Bugün 15 Mayıs! Hem Kürt Dili Bayramı hem de Dünya Vicdani Retçiler Günü.

İkisi de kutlu olsun.
 Dil bayramı 2007, Vicdani Retçiler Günü‘yse 1993 yılından  bu yana kutlanıyor.
Önce Kürt Dili Bayramı‘yla ilgili söylemek istediğim bazı şeyler var.
Bu günü Kürdistan halkının seçkin değeri; mütevefa Kürt aydını Celadet Ali Bedirxan’a borçluyuz.
Kürt dilinde devrim yapan; Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişi sağlayarak Kürtçeye kalite ve özgünlük kazandıran Celadet Bedirxan, “dil, esir bir milletin egemen millete karşı varlığını koruyan en önemli silahtır” diyor ve Kürt diline Kürt halkının varlığının devamı açısından yaşamsal önem atfediyordu.
Bu yüzden hayatını Kürtçenin gelişimine adadı ve Kürt halkına altın değerinde bir miras bıraktı.
15 Mayıs 1932 yılında Şam’da Hawar dergisini çıkardı. Tabii o dönemde Kürtçe yazmanın binbir zorluğu vardı. Kaldı ki Latin alfabesiyle yazmak neredeyse imkansızdı. Fakat Celadet Bedirxan, Cegerxwîn, Qedrican, Osman Sabri ve Nureddin Zaza gibi şair, yazar, aydın ve dava adamı arkadaşlarının yardımıyla imkansızı başardı.
Hawar‘ın 1932’den 1943‘e kadar 47 sayısı yayımlandı. Celadet Bedirxan dergisinde 30’u aşkın takma ad (mahlas) kullandı ve yıllarca büyük bir aşkla yazdı.
Hawar, Türkiye’nin Fransa nezdindeki girişimleri sonucu yasaklandı. O dönem Suriye, Fransa‘nın mandasıydı. Hawar’ın kapatılması üzerine Celadet Bedirxan bu kez Ronahi dergisini çıkardı.
Ne mutlu Rojava Kürtlerine ki, bugün Ronahi adında bir televizyonları var.
Ne mutlu ki Kürt Özgürlük Hareketi bu mirasa sahip çıktı ve Celadet Bedirxan gibi Kürt tarihinde anlamlı izler bırakan bütün değerleri mücadelesinde yeniden yarattı.
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) 2006 yılında Hawar’ın yayım hayatına başladığı 15 Mayıs’ı, Kürt Dili Bayramı olarak kutlanması kararını aldı. Bedirxan ve dava arkadaşlarının ruhu bu bayram vesilesiyle yeniden yaratıldı.
Bayram kararı 2007’yılından itibaren Kürdistan’da ve diyasporada kutlanıyor. Kutlamalarda KNK’nin, “Kürtçenin işgalden ve asimilasyondan kurtarılması; Kürdistan‘da eğitim- öğretim dili olması ve güçlü bir şekilde geleceğe taşınması” çağrısına uygun olarak çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Bugün vesilesiyle özetle söyleyeceğim şudur: Elbette Kürtçeye sahip çıkmamız gerekiyor. Elbette dilimizi hayatın her alanında kullanmak ve yaygınlaştırmak gerekiyor.
Fakat sadece bu yetmiyor. Her birimizin Kürtçe konuşması ve onu her aşamada kullanması elbette önemlidir ancak, daha önemlisi Kürtçenin Kürdistan’ın ‘resmen‘ kullanılmasıdır.
Bunun siyasi mücadelesini azimle sürdürmek gerekiyor. Çözüm süreci bu anlamda çok kritiktir. Zira çözümün olmazsa olmaz iki temel talebinden biri anadilde eğitimdir.
Türk devleti bu hakka karşı geçmişte çok direndi, bugün de direniyor. Bu direnç devletin Kürtleri asimile etme sevdasından vazgeçmediğini gösteriyor. Dolayısıyla varolmanın yolu bu direnci kırmaktan, dili kendi toprağında hükümran kılmaktan geçiyor.
Bu umutla dil bayramını kutluyor, Celadet Bedirxan’ı ve dava arkadaşlarını saygıyla anıyorum.
*
Gelelim Dünya Vicdani Ret Günü’ne;
Aslında bu konu da geleceğimiz açısından hayati önem taşıyor. Vicdani ret meselesi üzerinde çok durmamız ve çok konuşmamız gerekiyor.
Kendi payıma şu kadarını söyleyeyim; Vicdani ret hakkı sağlanmadan Türkiye’de kalıcı bir barış sağlanamaz. Çünkü ‘zorunlu askerlik‘ ırkçı ve imhacı militarizmi her açıdan güçlendiriyor.
Militarist sistem bu sayede yoksul halk çocuklarını birbirine kırdırıyor. Kırdıramadıklarının da beyinlerini yıkıyor. Gençleri ırkçılıkla zehirliyor ve topluma ırkçı nefret saçıyor.
Bu yüzden de her şeyden önce yoksul bu insanların başka insanları ‘öldürmeme‘ haklarını özgürce kullanmaları, bunun için de ‘zorunlu askerliğin‘ kaldırılması gerekiyor.
Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da BDP’ye çok iş düşüyor. Hem vicdani ret hakkının sağlanması hem de Türk ordusunun yeniden yapılandırılması konusunda BDP’nin alternatif siyaset yapması gerekiyor. Konuyu hızla tartışmaya açması ve yeni anayasada buna uygun çözümün yer alması amacıyla da çalışmalar başlatması gerekiyor.
Vicdani ret hakkının sağlanması meselesi Kürt siyasetinin temel görevlerinin başında geliyor.
Kürt gençlerinin gelecekte içeride ve dışarıda ‘ölüm makinası‘ olarak kullanılmasının önününe bu sayede geçileceğinin bilinmesi gerekiyor. Dolayısıyla vicdani ret hakkı vazgeçilemezdir ve BDP bunun kabul edilmesine öncülük etmelidir.
Vicdani ret hakkı kabul edilmez ise şayat alternatif olarak askerlik ‘boykot‘ edilmelidir.
Türk militarizmi Anadolu ve Mezopotamya‘nın kadim toprakların kan gölüne çevirdi. Epey kin ve nefret tohumu da ekti. Yeni süreçte buna dur demenin ve ekilen kin ve nefret tohumlarını temizlemin fırsatı  belirmiştir.
Bu fırsat halklar arasında kalıcı bir barışın sağlanması amacıyla iyi değerlendirilmelidir. Aksi durumda kalıcı barışın mümkün olamayacağı bilinmelidir.