
Mesleklerini icraa ettikleri için 'KCK üyesi ve yöneticisi' olmakla suçlanan gazetecilerin duruşması 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya, tutuklu gazetecilerin tamamı ve tutuksuz yargılanan 11 gazeteci katıldı. Duruşmada ilk olarak söz alan Avukat Fırat Epözdemir, önceki gün Kandil'de yapılan basın toplantısını çoğunluğu Türkiye'den olmak üzere 100'ün üzerinde gazetecinin izlediğini hatırlatarak, "Aralarında devletin haber ajansı Anadolu Ajansı da vardır. Dünkü tabloya baktığımızda burada gazetecilerin yargılanmasını anlamak mümkün değil" dedi. KCK açıklamasını manşetine taşıyan Sabah, Yeni Şafak, Haber Türk gibi gazeteleri hakime gösteren Av. Özdemir, "Bu gazetelerin yaptıkları suç değil. Ancak Özgür Gündem'in dünkü açıklamaya ilişkin haberi belki de birkaç ay sonra suç olarak dosyaya girecek" diye konuştu.
İllegal ise niye vergi aldınız?
İddianamede illegal güdümünde yayın yapmakla suçlanan DİHA ve Fırat Dağıtım'ın SGK, Maliye Bakanlığı'ndan alınan belgeleri ile Telekom, GSM sözleşmelerini mahkemeye sunan Epözdemir, "İd- dianameye göre yasadışı olduğu öne sürülen bir kurumdan devlet neden vergi almıştır. İddianamenin bu mantığını anlamak mümkün değildir. Aslında görüldüğü gibi DİHA ve Fırat Dağıtım, illegal değil, Türkiye Cumhuriyeti'nde yayın yapan basın kuruluşlarıdır" diye konuştu.
Bunlar tahrik etmiyor mu?
Müvekkillerinin haberleriyle "kin ve nefret duygularını tahrik ettiği"nin ileri sürüldüğünü söyleyen Epözdemir, Star gazetesinin "Eşek Kürt" anlamına gelen "KERKürt valisi", Sözcü gazetesinin "Şehitler burada, kalleşler Meclis'te" başlıklı haberlerini gösterdi, "Bunlara hangi savcılar soruşturma başlatmıştır. Bunlar kin ve nefret yaratmak anlamına gelmiyor mu?" diye sordu. Epözdemir, şöyle konuştu: "Müvekillerimin tek bir haberinde bile kin ve nefret, düşmanlık yoktur. Ancak buna rağmen suçlu sayılmışlardır."
Bunlar neden suç değil?
Öcalan'la yapılan görüşmelerin haberleştirilmesinin de suç sayıldığına dikkat çeken Epzödemir, Milliyet, Hürriyet ve Radikal'in Öcalan'la ilgili haberlerini gösterdi. "Bunlar neden suç değil?" diye soran Epözdemir, "Kaldı ki, sadece müvekkillerim Sayın Öcalan'a görüşmeleri haberleştirseydi bile bu suç değildir" ifadelerini kullandı.
Roj TV'ye herkes konuşuyor
Gündem gazetesine müvekkillerinin dışında çokça kişinin haber yaptığını ya da yazı yazdığını hatırlatan Avukat Fırat Epözdemir, Roj TV ile bağlantı yapmanın da suç olmadığının altını çizdi. Derya Sazak'tan Oral Çalışlar'a, Lale Mansur'a onlarca kişinin Roj TV'nin yayınına katıldığını hatırlatan Epözdemir, bu yayınlara ilişkin hazırlanmış iki CD'yi mahkemeye sundu.
'Savaş hukukundan vazgeçin'
Avukat Ercan Kanar ise bir gazetecinin gazeteci olup olmadığının tartışıldığı yerin duruşma salonu olamayacağını belirtti, "Gazeteciliğin niteliğinin kriteri ise o mesleğin etik kurullarıdır. Tartışılacak yer duruşma salonları değildir" dedi. Kanar, "Daha şimdiden buradaki gazeteciler, dünya basın özgürlüğü tarihinde yerlerini almışlardır" diye konuştu.
Kanar, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ın "Adil yargılamaya uyulmayan yargı pratiği zulme dönüşür" şeklindeki açıklamasını hatırlatarak, müzakere sürecine dikkat çekti. Kanar, şöyle konuştu: "Pozitif barış sürecine girilmesi söz konusu. Barış hukukunu inşa eden yargı pratiğine ihtiyacımız var. Düşmanla savaş hukuku kurallarından vazgeçilsin artık. Tahliye kararları mahkemeyi de özgürleştirecektir."
Bilirkişi raporu sunuldu
Avukat Ramazan Tunçer ise gazeteciler Nadire Mater, Ragıp Duran ve Oral Çalışlar'ın "Gazetecilik nedir? Gazeteci nasıl çalışır, nasıl yaşar?" sorularına yanıt veren bilirkişi raporunu okuduktan sonra mahkemeye sundu.
'17 aydır hepimiz mağduruz'
DİHA Ankara Temsilcisi Kenan Kırkaya'nın avukatı Hasan Erdoğan, müvekkilinin eski milletvekili Salim Ensarioğlu ile yaptığı röportajın iddianamede suç delili olarak yer aldığını ifade ederek, "Aynı içerikte röportaj, iki gün sonra Radikal ve Taraf gazetesinde de yer almıştır. Ancak suç olarak görülmemiştir. Müvekillerimizin yaptıkları hiçbir şey suç değildir" dedi. Avukat Erdoğan, 17 aylık tutukluluğun müvekkillerinin yanı sıra kendilerini de mağdur ettiğini kaydederek, "Onlar bizim haber alma özgürlüğümüzün, hakkımızın garantisidir. Onlar tutukluyken bu hakkımızdan mahrumuz" diye konuştu.
'ANF yasadışı değil'
ANF ve Birgün gazetesi muhabiri Zeynep Kuray'ın avukatı Tamer Doğan, ANF'nin yurtdışında bulunduğunu hatırlatarak, "Yurtdışında bulunduğu ülkelerin yasalarına göre kurulmuş bir basın kuruluşudur. Türkiye'den internet sayfasına girişinin engellenmesi onun yasadışı olduğu anlamına gelmez" diye konuştu. ANF'nin Türkiye'de bir haber merkezinin bulunmadığını hatırlatan Doğan, "Bu nedenle muhabirleri müdürleri ile telefonla ya da mail yoluyla iletişim kuruyor. Müvekkilim Kuray'ın müdürü ile bin 356 kez görüşmesi normaldir, anormal bir durum değildir" dedi. Avukat Doğan, son olarak İmralı'daki görüşme notlarını yayınlayan Milliyet gazetesi muhabiri Namık Durukan'a ödül verildiğine dikkat çekti, "Gazeteci Durukan ödüllendirilirken, görüşme notlarını yayınlayan ANF ise illegalize ediliyor. Durukan bu ödülü nasıl aldı?" diye sordu. "İddianamedeki düşmanca dil çıkartıldığında, iddianame müvekkilimin gazeteciliğinin kanıtıdır" diyen Doğan, müvekillinin tahliyesini istedi.
Savcı suç duyurusunda buludu
Savcı İsmail Işık ise avukatların "Barış havasına uyum sağlayın, müvekkillerimizi tahliye edin" çağrısına rağmen, tutuklu gazetecilerin tahliyesini istemek yerine haklarında suç duyurusunda bulundu. Avukatların ve gazetecilerin davanın "siyasi" olduğu yönündeki değerlendirmelerine de itiraz eden savcı Işık, "Gazetecilik yaptıkları için değil, silahlı örgüt üyesi oldukları için yargılanıyorlar" şeklinde konuştu. Savcı, gazetecilerin kullandığı "Ermeni Soykırımı" ifadesine karşılık olarak da "Milletimize en büyük iftira olan sözde Ermeni soykırımı ifadesini kullandılar" dedi. Savcı Işık, Ertuş Bozkurt, Ramazan Peköz, Mazlum Özdemir, Turabi Kişin, Yüksel Genç ve Kenan Kırkaya ile avukatların savunmalarında geçen "sözde iddianame", "sözde yargılama", "düşmanla savaş hukuki" gibi kavramlar nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını istedi. Savcı Işık, tüm tutuklu gazetecilerin "kuvvetli suç şüphesi, kaçma ihtimali" gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.
17 Haziran'a ertelendi
Verilen ara ardından mahkeme heyeti beklentilere rağmen sadece ANF muhabiri Zeynep Kuray ve DİHA muhabiri Sadık Topaloğlu için tahliye kararı verdi. Duruşma, 17-19 Haziran tarihlerinde görülmek üzere erteledi. Ayrıca, mahkeme savcının suç duyurusu talebini de kabul etti.
İSTANBUL