
Üretim ilişkilerinde rol üstünlüğünün erkeklere geçmesi ile birlikte erilleşen toplum, kadının statüsünü yok sayarak, onu bir kafese hapsetti. Üstün olan ‘erkek’, bütün olumlu değerleri bünyesinde toplayarak, kadını olumsuzlaştırdı. Erkek eliyle yazılan resmi tarih, kadının başarılarını görmezden geldi, onu tarih sayfalarının dışına itti. Böylelikle, uygarlığın temsili sayılan erkeğin gölgesinde kalan kadın, tarihin öznesi rolünü de erkeğe devretti. Ötekileştirilmiş, baskı altına alınmış toplumlarda bu süreç biraz daha can yakıcıydı. Egemenlerin kalemleriyle yazılan tarih öteki’ni hep yok saydı. Bu alanda en temel örneklerden biri de Kürtlerdir. Yok sayılan topluluklarda kadın figürlerin yansıtılması sorunsalı haliyle daha can yakıcı olmuştur. O nedenledir ki; yaşamları egemenlere karşı mücadele ile geçen Kürtlerin, tarih sahnesinde önemli işler başarmış kadın figürleri görmezden gelinmiş, yada egemenler tarafından sahiplenilerek kimliksizleştirilmiştir. Nitekim Kürt kadını, batılı gözlemcilerin romantize edilmiş sözcükleri ile zenginleştirilmiş objektiflerinde kendine daha çok yer bulmuştur.
Kürt kadınından söz eden kaynaklar bulmak oldukça zordur. Bu alanda gerek derlemeleri, gerekse araştırmaları ile bilinen isimlerin başında Mehmet Bayrak geliyor. Osmanlı’da Kürt Kadını ve Geçmişten Günümüze Kürt Kadını çalışmaları ile, Kürt kadınına yönelik bize muazzam kaynaklar sunan Bayrak, bu kez Geçmişten Günümüze Kürt Kadını çalışmasını genişleterek ‘Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını’ adı altında kitabın eksik kalan ayağını da tamamlamış.
Kürt savaşçı kadın figürü
Kürt kadınını anaerkil toplumdan bu yana yansıtan Bayrak, kitabın başında Mazdekçilik öğretisinde, Alevilik’te, Êzîdîlik’te ve İslam’da Kürt kadınının literatüre nasıl geçtiğini yansıtarak başlıyor, devamında ise konuyla ilgili batılı gözlemcilerin izlenimlerini aktarıyor. Bayrak kitabında ayrıca tarihsel süreç içerisinde Kürt kadınının geleneksel yaşam tarzını da yansıtıyor.
Kitapta yer verilen en ilginç Kürt kadın figürlerinden biri de Fataraş. Engizek dağlarının hırçın doğasında yetişen Kürt Amazonu Fataraş, Maraş yöresinde yaşayan Sinemilli aşiretinin önde gelen isimlerinden biri. Ne doğumu ne de ölümü hakkında net bir bilgi bulunmayan Fataraş, batılı kaynaklarda adından Kürt Amazonu ya da Kürt Prensesi olarak söz ettiren belki de yegane Kürt savaşçı kadın figürü. At üstünde gösterişli süvarilerle İstanbul semalarında boy gösteren Fataraş, aynı zamanda batılı gezginlerin severek yansıttığı narin, alımlı, güzel kadın imajını yıkarak, Kürt kadının savaşçı rolünü göstermeyi başarmıştır.
Bayrak’ın sunduğu diğer önemli figür ise Kürtler’de ilk kadın gerilla olarak kabul edilen Zarife. Alişer’in yoldaşı, Koçgiri Hareketi’nin gizli kahramanı Zarife, Alişer ile birlikte silik bir siluetinin yansıdığı tek fotoğraf karesi ile tarih sayfalarındaki yerini almıştır. Dönemin önemli kadın komutanlarından olan Zarife, verdiği kahramanca mücadeleden dolayı bilinen ilk kadın gerilla olarak kabul edilmektedir.
Kadın gerillalarla söyleşiler
Bayrak’ın Kuşatmayı Yaran Kürt Kadını kitabının belkemiğini oluşturan, diğer anlamda kadın üzerindeki söylemleri eteğe kemiğe büründüren bölüm ise kadın gerilla önderleri ile yapılan söyleşiler. Kadın özgürlüğünü, mücadelesinin merkezine alan Kürt Özgürlük Hareketi üyesi kadınlar, özgün bir kadın hareketi yaratarak kadın örgütlenmesinde yeni bir çığır açmıştır. Sadece kadının değil erkeğinde özgürleşmesi gerektiğini savunan kadınlar, mücadeleleri sayesinde, deyim yerindeyse küllerinden yeniden doğdu. Özgürlük yolunda önemli çabalar vermiş kadınlarla görüşen Bayrak, söyleşilerinde kadın özgürlük mücadelesinde ‘erk’ aracı olan devletle mücadelesi dışında, gerek inanç, gerekse toplumsal kuşatma ile bastırılan kadının verdiği meşakkatli mücadeleleri yansıtmış. Bayrak’ın görüştüğü kadınlar arasında KCK Eşbaşkanı Bese Hozat, KCK Eşbaşkan Yardımcısı Fatma Adır, ilk kadın gerillalardan Sakine Pir ve daha birçok kadın gerilla komutanları bulunuyor. KCK Eşbaşkanı Bese Hozat’ın şu cümleleri mücadelelerinin de adeta bir özeti: “Kürt kadın hareketinin bir kurtuluş ideolojisi var. Temel ilkelerinden biri öz irade, öz bilinç ve öz örgütlülüktür. Bu özgünlük, kadının kurtuluşu ilkeleri ve bu ilkeler temelinde verilen özgürlük mücadelesi kadında müthiş bir bilinçlenme düzeyini, aydınlanma düzeyini ve iradeleşme düzeyini ortaya çıkardı.” Gerilla komutanlarından Fatma Adır’ın belirlemeleri ise Hozat’ı tamamlıyor: “Bir geldik karşımıza koskocaman 5 bin yıllık erkek egemenliğinin bir kuşatması çıktı. (…) Böyle bir realiteyle devrime gelen erkek ve kadınlarda kendi içerisinde gerçekten ciddi bir kuşatmayı yaşıyor. Biz birinci bir aile kuşatmasından sonra aslında çok büyük bir erkek kuşatmasına girdik. (…) Erkekle aynı düzeyde cepheye de gittik, savaşa da girdik. Zorlandık ama pes etmedik.” Mücadelelerini Alevi inancının eşitlikçi felsefesiyle bağdaştıran Sakine Pir ise şöyle özetliyor: “Şimdi bu hevalliği oturtan da kadındır. Bu dağlarda kadınlar olmasaydı tek taraflı bir erkek ordulaşması olsaydı bu ordu yürümezdi. Talana dönerdi, bozulurdu. Kadının olduğu yerde aydınlık, mücadele ve eşitlik vardır.”
Kürt Amazon Fataraş’tan, ilk kadın gerilla Zarife’ye, çağdaş amazonlar olan kadın gerillalara kadar Kürt kadın mücadelesinin önemli figürlerini yansıtan Bayrak’ın kitabı Kürt kadın araştırmalarına merak salan okuyucular için önemli bir kaynak.
ELİF SONZAMANCI