• ÖHD, 'çerçeve yasa'nın Kürt meselesinin hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması açısından önemli bir eşik olduğunu belirterek, demokratikleşme başlıklarının ertelenmemesini istedi. 

 

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), 'çerçeve yasa'nın Meclis'te kabul edilmesine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yasanın, on yıllardır sürdürülen mücadelenin, ağır kayıpların ve barış yönündeki ısrarlı çabaların bir sonucu; Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin ilk hukuki adımı hasebiyle bir eşik niteliğinde olduğunu teslim eden ÖHD, yalnızca yasa maddeleri üzerinden değil de uzun yıllardır güvenlik, inkâr, imha ve asimilasyon politikaları etrafında gelişen Kürt meselesinin, hukuk ve demokratik siyaset alanına taşınması bakımından önemli olduğunu vurguladı.

Yasaya eleştirilerini sürdürdü

Yasa metnine ilişkin eleştirilerinin giderilmediğini kaydeden ÖHD, şu hususlara dikkat çekti:

* Bir geçiş yasası olarak tarif edilen yasa, yalnızca silahların bırakılmasının hukuki sonuçlarını düzenleyen bir metin olarak kalmamalı.

* Böyle bir yasanın temel işlevi, çatışmadan demokratik siyasete geçişin imkânını oluşturmak; silahsızlanma, yeniden entegrasyon ve toplumsal yaşama dönüşün hangi usullerle gerçekleşeceğini açıkça belirlemek olmalıdır.

* Geçmiş yıllarda meydana gelen ve günümüze uzanan ihlaller bakımından adalet ve onarım mekanizmalarına, kayıpların ve mağduriyetlerin araştırılmasına ve sürecin toplumsallaşmasına alan açmalıdır.

* Silah bırakan kişilerin ya da infazı ertelenenlerin yalnızca ‘geri dönen kişiler’ olarak değil, hakları güvence altına alınmış siyasi ve toplumsal özneler olarak yaşamlarına devam edebilmelerini mümkün kılmalıdır.

* Çatışmanın sona ermesi ve silah bırakmanın hukuki sonuçları bakımından bir başlangıç niteliğinde olmakla birlikte, geçiş sürecinin yeniden entegrasyon, siyasal katılım, adalet, onarım ve geçmişle yüzleşme boyutlarını karşılamıyor.

* Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözen, kapsamlı bir düzenleme olmadığı açıktır. Nitekim eşit yurttaşlık, ana dil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ve Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutları bakımından henüz kapsamlı bir düzenleme ortaya konulmadı.

* Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin toplumsallaşması ve demokratik gerekliliklerin hayata geçirilmesi bakımından da yeterli bir çerçeve sunulmadı.

Bundan sonrası için

Bu başlıkların yer almamasının, barışın inşası ve demokratikleşme yönündeki taleplerin ve toplumsal beklentinin ortadan kalktığı ya da rafa kaldırıldığı anlamına gelmediğini vurgulayan ÖHD, tüm bu hususların, yasanın oluşturduğu hukuki zeminle şimdi çok daha güçlü ve ısrarlı bir biçimde ele alınması gereken temel başlıklar olarak önlerinde durduğunu söyledi. ÖHD, "Bir yasanın kabul edilmesinin tek başına barışı inşa etmeyeceği, sürecin tüm aktörleri ve toplumun ortaklaştığı bir fikirdir. Yasanın nasıl uygulanacağı, kimlerin hangi güvencelerden yararlanacağı, uygulamanın nasıl denetleneceği, ortaya çıkacak sorunların hangi mekanizmalarla çözüleceği ve uygulamanın nasıl ilerleyeceği en az metnin kendisi kadar önemli olup ilk eşiğin aşılmasında kolaylaştırıcı rol oynayacaktır" dedi.

Tüm ilgililere çağrı

Çatışma zemininden hukuk ve demokratik siyaset zeminine geçiş için bir hukuki zemin oluşmuş olsa da yasanın uygulanmasından hukuki güvencelerin hayata geçirilmesine kadar her aşamada toplumsal müdahale ve mücadelenin belirleyici olacağını kaydeden ÖHD, uygulamasına ve ivedilikle tamamlanması gereken süreçlere dair Türkiye Meclisi'ne, yasa uygulayıcılarına, süreci izleyecek ve denetleyecek tüm kurullara şu çağrıda bulundu:

* Yasanın, MGK’nin yapacağı tespit ve teyit işlemiyle birlikte işlev kazanacağı ve bu işlemin tamamlanmasına ilişkin yasada herhangi bir süre öngörülmediği dikkate alındığında, söz konusu tespit ve teyit süreci ivedilikle tamamlanmalı ve bir an önce geçiş yasası niteliğiyle işlev kazanmalıdır.

* Yasanın uygulamasının, toplum ve sivil toplum örgütleri nezdinde açık ve şeffaf biçimde izlenmesinin imkânı oluşturulmalı ve hukuki güvenceler gerçek anlamıyla hayata geçirilmelidir.

* Kişi hak ve özgürlükleri, masumiyet karinesi ve uygulamada doğabilecek hak kayıpları bakımından bazı belirsizliklerin giderilmesi ve bu kapsamda, önünü açan yönü ve genel gerekçesi esas alınarak, sürecin ruhuna ve amacına uygun hareket edilmesi gerekmektedir.

* Uygulamada ortaya çıkabilecek belirsizliklerin tümü temel hak ve özgürlükler güvence altına alınacak şekilde giderilerek, eksik kalan ve süreci destekleyecek düzenlemeler hızlıca tamamlanmalıdır.

* Sürece öncelikle Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının eksiksiz ve ivedilikle yerine getirilmesiyle başlanmalıdır.

* AİHM kararları doğrultusunda umut hakkı yasal güvenceye kavuşturulmalı; Sayın Abdullah Öcalan’ın mevcut Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ndeki tarihsel rolü ve sürece etkin katılımının gereği olarak, hukuki ve siyasi koşullar oluşturularak fiziki özgürlüğü güvence altına alınmalıdır.

* Yasanın dışında kalan demokratikleşme başlıkları ertelenmemeli, kalıcı barışın inşası için eşit yurttaşlık, ana dil hakkı, yerel demokrasi, demokratik katılım ve Kürt meselesinin siyasal, toplumsal ve kültürel boyutları hukuken güvence altına alınmalıdır.

* Hazırlanacak yeni düzenlemeler; başta temel insan hakları metinleri olmak üzere Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları dikkate alınarak ele alınmalıdır.

Aktif izleme ve sorumluluk

Yasada düzenlenen İzleme Komisyonu’nda sivil toplum örgütlerine yer verilmemiş olsa da uygulanmasına ilişkin tüm süreci aktif bir biçimde izleyeceğinin altını çizen ÖHD, şunları ekledi: "Hukuki güvencelerin hayata geçirilmesi, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve sürecin demokratik hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda ilerlemesi için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz."