
Rojava'da direnen kadınların köklerinin 1979 İran'ındaki Kürt kadınlarının mücadelesine dayandığını belirten Mojab, şöyle konuştu: "Tarihte kadınların önemli tarihi hareketlere katılım gösterdiklerini biliriz. 1979 İran Devrimi'nde de İslam'ın İran'da baskın olmasından dolayı cinsiyetçi yönetim şekli topluma dizayn verdi ve kadınlar devrim sahnelerinde pek varlık gösteremedi. Fakat o sırada Kürt kadınlar, Kürt bölgesinde silahlı mücadeleye katıldılar. Kadınların İran'da mücadeleye katılması ciddi bir meseleydi. Kürtler bunu başardı. O nedenle ben, Rojava'daki kadın devrimini, İran'daki Kürt kadınların gerçekleştirdiği devrimden bağımsız görmüyorum. Rojava'daki devrimin kökleri, İran'daki Kürt kadınlarının mücadelesine dayanıyor."
Batı medyasının kadın bedeni takıntısı
Üç yıldır kadınların dünyaya örnek nitelikte Rojava'da yeni bir toplum modeli yaratma mücadelesi vermesine rağmen, dünyanın sırf DAİŞ ortaya çıktıktan sonra buradaki direnişi gördüğünü belirten ve bu durumu eleştiren Mojab, devamla "YPJ Rojava'da savaşırken, batı medyası hala magazinsel bakış açısından hiçbir şey kaybetmeden onları magazin dergilerine taşıyor. Kadınlar nesneleştirilmeye devam ediyor. Batı medyası, Afganistan'da burka ile takıntı halinde. Şimdi de YPJ kıyafetine ve Rojava'lı kadınların bedenine kafayı taktı. Böylece kadınların devrime katılımı ve verdikleri mücadelenin anlamından uzak bir şekilde, dikkatleri Kürt kadınların bedenine çekmeye çalışıyor" diye konuştu.
Rojava'nın iki seçeneği var
"Emperyalist ataerkil güçler, kadınlar dahil herhangi bir nüfusun özgürleşmesi için çalışmaz" diyen Prof. Mojab, ABD'nin Ortadoğu'da yeni bir Vietnam Savaşı yaratmak istediğini, Ortadoğu'daki Arap, Kürt, Ermeni gibi halkları kara kuvvetleri olarak kullanarak kendi çıkarları için savaşı sürdürmek istediğini savundu. Ataerkil emperyalist güçlerin bölgeye müdahalesinin DAİŞ gibi ataerkil şiddet güçlerini daha da güçlendirdiğine dikkat çeken Mojab, Afganistan, Irak, Suriye müdahalelerinin sonucunda ortaya çıkan geleneksel, radikal, kabile yapılanmalarını örnek verdi. Rojava'nın da çok önemli bir süreçten geçtiğini kaydeden Mojab, "Bence Rojava'nın iki seçeneği var. Ya Federal Kürdistan gibi tamamen Amerika'ya bağlı kalarak, yolsuzluk, kadına karşı şiddetin her gün arttığı ve kadın hareketinin yok denecek kadar silik bir şekilde kendini sürdürdüğü özerk bir yer olur ya da yıllardır uğruna savaştığı devrimi yaşatır. Şimdiki haliyle Rojava Ortadoğu için yeni bir umut haline geldi. Ancak kararı verecek yine devrimin öncüleri olacaktır" ifadesini kullandı.
Feminist koalisyonuna girmek gerek
Mojab, kadın hareketlerinin de uluslararası düzeyde farklı bir boyuta geçmesi gerektiğini dile getirdi. Rojava'daki kadınlar sözkonusu olduğu zaman kadın hareketlerinde büyük bir kafa karışıklığı yaşandığını belirten Mojab, mevcut aktivizmin yeterli olmadığını, yaşanan savaş dolayısıyla daha fazlasının yapılması gerektiğini şu cümlelerle özetledi: ""Rojavalı kadınlara destek anlamında bir sürü sokak eylemleri ve değişik sosyal medya aktivizmi yapıldı. Fakat bu yeterli değil. Orada bir savaş var ve daha fazlasının yapılması gerekiyor. Ortadoğu başta olmak üzere tüm dünyada sokaklara dökülmek, kadınları ve erkekleri örgütlemek gerekiyor. Rojava'daki kadınların mücadelesi için uluslararası feminist koalisyonuna girmek gerek. Küresel ve bölgesel olarak, artık güçlü bir uluslararası kadın hareketini düşünme zamanı."
Rojava'nın kazanımın bütün dünya kadınların kazanımı olduğunu belirten Mojab, özellikle feministlerin Rojava'daki kadınlarla ciddi dayanışma içinde olmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
Shahrzad Mojab kimdir?
Toronto Üniversitesi'nde Eğitim ve Kadın Çalışmaları Bölümü Profesörü Shahrzad Mojab, Kürt kadın hareketi üzerine 30 yıldır araştırmalar yapıyor. "Devletsiz Ulusun Kadınları Kürt Kadını Üzerine Araştırmalar" kitabını yazdı. 1979 yılında İran devletin Sine kentini kuşattığı esnada Kürtlerle beraber direnişte yer aldı. Kürt kadınların mücadelesi üzerine sayısız makale kaleme alan Mojab, şu sıralar Ortadoğu'da ve özellikle İran, Türkiye ve Filistin'de kadın siyasi tutsaklarla ilgili çalışmalar yürütüyor. Aynı zamanda Marksizm ve feminizm üzerine bir kitap çalışması yürütüyor.
HABER MERKEZİ