Birinci paylaşım savaşı genellikle Ortadoğu'nun paylaşımı, Osmanlı'nın parçalanması, Kürtlerin inkarı ve Kürdistan'ın, dört parçaya bölünmesiyle sonuçlandı. Şavaş, onlarca yıl sürecek Kürt inkarı ve Kürtlerin katledilmeleri ve Kürtlerin kültürel soykırıma tabi tutulmasına ve Kürdistan'ın savaş alanına çevrilmesine yol açacaktı. Kürtlerin o dönemler ulusal önderliğe, örgütlülüğe ve ulusal bilince sahip olmamaları, tek tek gerçekleşen bazı aşiretsel isyanların da başarılı olmamasına yol açtı. 

Birinci paylaşım savaşı sonucu, Kürtlerin en çok inkara, katliama, kültürel soykırıma uğrayacağı ülke Türkiye olacaktı. Çünkü Türkiye olarak kurulan Türk ulus devleti esas olarak Kürt kimliğinin inkarı ve Kürdistan'ın Türk uluslaşmasının yayılma alanı haline getirilmesiyle kendisini var edecekti. Aslında İngiliz ve Fransız emperyalizminin tavşan kaç tazı tut siyaseti devreye konulup, kendi icatları olan bazı ulus devlet-çik-ler, Kürt kartı kullanılarak terbiye edilip, bir asır boyunca kendilerine çok yönlü bağımlılıkları sağlanacaktı. Bu konuda onlarca yıldır bölge devletlerine karşı, Kürt kartı gösterilip, Ortadoğu, İngiliz, Fransız ve Amerika gibi ülkelerin at koşturup, belli bir siyasi, ekonomik etkinlik sağladıkları bir alan oldu.

Birçok hile ve yalanla, aldatmayla kurulan Türk ulus devleti, Kürtleri asimile etmek için, her yöntemi devreye koydu. Son doksan yıldır Kürtler hem fiziki katliam hem de kültürel soykırım tehlikesiyle karşı karşıya bırakılıp, halk üzerinde adeta bir devlet terörü estirildi ve bu bugün de tüm şiddetiyle sürüyor. Türk ulus devletinin kuruluşundan bugüne Kürtlerin şiddete maruz kalmadığı gün yok. Kürt halkı kırk yıldır imha ve inkar politikasına karşı özgürlük hareketinin geliştirmiş olduğu direnişle büyük bir ulusal mücadele veriyor. Kürt Özgürlük Hareketi'nin geliştirmiş olduğu büyük ulusal mücadele, hem Kürtleri belli bir sosyal, siyasal, kültürel, ulusal örgütlülüğe kavuşturdu, hem de Türk devletinin Kürtler üzerindeki inkarcı, asimisyon politikasına önemli bir darbe vurdu. 

Kürtler henüz ulusal özgürlüklerini tam olarak sağlayamamış olsalar da vermiş oldukları mücadele ve ulaştıkları örgütlenme düzeyiyle Türk devletinin doksan yıllık inkarcı sisteminde büyük bir darbe vurarak, gedikler açtı. Bu aşamadan sonra Kürt halkının özgürlük ve hak talepleri konusunda taviz vermesi ya da geri adım atması mümkün değil. 

Bundan 16 yıl önce Kürt sorununa siyasal çözüm bulma umuduyla Avrupa'ya gelen Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan uluslararası bir komploya maruz kaldı. Öcalan'ın siyasi bir mülteci olarak herhangi bir Avrupa Birliği ülkesinde kalma hakkı vardı ama gittiği her ülkede bu talebi geri çevrildi. Avrupa, kendi yasaları ve uluslararası insan hakları anlaşmalarını çiğneyerek, Kürt Halk Önderi'nin kalmasına izin vermedi. Kürtleri kendi siyasi, ekonomik çıkarlarına kurban ederek, Kürt sorununun siyasal çözümüne yanaşmadı. 

Kürt Halk Önderi, Amerika, Türkiye, Avrupa, İsrail ve daha birçok ülkenin içinde bulunduğu bir komployla korsanca yakalanıp Türk devletine teslim edildi. Bunda her ülkenin kendine göre çeşitli hasapları vardı. Komployla yüz yıllık Kürt inkarı sürdürülmek istendi.Kürt Özgürlük Hareketi'ni kendi çıkarları karşısında bir tehdit olarak gördüler. Komployla ulus devletlerin çıkarları, bağımlılıkları ve anti demokratik yapıları korunmak istendi.

Komploda rolü olan bütün ülkeler Kürt Halk Önderi'nin yakalanıp Türkiye'ye verilmesiyle PKK ve Kürt ulusal mücadelesinin biteceği ve dağılacağı hesabını yaparak, bu noktada birleştiler. PKK'nin komplo, katliam, siyasi soykırım ve devlet şiddetine rağmen büyütterek bugüne getirdiği mücadelesi, komploda yer alan güçlerin planlarını bozdu, hesapları tutmadı. Kürt Özgürlük Hareketi'nin büyüyen direnişi ve özellikle DAİŞ çetesine karşı verdiği mücadele karşısında bugün aynı güçler PKK ve Öcalan'a yönelik farklı bir politika geliştirmek zorunda kalıyorlar. 

Kürt halkı askeri ve siyasal alandaki başarıları, ulusal örgütlülükle Ortadoğu'nun kaderini belirleyecek bir pozisyon yakaladı. Önümüzdeki aylar, Kürtler için yeni başarı ve zaferler vadediyor. Kürtler için ulusal kurtuluş devrimi her zamankinden daha yakın...