
PYD Eşbaşkanı Salih Muslim, Kobanê’nin direndiğini ve direnmeye devam edeceğini, ancak hem insani yardım hem de siyasi olarak desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Demokratik Özerklik projesi çökerse demokrasinin son umudu da kaybolur” diye Muslim, Suriye, Türkiye, İran, Arabistan ve Katar’ın bu çeteleri Kürtlere karşı kullandığını kaydetti.
PYD Eşbakanı Muslim, Kobanê’ye yönelik saldırılar, nedenleri ve çetelerin arkasındaki güçlerle ilgili sorularımızı yanıtladı.
Kobanê Kantonu neden çetelerin saldırısına hedef oldu?
Kobanê Kantonu, Demokratik Özerklik ilan ettiğimiz üç kantonun tam ortasında bulunuyor. Çeteler sanıyor ki Kobanê diğer kantonlara göre biraz savunmasız. Kobanê Kantonu çökerse, Rojava’daki Demokratik Özerklik projesi de bölünür, parçalanır. Kürt varlığının kabul etmeyen ülkelerin desteklediği çeteler, saldırılarını yoğunlaştırdı.
Bir de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), Rakka’da İslami Emirlik ilan etti. Kobanê’yi de bunun uzantısı yapmak; hem Akçakale hem de Fırat’ı buna dahil etmek istiyor.
Bu çetelerin Kürtlere düşmanlığının nedeni nedir? Kimler bunları destekliyor?
Arabistan’dan, Körfez ülkelerinden gelen birisinin Kürtlere karşı savaşmakta amacı ne olabilir ki? Kimler Kürtlerin varlığını tanımıyorsa Kürtlerin hak sahibi olmasını istemiyorsa onlar destekliyor. IŞİD ve selefi grupların stratejileri yoktur. Cennete gitmek isteyen kişinin cennete gitmek için strateji geliştirmesine gerek yok. Bunların stratejileri olmadığı için herkes tarafından kullanılıyor. Suriye, Türkiye, İran, Arabistan ve Katar, bunları kendi amaçları doğrultusunda kullanıyor. Kürtlere karşı kullanıyorlar. Bunların saldırıları, Kürt varlığını istemeyen ve kabullenmeyen devletlere yarıyor.
Mesela Baas rejimi, Suriye’de olayların başlamasıyla cezaevinde bulunan 1000’e yakın selefiyi serbest bıraktı. Bu bırakılanlar boş duracak değiller ya. Bize saldıranlar da bunlardır. Bunların içerisinde Suriye istihbaratından olanlar var. Kürt güçleri tarafından öldürülenler arasında istihbarat elemanları da vardı. Yine Kobanê’ye yönelik son saldırılarda bazı tanklar vardı. Modern tanklar. Bunlar ancak rejimin elinde olabilir.
Yine Suriye Hava Kuvvetleri halen güçlüdür. Taa Rakka’dan kalkıp konvoylar halinde Kobanê’ye gelip saldıranlar, 3. Tank Tümeni’nin yanı başından geçiyor. Göremiyorlar mı? Bunlar kime karşı?
Yine sosyal paylaşım sitelerinde fotoğraflar var. Sakallı, cübbeli, silahlı selefilerin yanında çocuklar bozkurt işareti yapıyor. Çatışmada öldürülen çetelerin üzerinden TC mühürlü belgeler çıkıyor. Bütün bunları yan yana getirince bunların arkasında kimler olduğu ortaya çıkıyor.
Bir de farklı farklı selefiler var. El Nusra Cephesi, Liva-i Tehvid vb.leri. Şimdi Suriye’de hesapları olan ülkelerin hepsinin bir grubu var.
Çetelerin saldırısı altında olan Kobanê’de son durum nedir?
Kobanê’de bütün halk direniyor. Şimdiye kadar saldıranlar hiçbir yerde ilerleyemedi. Daha önce var oldukları yerlerde duruyorlar. Kobanê’nin batı tarafındaki Arap köylerini kendilerine üs yapmışlar, doğuya doğru ilerlemek istiyor. Bir de güneyde Sirîn tarafından ilerlemek istiyorlar. Sirîn’in etrafında olan köylerde Kürtler de yaşıyor ancak Sirîn’in merkezinde Araplar yaşıyor. Oradan da Kuzey’e yönelmek istiyorlar. Burada da buğday depoları var. Önceki çatışmalarda Özgür Suriye Ordusu ile Kürt güçleri bu buğday depolarını ele geçirmişti. Ancak Kürt güçleri buraları Özgür Suriye Ordusu’na bırakınca IŞİD için kolay lokma oldu. Tekrar Kürt güçleri devreye girdi. Güney tarafından Girêsipî‘ye, bazı köylere kadar geldiler. Ancak buradan ilerlemeyediler. Çatışmalar sürüyor. Kantonun sınırındaki Özgür Suriye Ordusu korumasındaki Arap köylüler, çatışmadan kaçarak daha içeriye doğru geldi.
Özgür Suriye Ordusu ile birlikte hareket stratejik mi yoksa dönemsel mi?
Suriye’de zemin çok kaygan. YPG daha önce Kürtlerin varlığının tanınması, laik ve demokrasi temelinde ÖSO ile birlikte hareket etmeye hazır olduğunu duyurmuştu. Özgür Suriye Ordusu’nda bir komutanlık, kararlılık, bağlılık yok. Bugün bizimle anlaşan gruplar, yarın bize karşı savaşabiliyor. Zaman zaman birlikte hareket ediyoruz, ancak bu bir anlaşma sonucu değil. Kobanê’de IŞİD’le bazı yerlerde çatışmaya girdiler. Kayıp verince Kürt güçlerine sığındılar. Yani bizim şartlarımızı kabul ettikleri için değil, can derdinden dolayı YPG’nin yanında yer aldılar. IŞİD bunları yakalarsa, idam eder, kafalarını keser. Yaşamak için YPG’nin yanında yer aldılar. Kobanê’deki durum da bundan ibaret. İki tarafça kabul edilmiş bir anlaşma yok.
Kobanê Kantonu’ndaki halkın durumu nedir?
Bu saldırılarla birlikte yaşam ve yardım bakımından sıkıntılar oldu. Saldırılarla birlikte Kobanê’de iki aydır elektrik yok, sular bir akıyor bir kesiliyor. Halkımızı aç ve susuz bırakmak istiyorlar. Şunu söyleyeyim: Biz Kürtler hep yarı aç, yarı toktuk. Biz bu duruma alışkınız. Halkımız, kendi imkanlarıyla bazı şeyleri yapıyor. Sirîn tarafından bir baraj vardı, Kobanê’nin elektriği buradan sağlanıyordu. Ancak burası IŞİD’in eline geçti. Yine Fırat Nehri’nden gelen su onların denetiminde. Ancak halkımız motorlarla kendi elektriklerini sağlıyor, açtığı kuyularla su ihtiyacını gidermeye çalışıyor. Halk, kendi özgürlüğü için, onuru için direniyor. Aç kalsa da direnecektir, zaten daha önce bunu ıspatladı.
Kobanê Kantonu’ndaki çatışmalardan dolayı Kürtlere ve uluslararası topluma bir çağrınız olacak mı?
Kobanê direniyor, ancak hem insani yardım hem de siyasi olarak desteklenmemiz gerekiyor. Halkımızdan ve demokrasi güçlerinden yardım bekliyoruz. Ellerinden gelen her yardımı yapsınlar. Demokratik Özerklik projesi çökerse demokrasinin son umudu da kaybolur. Herkes bunu böyle bilsin. Halkımıza güveniyoruz, sonuna kadar direnecektir. Direnen halkı yalnız bırakmamak gerekiyor.
Önyargıları kırmak için
PYD ve Kanton yönetimleri Avrupa’da temaslarda bulundu. Temaslarda bulunulan ülkelerde Demokratik Özerklik nasıl algılanıyor?
Yaptığımız görüşmelerde bazıları önyargılı davranarak, bizi Suriye’yi bölmekle suçluyor. Bunu yapanlar daha çok Türkiye’yle ilişkileri olan parti temsilcileridir. Suriye’deki durum ve bize karşı yapılan anti propaganda bunda etkili oluyor. Bu durumdan dolayı BM’nin yardımlarını alamıyoruz. Çünkü kendilerine göre kurumlar seçmişler, yardımları onlar aracığıyla yapıyorlar. Ancak biz kendimizi anlatınca ikna oluyorlar.
Aslında ilginç olan ise, bize karşı olan ve demokrasiden bahsedenler, kantonları olan ülkelerde yaşıyorlar. Kendilerine ‘demokratız’ diyorlar ama demokrasinin Avrupa sınırları dışına çıkmasını istemiyorlar. Ama bunların önyargılarını kırmak için daha çok çalışmamız gerekiyor.
Suriye’de olaylar başladığında siz iç muhalefetle Ulusal Koordinasyon kurdunuz. Peki onların Demokratik Özerkliğe yaklaşımları nasıl?
Biz halen Ulusal Koordinasyon’la yürüyoruz. Ebette halen şoven düşüncelerde olanlar var ama Suriye’nin geleceği için ortak bir politik çizgide yürümeye çalışıyoruz. İki taraf da bunu öne çıkarmamakta kararlı. İki hafta önce Şam’da toplantı yaptık. Ve Ulusal Koordinasyon’un içindekilerin hepsi Demokratik Özerkliğin Suriye geneline uygulanması konusunda hemfikir oldu. Heysem Mennalar, çoğu zaman bizim hakkımızı bizden daha fazla savunuyor. Bağımsızlığın bizim hakkımız olduğunu da söyledi Menna.
Kantonlarda önümüzdeki dönemde seçimler yapılacak. Geçtiğimiz günlerde de Norveç’in başkenti Oslo’da birçok Kürt partisiyle görüşmelerde bulundunuz. Bu partiler seçimlere katılacak mı?
Öncelikle biz parti olarak diğer Kürt partileriyle birlikte olmak istiyoruz. Kapılar açık. Kantonlarda yönetim var, meclis var, seçim için kriterler belirlenmiş. Seçimler için bizimle değil, kanton yönetimiyle, meclisle konuşacaksınız. Kurucu meclis, toplumsal sözleşmeyi kabul ettikten sonra bizim parti olarak işimiz bitti. Biz artık kendi politikamızı, örgütlülüğümüzle uğraşıyoruz. Seçimler kurucu meclisin denetimindedir. Ya seçimlere katılırsınız ya da katılmazsınız. Eğer katılmazsanız halk seçimini yapar ve yönetimin dışında kalırsınız. Eğer parti tabanlarını korumak istiyorlarsa seçimlere katılırlar.
Size yönelik ambargo halen devam ediyor. Sêmalka kapısı halen kapalı. Güney Kürdistan’daki partiler, kapının açılması için PDK yönetimine baskı yapamıyor mu?
Kapı halen kapalı. Geçtiğimiz günlerde kadınlar geçmek istedi ancak izin vermediler. YNK, Goran, Yekgirtu gibi partilerle ilişkimiz var. Temsilcilerimiz Güney Kürdistan’da ve bu partilerin temsilcileriyle görüşüyorlar. Bizi desteklediklerini, yanımızda olduklarını söylüyorlar. Ancak bizim hatırımıza kalkıp PDK ile çatışmak istemezler. Çünkü, PDK en büyük partidir, hükümettir, bütün kaynaklar onların elinde. Bunun için PDK’yi karşılarına almazlar. Zaten biz de istemiyoruz, bizim hatırımız için aralarında gerginlik, bir çatışma çıkmasını. Biz sadece Sêmalka’nın insani yardım için açılmasını istiyoruz. Bu kapı açılınca Rojava’daki halkımız için bir gelir de gelecek. Ancak PDK, bu gelirin YPG’ye gideceğini ve YPG’yi güçlendireceğini düşünüyor. Bunlar Kürtlerin silahlı güçlerinin güçlenmesini istemiyor. Kimse söylemiyor ama ben söylemiş olayım.
Peki seçimler öncesinde Rojava’daki PDK yanlısı partilere avantaj sağlanması için kapının açılma ihtimali var mı?
Vallahi açılırsa iyi olur. Biz, ‘diğer partilere avantaj mı sağlar, PDK mi kazançlı çıkar’a bakmayız. Bizim için önemli olan halkımızın biraz rahatlığa kavuşmasıdır. Aç bırakılmamasıdır, ilaçsız kalmamasıdır. O kapı ne amaçla açılacaksa açılsın, önemli olan açılmasıdır.
DENİZ BAŞPENİR/HABER MERKEZİ