-
NATO Zirvesi’nde Trump’ın birkaç övücü sözü veya gülümsemesi kimseyi yanıltmamalı. Anlattığımız romanda Quasimodo’ya içirilen birkaç damla su, ömür boyu sadakat yarattı. NATO Zirvesi'ndeki 'güzel' sözden sadakat çıkarımı yapanlar yanılacaktır.
BÜLENT TEKİN
Bir sosyalist, tabii ki her türlü savaş ittifakını reddeder. Ankara'dan son NATO Zirvesi için sadece NATO’ya karşıyım demek için ya da NATO’nun tarihini yazmak içimden gelmiyor. Ortada Sosyalist sistem yok. SSCB ve Varşova Paktı yok. Tek taraflı bir dünya ve tek büyük bir güç var. O da her istediğini yapmaya çalışıyor zaten. Ben başka bir açıdan bakmaya çalışacağım.
Notre Dame’ın Kamburu, Victor Hugo’nun 1831'de yayınlanan ve Fransa’da krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. 1482'de XI. Louis’nin hükümdarlığı döneminde Paris’te geçen roman, Notre-Dame Katedrali çevresinde hayatları kesişen birkaç karakteri konu alıyor. Genç bir Roman dansçı olan Esmeralda, birçok erkeğin dikkatini çekiyor: Kaptan Phoebus de Châteaupers, şair Pierre Gringoire, katedralin zangoçu Quasimodo ve onun vasisi Başdiyakoz Claude Frollo.
Quasimodo, daha bebekken, biçimsizliği yüzünden katedralin kapısına terk edilmiş; kimsesizler sepetinden onu başrahip Claude Frollo almış, büyütmüş ve çan kulesine yerleştirmiştir. Kambur sırtlı, tek gözü, aşırı çirkinliğiyle Paris halkının hem korkusu hem alay konusudur Quasimodo. Yıllarca çaldığı dev çanlar kulaklarını da sağır etmiştir. Yani Quasimodo hem görülmek istenmeyen hem de duyamayan bir varlıktır. Şehrin ortasında yaşar ama şehre ait değildir. Tek bildiği sadakattir; kendisini sokaktan alan Frollo ne derse onu yapandır. Zaten felaketi de bu sadakat getirir.
Frollo, Esmeralda’ya karşı çelişkili bir saplantıya kapılıyor ve Quasimodo’ya onu kaçırmasını emrediyor. Zavallı kambur, efendisinin emriyle geceleyin Esmeralda’ya saldırır, ancak Phoebus araya girip Quasimodo’yu yakalayınca bu girişim başarısız oluyor. Gringoire, dilencilerin ve dışlanmışların topluluğu olan Mucizeler Mahkemesi’ne girer ve Esmeralda’nın sadece kâğıt üzerinde onunla evlenmeyi kabul etmesiyle kurtarılmadan önce izinsiz girişten dolayı neredeyse idam edilir.
Quasimodo, adam kaçırma girişiminden dolayı yargılanır. Tuhaftır ki sağır sanığı, sağır bir yargıç yargılar. Kimse kimseyi duymaz ama hüküm kesilir. Quasimodo, meydandaki teşhir çarkına bağlanır, kırbaçlanır ve saatlerce güneşin altında halkın önüne atılır. Kalabalık taş atar, çürük sebze fırlatır, kahkahalarla eğlenir. Quasimodo orada üç kez “Su” diye inler. Kimse bir tas su vermez. Gülüp geçerler. Gülüşmeler büyür. O acıklı anda kalabalığın içinden yalnızca bir kişi yardımına gelir. O kişi Esmeralda’dır. Bir gece önce kaçırılmak istenen, yani bu adamın mağduru olan kadın. Meydanın alaycı sessizliğinde çarka tırmanır ve susuzluktan dudakları çatlamış Quasimodo’ya matarasından su içirir. Kamburun tek gözünden belki de ömrünün ilk gözyaşı süzülür.
Quasimodo o günden sonra hayatını, kendisine ilk kez insan muamelesi yapan o kadına adar. Bir tas su, bir ömürlük sadakate dönüşür. Victor Hugo, dehasını bu sahnede kullanmıştır. Sevgiden mahrum bırakılmış bir varlığın, en küçük iltifatı nasıl bir lütuf gibi kucakladığını gösterir bize.
Frollo, daha sonra Esmeralda’nın Phoebus’a aşık olduğunu keşfeder. Phoebus onunla özel bir görüşme ayarladığında, Frollo onları gizlice izler ve kıskançlık krizine kapılarak Phoebus’u bıçaklar. Esmeralda olay yerinde bulunur ve masum olmasına rağmen tutuklanır, işkenceyle itiraf ettirilir ve ölüm cezasına çarptırılır. Frollo, sevgisine karşılık verirse onu kurtaracağını teklif eder, ancak Esmeralda bunu reddeder. İdam edilmek üzereyken Quasimodo onu kurtarır ve Notre-Dame'a götürür, burada geçici olarak sığınma hakkı elde eder.
Esmeralda katedralde kalırken, Frollo’nun saplantısı derinleşir. Ona saldırmaya kalkışır, ancak Quasimodo araya girer. Bu sırada yetkililer onun kutsallığını iptal etmeye çalışır. Mucizeler Mahkemesi’nin lideri Clopin Trouillefou, onu kurtarmak için katedrale bir saldırı düzenler. Niyetlerini yanlış yorumlayan Quasimodo, Notre-Dame’ı saldırganlara karşı savunur. Kral da yanlış bilgilendirilerek saldırının bastırılmasını emreder ve Esmeralda’nın idamını ister.
Kaosun ortasında Esmeralda, Frollo ve Gringoire tarafından katedralden çıkarılır. Frollo, onu tekrar kendisini kabul etmeye zorlar; Esmeralda reddedince, Roman halkına karşı derin bir nefret besleyen Rahibe Gudule adında bir münzeviye bırakır. Gudule’nin Esmeralda’nın biyolojik annesi olduğu ortaya çıkar ve yetkililer gelmeden önce ikisi kısa bir süre yeniden bir araya gelir. Gudule, Esmeralda’nın tutuklanmasını engellemeye çalışırken öldürülür ve Esmeralda götürülüp asılır.
Quasimodo, katedral kulesinden Frollo ile birlikte Esmeralda’nın idam edilişine tanık olur. Frollo’nun Esmeralda’nın kaderindeki rolünü anlayan Quasimodo, onu kuleden aşağı atarak ölümüne sebep olur. Ardından Quasimodo ortadan kaybolur. Yıllar sonra bir kemik evinde birbirine dolanmış iki iskelet bulunur; bu da Quasimodo’nun Esmeralda’nın cesedine sarılarak öldüğünü düşündürmektedir.
NATO Zirvesi sırasında dünyada hiç yaşanmamış bir şey yapıldı: ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’ya gelişi iktidara yakın televizyonlar ve sosyal medya hesapları tarafından canlı izlendi. Trump’a, diğer liderlerden farklı bir özen gösterildi. O da buna bir iki güzel söz ve gülümsemeyle yanıt verdi. NATO Zirvesi’nde Trump’ın birkaç övücü sözü veya gülümsemesi kimseyi yanıltmamalı. Devletlerin ve halkların saygınlığı, yabancı devletlerin liderlerinin bir iki güzel sözüne ve gülümsemesine bağlı değildir. Anlattığımız romanda Quasimodo’ya içirilen birkaç damla su, ömür boyu sadakat yarattı. NATO Zirvesi'ndeki 'güzel' sözden sadakat çıkarımı yapanlar yanılacaktır.