
Üç kadın devrimci özgürlük ve demokrasi mücadelesi veren herkesi birleştirmiştir. Yüz bini aşkın bir topluluğun Paris’te bir araya gelmesi, Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez gibi devrimci kişilerin gücünü ve etkisini göstermektedir. Türkiyeli tüm devrimci demokratik güçler mitingde yer almıştır. Türkiyeli demokrasi güçleri tam bir birlik içinde bu mitingde yer almışlardır. Sünni, Alevi, Êzîdî, Asuri, Ermeni, Arap, Türkmen tüm Kürdistanlılar bu yürüyüşe katılmışlardır. Avrupa’nın tüm devrimci demokrasi güçleri katılım göstermiştir. Özellikle de kadın örgütleri bu mitingde güçlü biçimde yer almışlardır. Bazı yeminli PKK ve Apo düşmanları dışında tüm Kürt örgütleri ve şahsiyetleri de büyük devrimci Sakine Cansız’a sahip çıkmak için Paris’te olmuşlardır. Eğer devrim ve başarı bir birlik ve ittifak sorunuysa Sakine herkesi bir araya getirerek bunu başarmıştır.
Sakine Cansız, Türkiye halklarının birliğini sağlayan bir kişi olduğu gibi, Kürtler arası birliği de sağlayan bir devrimci olarak anılacaktır.
Kürdistan tarihinin en büyük yaralarından biri birlik olamamadır. Aşiretçi ve inanç bölünmelerine 20.yüzyılın başında vatan olarak da bölünme eklenmiştir. Sömürgeciler ve soykırımcılar bu parçalanmadan hep yararlanmışlardır. Sakine Cansız bu bölünmenin acısını derinden hisseden bir Dersimliydi. Kürdistan tarihinin en büyük katliama uğrayan Dersim’in evladıydı. Bu nedenle devrimciliğinin başından sonuna kadar Kürtler arası birliği gerçekleştirmeyi büyük bir özlemle istemiştir. Şahsında Alevi, Sünni, Êzîdî Kürtleri birleştiren bir kişi olmuştur. Bugün Alevi, Sünni, Êzîdî tüm Kürtlerin Özgürlük Hareketi etrafında birleşmesinde Sakine Cansız’ın emeği büyüktür. Kendi şahsında Kürtlerin birliğini kimsenin bozamayacağı düzeyde gerçekleştirmiştir. Her ne kadar Alevi-Sünni, Zaza-Kurmanç olarak Kürtleri bölme çabaları olsa da Sakine gibi bir gerçeklik ortadayken bunun başarılması zordur.
PKK’nin kuruluşunda Alevi-Kürt devrimciler de fazlasıyla yer almıştır. Kuruluş kongresine Sakine başta olmak üzere birçok Alevi Kürt devrimci katılmıştır. Bu yönüyle PKK kuruluşundan itibaren Kürt birliğini sağlamıştır. Zaten binlerce Alevi Kürt gencinin bu mücadelede yaşamını vermesi bu gerçeğin kanıtıdır. Sakine Cansız, Êzîdîler ve Süryaniler için de hassasiyet gösteren bir devrimci Önder olduğu gibi, tüm parçaların birliği için de büyük çaba göstermiştir. Başta Güney Kürdistan olmak üzere Kürtlerin birliğini sağlamak üzere çalışmıştır. Bunun için de Kürt kadınlarının birliğinin tüm parçaları da birleştireceğine inanmıştır.
Bu büyük devrimci, gerilla komutanlığı dahil tüm mücadele alanlarında yer almıştır. Toplumu örgütleme çalışmalarına öncülük yaptığı gibi, diplomatik çalışmalar da yürütmüştür. Her çalışmaya da coşkulu katılarak büyük bir emek vermiştir. Bu açıdan Özgürlük Mücadelesine katılımı çok büyük olmuştur. Zaten halk bu nedenle sahip çıkmaktadır.
Zindandaki direnişini anlatmaya gerek bile yok. Bunu başta Kürt kadınları olmak üzere tüm Kürdistan halkı bilmektedir. Diyarbakır zindanında iradesi kırılmayan bir direniş sembolüydü. Duruşuyla işkencecileri bile korkutan bir devrimci olmuştur. Sakine’nin duruşunu gördüğü anda işkencecinin iradesi kırılmıştır. İşkence yapan dahi kaybedenin kendisi olduğunu Sakine’yi ilk görüşte anlamıştır. Zaten duruşu, bakışı, üslubu iradesi kırılamayacak bir devrimci olduğunun kanıtıdır.
Böyle bir direnişçi olmasında Dersimli olmasının payı büyüktür. Her ne kadar 1938 soykırımıyla Dersim’in özgürlük iradesi kırılmak istenmişse de Sakine 1938 öncesinin zapt edilemez Dersim özgürlük ruhunu kendinde yaşatan bir devrimcidir. Özgürlük ruhu katledilmeyen ve kırılmayan bir Dersimli olarak gerçek Dersimliliği temsil eden bir kişilik olarak yaşamıştır. Bu kişiliğiyle, tamamen özgürlük ruhuyla yaşayan dış işgal ve baskıyı yaşamamış 1938 öncesi Dersim’i yaratmak için Özgürlük Mücadelesi içinde yer almıştır. Devlet baskısı ve kültürel soykırımla yaratılmak istenen Tunceliliğe karşı 1938 öncesinin Dersim’inin özgürlük kimliğini temsil etmiştir. Bu açıdan ilk önce de tüm Dersimliler bu devrimciden özgürlükçü Dersim ruhunu öğrenmeli ve kökleriyle yeniden buluşmalıdır.
Sakine tam bir Besê ve Zarife’dir. İradesi kırılmamış Dersim Kürtlüğünü tam temsil eden bu anaların kızı olmasını bilmiştir. Besê ve Zarife’nin hiçbir biçimde bozulmamış ve kirletilmemiş Dersimliliğini beyninde ve yüreğinde hissetmiştir. Şu bir gerçek ki, 1938 öncesi Dersim ruhunu en fazla da kadınlar temsil etmiştir. Sakine Cansız da bu geleneğin temsilcisi olarak gerçek Dersim’i yaratma mücadelesinin öncüsü ve sembolü olmuştur.
Başta Sakine olmak üzere bu üç büyük devrimciyi sahiplenme tüm Kürt halkının boynunun borcudur. Amed halkı zindanda özgürlük ruhunu temsil eden, Kürt’ün yeni özgürlük ruhunu yaratan Sakine’yi bağrına basacaktır. Dersimliler de, tarihlerini ve değerlerini savunmak için tüm yaşamını adayan bu büyük devrimciyi hakkıyla karşılayacak ve Dersimlilik ruhunu yeniden şekillendirecektir. Elbistan başta olmak üzere tüm Güneybatılı Kürdistanlılar kültürel soykırıma uğratılmanın ve köklerinden koparılmanın öfkesini yaşayan Fidan’a sahip çıkarak kendilerine ve geleceklerine sahip çıkmalıdır. Amed başta olmak üzere tüm Kürdistanlılar halkının acısını ve öfkesini yüreğinde taşıyan, mücadele eden Layla’ya sahip çıkarak gençliğin özgürlük ruhunu daha da bilemelidirler.
Bu üç büyük devrimciye “vatan topraklarına hoş geldiniz” diyoruz.