım konuşmada göreve davet ettim, atılması gereken adımların süratle atılması gerektiğini… “

Erdoğan, akademisyenlere ‘yol  göstermeyi’ de ihmal etmedi:“Bunlar da ne yapacaklarsa gitsinler oralarda yapsınlar. Siyaset yapmak isteyenler parlamentoda siyasetlerini yapsınlar ama yok parlamentoda bunu yapamıyorlarsa bunlar da gitsinler hendek kazsınlar veya dağa çıksınlar. Bu kadar açık ve net konuşuyorum.”

Türk Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun ise dün Yüksek Öğretim Kurulu (YÖK) temsilcileriyle bir araya geldi. 



Hitler Almanyası gibi



Erdoğan’ı Hitler’e benzeten HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, toplumun korkuyla teslim alınmasına izan vermeyeceklerini belirtti. Akademisyenlerin sadece “savaş istemiyoruz” dediğine işaret eden Yüksekdağ, “Aydın olmanın, bilgiyi üretmenin sorumluluğunu yerine getirmişlerdir” dedi. AKP’nin, Türkiye’de bir demokrasi olduğunu iddia ettiğine dikkat çeken Yüksekdağ, “Türkiye’de bir demokrasi müsveddesi vardır” diye konuştu. 

CHP Parti Meclisi de “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerin gözaltına alınmasına tepki göstererek, ”Gözaltına alma ve görevden uzaklaştırmaların derhal son bulmasını talep ediyoruz” dedi.

DİSK Genel Başkanı Beko ise “Hocalarımızın derhal serbest bırakılmasını, Hitler Almanya’sını aratmayan böyle bir rezalete karşı tüm kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz” dedi.