• Devrimci Yol liderlerinden Kürşat Timuroğlu suikastı, Olof Palme cinayetinden üç gün önceydi. İkisinde de PKK suçlandı, ancak gerçekler yıllar sonra da olsa açığa çıkmasına rağmen, suçlamalarda bulunanlar, görmezden gelmeye devam etti.

CEMAL TURAN

İsveç Başbakanı Olof Palme, 28 Şubat 1986'da ülkenin başkenti Stockholm’de gerçekleşen bir suikastla katledildi. İki kutuplu dünyanın yarattığı ‘soğuk savaş’a karşı silahsızlanmayı savunan en önemli politikacılardan biri olan Olof Palme, Üçüncü Dünya ülkelerinin, Kürtler de dahil olmak üzere ezilen birçok halkın haklarını savunuyordu.

Olof Palme'nin 1986'daki suikastı sonrasında PKK ve Kürtler asılsız iddialarla hedef alındı. Türk devlet yetkilileri ve Hürriyet gazetesi (1) başta olmak üzere, birçok gazete cinayeti, PKK’nin üzerine yıkmaya çalıştı.

İsveç istihbarat örgütü (SAPO) da bu iddianın başrolünde oynuyordu. Kürtler yıllarca başta İsveç olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde kriminalize edildi. İsveç’te yıllarca süren soruşturmalar ve baskıların ardından Palme suikastı dosyasına bakan Başsavcı Krister Petersson, basına yaptığı açıklamada, katil zanlısının 2000'de ölen Stig Engström olduğunu duyurdu. Engström’ün cinayeti tek başına işlediği sonucuna vardıklarını belirten Petersson, ölen katil zanlısını sorgulama ihtimalleri kalmadığı için artık dosyayı kapatmak durumunda kaldıklarını da sözlerine ekledi. Kürtler, Palme cinayetinde temize çıktı. İsveç’te mağdur olan Kürtler ise uğranılan mağduriyetler için resmi bir özür talep etti, ancak henüz bir yanıt almış değiller.

Kürşat Timuroğlu suikastı

Olof Palme’nin öldürülmesinden üç gün önce yani 25 Şubat 1986'da Almanya’nın Hamburg kentinde Devrimci Yol liderlerinden Kürşat Timuroğlu'na suikast düzenlendi. Fail yıllarca bulunamadı, ancak ilk günden itibaren Türkiye gazeteleri ve Devrimci Yol çevresi, cinayetin PKK tarafından işlendiğini iddia etti. Kürşat Timuroğlu, Türkiye’de tanınan eğitimci-yazar Vecihi Timuroğlu’nun oğluydu. Arkadaşları her yıl bazen yazılı, bazen etkinlik şeklinde anmalar gerçekleştiriyor. Timuroğlu’nun öldürülmesinin 40. yılında ise Türkiye’de kurulu olan Sol Parti’nin çağrısı ile Hamburg’ta bir anma gerçekleştirildi.

BirGün gazetesi 2 Mart 2026 tarihli internet sayfasında haberi şöyle geçmişti: “Devrimci Yol geleneğinin sıra neferlerinden Kürşat Timuroğlu, katledilişinin 40’ıncı yılında Almanya’nın Hamburg kentinde anıldı. 25 Şubat 1986 tarihinde Hamburg’da PKK mensubu Ferit Aycan tarafından silahlı saldırıya uğrayan Timuroğlu, 27 Şubat’ta yaşamını yitirmişti.” (2)

Aynı dönemde Dev-Yol yöneticisi olan Taner Akçam ise “Kürşat Timuroğlu, sevgili arkadaşım Kürşat, bundan tam 40 yıl önce 25 Şubat 1986’da Hamburg’da bir suikast sonucu hayatını kaybetti… Kürşat’a kurşun sıkan katilin adı, Ferit Aycan idi. PKK mensubu idi ve Kürşat’ı öldürme emrini Şam’da Abdullah Öcalan’dan almıştı. Katil Ferit Aycan sonra Türkiye’ye gitti, asıl kimliği ile pasaport aldı ve Avrupa’da da serbestçe dolaşmaya başladı. 2001 yılında tesadüf sonucu yakalandı ve Hamburg’da yargılandı. 2002 yılında ömür boyu hapse mahkum oldu. Yukardaki bilgiler mahkeme kayıtlarına geçti.”(3)

Kürşat Timuroğlu’nu öldürdüğü iddia edilen Ferit Aycan’ın yakalanışı ve yargılanmasını 5 Kasım 2000 tarihli Hürriyet gazetesi şöyle yazıyor: “PKK'ya karşı çıktığı için 1986 yılında, yasadışı Dev-Yol örgütü lideri Kürşat Timuroğlu'nu öldüren ve geçen yıl Hırvatistan'da yakalanan Ferit Aycan, adını bile gizlemeye gerek duymadan tam 8 yıl boyunca, pek çok kez Türkiye'ye giriş-çıkış yaptı.”

Evet, gerek Kürşat Timuroğlu’nun öldürülmesi gerekse de katil zanlısı Ferit Aycan'ın davasına ilişkin birçok haberi, yorumu internet sitelerinde bulmak mümkündür.

Baba Vecihi Timuroğlu’nun ısrarı

Kürşat Timuroğlu’nun babası Vecihi Timuroğlu, Türkiye’de tanınan eğitimci, yazar ve şairdir. Dêrsim kökenli olan Timuroğlu, oğlunun öldürülmesinin üzerinden yıllar geçtikten sonra, kendisine gelen bir ihbar mektubuyla cinayetin aydınlanması için birçok yola başvuruyor.

Vecihi Timuroğlu, öğrencisi Mehmet Ali Yalçın’ın yardımıyla önce Türkiye Cumhuriyeti Varşova Büyükelçiliğinde, ardından da Hırvatistan Büyükelçiliğinde kalan ve Türk devletinin elemanı olan Ferit Aycan’ın izini buluyor ve tutuklanmasını sağlıyor.

Vecihi Timuroğlu, 23 Ekim 2014'te Ankara’da vefat etti. Vefatından yıllar önce çekilen bir videoda cinayetin ayrıntılarını anlatıyor. Sözü daha fazla uzatmadan, Vecihi Timuroğlu’nun video çözümünü olduğu gibi aşağıya bırakıyorum.

“…Bizim bir polisimiz yok, dedi. Aradan zaman geçti, Mehmet Ali bana bir mektup yazdı. Dedi ki, 'Arif Varşova Büyükelçiliğinde', ben bunun üzerine bir daha başvurdum. 'Bizim böyle bir polisimiz yok' dediler. Varşova’da şu adama başvur, dedi, Mehmet Ali Yalçın. Mehmet Ali Yalçın’ın tanıdığı bir diplomat. Ona başvurdum, 'evet burada' dedi. Bana mektup yazdı, 'Burada' dedi, 'bizim polisimiz' dedi.

Bakanlığa başvurdum, 'hayır, bizim böyle bir polisimiz yok' dedi. Bunun üzerine, baktılar ben çok bastırıyorum, adam ortadan kayboldu. Meğerse İstanbul’a gelmiş. İstanbul’da bir reklamcılık şirketi kurmuş. Yalova’da üç katlı bir villa almış. 8 defa Türkiye’ye giriş-çıkış yapmış.

Can Dündar’a bunları araştır, dedim. Can Dündar, bunları buldu ve yazdı. Hürriyet’te ve Milliyet’te birinci sayfada yazdı. Sonra kayboldu.

Bir gün Mehmet Ali Yalçın, bana Almanya Anayasasına (Anayasayı koruma Örgütü) başvurmamı söyledi. Ben de Federal Almanya Anayasası'na başvurdum.

-(Arada ikinci kişi soruyor: Buradan mı başvurdun, yoksa)

Buradan buradan, nereden başvurayım. Buradan Büyükelçiliğe veriyorsun, onlar gönderiyor.

'Hırvatistan Büyükelçiliğinde' dedi. Mehmet Ali Yalçın, 'bizim bakanlıklara başvurma' dedi. O benim Hekimhan’dan öğrencimdir. 'Hocam, Almanya Federal Mahkemesi'ne başvur' dedi.

Ben de Federal Almanya Mahkemesi'ne başvurdum, bana cevap verdiler. Dediler ki, 'Bunu hiçbir şekilde kimseye duyurmayacaksın'. Orada, (TC) Hırvatistan Büyükelçiliği etrafından pusu kuruyor, Alman sivil polisi. Çünkü neden? Türkiye Büyükelçiliği, Türkiye sınırları, oraya giremiyorlar. Adam üç ay sonra, bu iş üç ay sürüyor. Adam üç ay sonra Büyükelçilik'ten çıkıyor. Tam Büyükelçilik'ten çıkıyor, bir yere gidecek herhalde, artık nereye gidecekse. Alman polisi çeviriyor, yakalıyor, elle kelepçeyi takıyor. Şimdi, ömür boyu hapse mahkum ediyor.

-(Arada ikinci kişi konuşuyor: Bu adam, polis.)

Polis

-(Arada ikinci kişi soruyor: Bu adam, PKK’ya sızdırılmış bir polis. PKK’ya sızdırılmış polis. … Hım..)

Sızdırılmış, tabii. PKK içinde haber alıp oradan.

Adam mahkemede söyledi: Mehmet Ağar’ın emriyle yaptım her şeyi. 'Ben her şeyi Mehmet Ağar’ın emri ile yaptım'

-(Arada bir kadın soruyor: 'Şu Mehmet Ağar mı?'

(Kafasını evet anlamında sallıyor.)

-(Arada ikinci kişi soruyor: PKK’ya sızdıran kim hocam?)

Polis, Bizim MİT’tir.

-(Arada üçüncü kişi konuşuyor: PKK’nin içine gönderiyor, oradan da deşifre oluyor.)

-(Arada ikinci kişi: Kürşat’ın peşine düşüren, yine bu Mehmet Ağar.)

Tabii. Her şey Mehmet Ağar’ın emriyle oluyor. Çünkü o zaman Emniyet Genel Müdürü.

-(Arada üçüncü kişi konuşuyor: PKK’nın içinde belli oluyor. PKK’da belli olunca, oradan çekiyorlar ve Büyükelçiliğe yolluyorlar.)

Evet, elçiliklere, çünkü oralar garanti.“

 

Kürşat Timuroğlu

Taner Akçam'ın bilmemesi mümkün mü?

Evet, Vecihi Timuroğlu’nun ev ortamında üç kişiyle yaptığı ve videoya alınan konuşmasını okudunuz, dinleyebilirsiniz de ( https://x.com/i/status/2064713344896897369 ).(4)

Vecihi Hoca'nın bu konuşmasından, Kürşat Timuroğlu’nun arkadaşları olan Taner Akçam ve diğerlerinin haberinin olmaması mümkün mü? Vecihi Timuroğlu, oğlunun “polis-MİT tarafından ve Mehmet Ağar’ın emriyle öldürüldüğünü” söylerlerken, Taner Akçam'ın ısrarla “Abdullah Öcalan’ın emri ile öldürüldü” demesinin arkasında ne var?

Yıllarca sarıldıkları yalanı terk etmek bu kadar mı zor? Başkasından öz eleştiri beklerken, kendileri bu açıklamaya ilişkin açıklama yaptılar mı, yapacaklar mı?

Baba tarafından olayın araştırılması istenen gazeteci Can Dündar, bu iddiayı (belki de konuşmayı) bilmesine rağmen cinayetin aydınlanması için ne kadar çaba harcadı?

Evet, gerçeklerin açığa çıkma gibi bir inadı var. Palme cinayeti gibi Kürşat Timuroğlu’nun katil zanlısı, bir istihbarat tetikçisi, bir MİT elemanı. Vecihi Timuroğlu’nun ifadesiyle “Kürşat, Mehmet Ağar’ın emriyle öldürüldü.”

Dipnotlar:

(1) https://www.hurriyet.com.tr/gundem/interpolun-aradigi-pkkli-8-yil-turkiyeye-girip-cikti-38278328

(2) https://www.birgun.net/haber/devrimci-nefer-kursat-timuroglu-hamburgda-katledildigi-yerde-anildi-696893x

(3) https://medyascope.tv/2026/02/25/kursat-timuroglu-anisina-taner-akcam-yazdi/

(4) https://x.com/i/status/2064713344896897369

(5) https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/2/2f/Vecihi_Timuroglu_ve_Oguz_Gemalmaz_ile.JPG

***

Kişisel not

Devrimci Kürşat Timuroğlu’nun katledilmesi, benim de yıllarca gündemimi meşgul etti. 1994'te geldiğim Almanya’nın Hamburg kentinde bulunan Halk Evi’nde yapılan bir tartışmada, cinayete ilişkin iddiaları, Kürşat Timuroğlu’nun arkadaşlarından dinledim. Şiddetle PKK’yi suçladılar. Dev-Yol’dan ayrılan biri ise “kendileri harcadı” demişti. Aynı kentte, sol içi çatışmada yaşamını yitiren balet Erol Aydın’dan (24 Ekim 1997) ise pek söz edilmiyordu.

Tartışmalarda, sol içi çatışmaların doğru olmadığını ben de dahil birçok kişi tarafından söylendi, söylenmeye de devam etti. Tartışmalarda, çatışmanın doğru olmadığı ve birçok örgütün (örneğin, Devrimci Yol ve Kurtuluş’un birbirlerinden 7 kişiyi öldürdüğü) birbirinden insan öldürdüğü ve bunun kabul edilmemesi gerektiği vurgulanırdı. Ancak söz Kürşat Timuroğlu cinayetine gelince, PKK’ye karşı kin ve nefret, en üstte çıkardı.

Evet, sol için çatışmalar doğru değildi, bunun yanlışlığı bilince çıkarılacağına, nefret tohumlara ekilmeye devam ediliyor.

Cinayete ilişkin çeşitli sorular sordum, PKK taraftarlarına da, Devrimci Yol taraftarlarına da. Haliyle cinayeti kimin işlediği veya kimin işlettiği konusunda hep tereddütlerim vardı ama elimde kayda değer veri yoktu. Bunu Hamburg’ta birçok tanıdıkla da paylaştım. Bir internet sitesinde yıllar önce kayıt altına alınan Vecihi Timuroğlu’nun konuşmasını dinleyene kadar taşlar yerine oturmuyordu. Evet, kafamdaki taşlar artık yerine oturuyor.