Birinci ve İkinci Dünya savaşları dünyamızı çok derinden etkiledi ve önemli sonuçlar yarattı. Bugünlerde bütün acılarını yaşayarak içinden geçtiğimiz Üçüncü Dünya Savaşının da öncekiler gibi derin etkileri ve önemli sonuçları oluyor ve olacak. Birincisi tam Ortadoğu merkezli, ikincisi ise Ortadoğu’nun kuzeyinde yaşanan bu savaşlarda milyonlarca insan yaşamını yitirdi. Bugün de aynı ciddiyette bir savaş var. Yemen’den Libya’ya, Suriye’den Kürdistan’a, Afganistan’dan Irak’a ve daha nerelere kadar uzanacağı ve ne kadar uzayacağı belli olmayan bir savaşın içindeyiz. Belki yarın İran ve Anadolu da bu savaşın bir başka mekanı olacak.
Ortadoğu bu savaşların kalbidir desek abartılı olmaz. Hem tarihsel hem de coğrafik olarak oldukça önemli olan bölgemizin, jeopolitik ve jeostratejik önemi herkesi yakından ilgilendiriyor. Su, petrol, gaz, ticaret yolları, kıtalar arası kara ve deniz geçitleri kadar mitolojinin, dinlerin, felsefeniz ve bilimin doğduğu ve yayıldığı bu topraklar, kader tayin edici bir özelliğe sahip.
Eskiden bu coğrafyaya ‘Zozana Penç Derya’ derlermiş. Beş deniz yaylası anlamına gelen bu tanımlama oldukça ilgi çekici, İngilizlerin ‘yakın doğu, orta doğu, uzak doğu tanımlarından daha doğulu olan bu coğrafik tanımlama; Hazar, Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz ve Umman denizinin arasında kalan büyük Zozan’ın (yayla) Afganistan’dan kuzey Afrika’ya uzanan eteklerini kapsayan bir cennet.
Bu cennet için bugün yine savaşlar veriliyor. İktidar savaşları ve özgürlük savaşları bize yabancı değil. Kimler geldi, kimler geçti… Adlarını tek tek yazsak belki sayfalar yetmez. Sümerler, Akadlar, Roma, Persler, Helenler, Haçlılar, Araplar, Moğollar vesaire…
Anlayacağınız tarihten bugüne birilerinin, yani dünyaya hakim olmak isteyen egemen güçlerin Ortadoğu’ya ve halklarımıza saldırmasının sebebi kesinlikle PKK değil. Nerden çıktı demeyin? İşte Türk faşist rejimin güney Kürdistan’a, Türk orjinli DAİŞ kara çeteleri ve ardıllarının Rojava’ya saldırmalarının nedeni olarak PKK gösterilmeye çalışılmadı mı? Bazıları bu deli saçmasına inanmadı mı?
Hedef Kürdistan coğrafyasına sahip olmak, sırtını bu coğrafyaya dayamaktır...
Kürdistan Beş Deniz Yaylası’nın tepesidir, desek abartmış olmayız.
İster dışardan gelenler olsun, ister içerden olanlar olsun bu tepenin öneminin farkında… Eğer tepe boşsa gelirler indirme yaparlar, nöbetçin uyursa çıkarlar ve seni tepelerler.
Birinci ve ikinci dünya hegemonya savaşlarında (bu yazıda anlatması uzun sürecek bu iktidar savaşlarının hikayesinde) Kürdistan ve Ortadoğu halkları büyük acılar yaşadı. Örgütsüzdük, öndersizdik ve her ne kadar mücadele ettikse de kalıcı sonuçlar yaratamadık. Çünkü birlikten yoksunduk. Sadece Kürtler olarak değil tüm Ortadoğulular olarak birlik olamamanın acısını bir kez daha yaşamamalıyız.
Anadolu, İran, Irak, Kenan ve hatta Mısır Kürdistan’sız kendini koruyamaz. Yahudiler de Kürdistan’sız yapamaz…
Kürdistan’a hakim olan nelere hakim olmaz ki… Tarihte bu defalarca kanıtlandı.
Bunun için; Kürtlerin birliği tarihi bir önemde, bu gerçekleşirse Kürt halkı dostlarıyla özgür yaşama imkanına kavuşacak…
Kürtlere düşmanlık yapanlar ise kaybetmeye mahkum olacak.