Kürt halkı icraat bekliyor

Tülay Hatimoğulları
- DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, bugüne kadar devlet tarafından somut bir adım atılmadığı için halkın sürece temkinli yaklaştığını söyledi.
- Eşbaşkan Hatimoğulları, ''Sürekli bazı vaatler oluyor. Yasalar çıkacak, adımlar atılacak yönünde. Kıymet veriliyor buna elbette ama Kürt halkı icraat bekliyor" dedi.
DENİZ BABİR/AUGSBURG
Toplumun sürecin pratik sonuçlarını görmek istediğini belirten DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, bunun aksine Newroz sonrasında farklı illerde yapılan ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalara işaret etti. Tülay Hatimoğulları, şu çelişkiye dikkat çekti: ''Öcalan'ın posterini taşıdığı için gözaltına alınıyor insanlar. Oysa devlet Öcalan ile görüşüyor.''
Eşbaşkan Hatimoğulları, “Demokrasi, Adalet ve Toplumsal Barış Konferansı" için geldiği Almanya'da sorularımızı yanıtladı. Bu yılın Newroz kutlamalarında halkın Öcalan'ın özgürlüğünü istediğini ortaya koyduğuna dikkat çeken Hatimoğulları, bunun yanında halkın yasal ve hukuki sürecin hayata geçmesi mesajını verdiğini vurguladı. Hatimoğulları, şunları söyledi: ''Bunlarla ilgili halkın da çok güçlü ve çok büyük bir beklentisi var. Cuma günü heyetimiz biliyorsunuz İmralı'daydı ve önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Arkadaşlarımdan aldığım bilgi bu konuda; somut adımların atılması yönünde bir beklenti olduğu fakat şöyle bir realite de var; elbette biz umutları hep diri tutmak istiyoruz. Halkı çok umutlandırıp sonra fiilen hiçbir şey olmaması da yıpratıcı bir şeye dönüşüyor. Bu gerçekliği de kabul etmeliyiz. Dolayısıyla bugüne kadar iktidar ve devlet kanalından yapılan görüşmeler de olsun sürekli bazı vaatler oluyor: yasalar çıkacak, adımlar atılacak yönünde. Bu konuşmalara kıymet veriyoruz elbette, değerli de buluyoruz pozitif geçen görüşmeleri ama halk, yurttaş, toplum, Kürt halkı artık icraat bekliyor. Pratik sonuç bekliyor. Biz DEM Parti'nin temsilcileri olarak, ‘DEM Parti'nin İmralı Heyeti olarak bu görüşmelerimiz güzel geçti, iyi sonuçlar bekliyoruz’ dediğimizde halk söylediğimiz bu sözün pratik karşılığını bekliyor. Dolayısıyla bugüne kadar henüz somut bir karşılık olmadığı için haklı olarak halk temkinli, biz de temkinliyiz. Sonuçta bu adımların atılması halinde biz de dört elle sahipleneceğiz bu adımları fakat adım atılmalı. Olayın özü bu. Sadece sözlerle değil, sadece toplantıların iyi geçmesi yetmiyor. Yeniden altını çiziyorum; toplantıların verimli geçmesi, sağlıklı konuşmaların yapılıyor olması elbette önemli bir adımdır, ancak daha önemli olan pratiktir. Halk ikna olmak için artık net olarak icraat bekliyor.”
Özel yasa pazarlığı olmaz
DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları, “Hayata geçene kadar biz bunları tekrarlamaya devam edeceğiz” diyerek, özel yasanın çıkmasını ve içeriğinin pazarlığa tabi tutulmaması gerektiğini söyledi. Son derece eşitlikçi ve kapsayıcı bir yasanın çıkmasının önemini vurgulayan Hatimoğulları, "Yani bu silahsızlanma sürecini en ileri seviyeye taşıyacak kapsayıcılıkta bir yasanın çıkması gerekiyor” dedi.
Kayyum yasası lağvedilmeli
Bir diğer meselenin özellikle yerel yönetimlerle ilgili yasa olduğunu kaydeden Tülay Hatimoğulları, şöyle devam etti:
* Mesela kayyumlar. Kayyum yasası lağvedilmelidir. Kayyum zaten mevcut olan iktidarın çoğunluk oylarıyla çıkmış olan, anayasaya aykırılık içeren bir yasa. Bir kere kayyum yasası gerçekten lağvedilmeli ve fiilen bütün belediye başkanları görevlerine iade edilmelidir.
* Bir diğeri sadece DEM Parti belediyeleri değil, çok büyük bir operasyon CHP belediyelerine üzerinde de var ve bu da doğru değil. Bir demokratikleşme sürecinden bahsedeceksek seçilmişleri her gün bir şafak operasyonuyla gözaltına alıp, belediye başkanlarını, seçilmiş meclis üyeleri tutuklamak demokrasi değildir. Bundan vazgeçilmelidir ve dolayısıyla başta Sayın Ekrem İmamoğlu olmak üzere bütün tutuklu olan belediye başkanları ve seçilmişler tutuksuz yargılanmalıdır. Bütün belediye başkanları ve belediye eşbaşkanları görevlerine iade edilmelidir.
Beklenen iyi niyet adımları
* Tabii ki Terörle Mücadele Kanunu, TCK ve TMK gözden geçirilmeli.
* Yasa çıkarmayı gerektirmeyen çok somut adımlar da pekala atılabilir. Bunu biz söyleye söyleye dilimizde tüy bitti ve söylemeye devam edeceğiz. Bunun başında AİHM kararlarının hayata geçmesi. Sayın Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve bütün Kobanê tutsaklarının serbest bırakılması, Gezi davası tutukluları, Can Atalay'ın, Osman Kavala'nın, Tayfun Karaman'ın, Çiğdem Mater'in serbest bırakılması gerekiyor.
* Düzenleme gerektirmeyen hasta mapuslarla ilgili, yaşlı mapuslarla ilgili hızlı bir adım atılması.
Amed’de barış, İstanbul'da demokrasi
Beklenen iyi niyet adımları atılmazken Newroz sonrasında farklı illerde yapılan ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamaların sürece olan güvensizliği derinleştirdiğini belirten Hatimoğulları, şöyle konuştu: “Şimdi bir yandan böyle bir süreç devam ederken öte yandan Newroz'da gözaltı ve tutuklamalar yaşandı. İnsanlar dönüp soruyor, süreç var ama Öcalan'ın posterini taşıdığı için gözaltına alınıyor insanlar. Oysa devlet Öcalan ile görüşüyor. Burada bir güvensizlik oluşuyor süreci yürütenlere, devlet ve iktidar kanadı için söylüyorum. Bu cenaha bir güvensizlik derinleşiyor bu gözaltı ve tutuklamalarla. Yine süreç var diyoruz, yasalar olacak/çıkacak diyoruz ama bir bakıyoruz ki davası devam eden birçok siyasinin cezası kesinleşiyor ya da tutuksuz yargılananın cezası kesinleşiyor. Bunlar güven yitimine sebep oluyor. Yine özellikle DEM Parti tabanı dışında Türkiye'deki sosyal demokrat kesim için CHP tabanı ve diğer muhalif partilerin tabanı açısından söylüyorum. Hem bunu liberal kanat için hem mütedeyyin örgütlenmeler için hem de sol sosyalist yapılar için, hepsini kapsayarak söylüyorum. Muhalif kesimde şöyle bir algı var; ya her gün CHP'ye bir şafak operasyonu yapılıyor. Vakti zamanında HDP'ye dönük yapılan operasyonlar, kayyum atamalarının benzeri şimdi CHP'ye yapılıyor. Dolayısıyla bu kanadı, bu kesimi biz ikna etmede zorlanıyoruz. Biz bu kadar operasyon ve seçilmişlerimizin bu kadar tutuklanması neredeyse her gün bir belediye. Dolayısıyla insanlar diyor ki; hangi demokrasiden bahsediyorsunuz? Yani İstanbul'a otokrasi, Diyarbakır'a demokrasi gelir mi?''
Başarmak dışında seçeneğimiz yok
Bir yandan süreç devam ederken öte yandan devletin ve iktidarın özel harp politikalarının devam ettiğinin altını çizen Hatimoğulları, bundan sonra DEM Parti’ye çok büyük görev ve sorumluluklar düştüğünü kaydetti. Tüm saldırlara rağmen bu yılın Newroz kutlamalarının her yerde güçlü geçtiğine dikkat çeken Hatimoğulları, şunları dile getirdi: ''Bence Newroz'un, geçmiş dönem bütün Newrozları aşan bir kitlesellikle ve güçlü bir mesajla ve Sayın Öcalan başta olmak üzere Kürt Özgürlük Hareketi'nin bu kadar alanlarda güçlü sahiplenilmesiyle hakikaten bir yazarın dediği gibi bütün bunlar Newroz ateşinin içine atılmıştır. Bu saldırgan politikalar Newroz ateşinde yanmıştır. Bundan sonra DEM olarak bize çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Demokratik siyasete çok büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. Bizler bu yeni döneme kendi hazırlıklarımızı elbette yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz. Gece gündüz emek vermeye devam edeceğiz. Değerli halkımıza bunları bir yandan anlatmak, bir yandan onların görüş ve önerilerini eleştiri ve değerlendirmelerini de almaya devam edeceğiz. Başarmak dışında bir seçeneğimiz yok. Bölge kaynayan kazan, gerçekten şu an Ortadoğu bir mezbahaneye dönüşmüş durumda. Böylesi bir zamanda barışı savunmak, hem Türkiye'nin iç barışını hem bölge barışını savunmak hepimize düşen çok büyük görev ve sorumluluktur. Burada barışın cephesini büyütmek durumundayız. Bunun için çalışmalıyız.”
Yeniden yapılanma gündemi
Yaşanan eksikliklerin yeni yapılanma döneminde giderilmesini hedefleyeceklerinin altını çizen Tülay Hatimoğulları, şunları paylaştı: “DEM Parti özellikle bu yeni döneme uygun biçimde programatik düzeyde, siyasal adımlarını atma düzeyinde, birçok düzeyde yeniden yapılanmaya tartışmaya başlayacak. Özellikle bu takvimi elbette şimdi henüz konuşabilmiş değiliz. Newroz yoğunluğunun geçmesini bekliyorduk ve buna da başlayacağız. Bütün kurullarımızda temel gündemlerimizden biri bu olacak. Daha çok halklaşma, daha çok yerelleşme, daha çok halkla iç içe çalışmaları yürütme, en küçük toplumsal birim olan mahallelerden, sokaklardan başlayarak sıkı bir örgütlenmeyi sağlayabilme, bütün bunlar acil olan ihtiyaçlarımız. Biz bu konuda bir yeniden yapılanmayı önümüze hedef olarak koymuş durumdayız.”















