
Ya da Ofra Bengio'nun geçtiğimiz günlerde ifade ettiği gibi: "Kürt hareketi artık Kürdistan'ın hemen hemen her yerinde belirginleşmiştir. Bir bütün olarak bölgede yer alan tektonik sosyo-politik değişikliklerin yanında, ilgili devletlerin zayıflaması, Ortadoğu'nun stratejik haritasının değişmesini sona erdirebilir. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra büyük güçler tarafından oluşturulan, Irak, Türkiye, Suriye ve İran Kürtlerini ayıran sınırlar, bir zamanlar olduğu gibi artık kutsal ya da güvenli olarak görünmüyorlar."
Kürt Baharı 10 yıldır devam ediyor
Kitapta Arap Baharı'nın Kürt versiyonunun salt 2011 yılında başlamadığına aksine bazı açılardan on yıllardır devam etmekte olduğuna vurgu yapılıyor. Türkiye'de PKK'nin 1984 Ağustos'unda başlattığı direnişten bu yana; 1960'ların başında başlayan Molla Mustafa Barzani döneminden beri Irak'ta; daha az ölçekte İran'da tekrar tekrar açılıp kapanan bir Kürt Baharı olduğu ve 1946 yılındaki Mahabad Cumhuriyeti'nin bunun en ünlü örneği olduğu belirtiliyor. Ancak yakın zamana kadar, İran Kürtlerinin acıdır ki birçok rakip partilere ayrıldığı da ifade ediliyor ve yine İran rejimine karşı Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) konumuna değiniliyor. Bu bahara Suriye'de Kürtlerin liderlerinden olan Mishaal Tammo'ya yönelik 7 Ekim 2011 tarihinde gerçekleşen suikastinin protestosunda ve daha sonra Esad rejimine karşı daha büyük bir ayaklanma da patlak verdiğine değiniliyor.
Devamla 2012 Temmuz ayından bu yana, Suriyeli Kürtlerin diğer Suriyeli muhaliflere göre Esad'a karşı çok daha az aktif bir rol almış olsalar da, Esad'ın ülkenin Kürt bölgesinden stratejik olarak çekilmesi nedeniyle fiili bir özerklik durumu yaşandığı belirtiliyor.
SUNA ALAN/LONDRA