Devletin köy yakma veya zorla koruculaştırma politikalarına karşı çıktıkları için batıya göçmek zorunda kalan Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Bursa'da, Kürt yurttaşlar ya iş bulmakta güçlük çekiyor ya da buldukları ve güvencesiz çalıştırıldıkları işlerde sürekli taciz, ırkçı saldırı ve işten çıkarmalara maruz kalıyor. En son kasım ayında cezaevlerindeki açlık grevlerine dikkat çekmek için, Bursa'da yapılmak istenen yürüyüşe ırkçı grupların saldırmasıyla başlayan olaylarda, çok sayıda Kürt yaralanmış, evleri ve işyerleri saldırıya maruz kalmıştı. Bu saldırılarda aralarında BDP üye ve yöneticilerinin de bulunduğu 14 kişi tutuklanmış, saldırganlar ise gözaltına dahi alınmamıştı.

Saldırılar arttı

Tekstil sektörünün başkenti olarak da bilinen Bursa'da çalışan Kürt kadınları ise, özellikle bu olaylardan sonra Kürtçe konuştukları veya yöresel kıyafetler giydikleri için kendilerine dönük saldırıların fazlasıyla arttığına dikkat çekiyor. Bu sorunları yaşayanlardan biri de 20 yıldır Bursa'da yaşayan ve Kürt olduğu için sürekli mağdur edildiğini belirten Semiha Erol. Hem bir Kürt hem de kadın olarak yaşadığı zorlukları öfkeli bir dille anlatan Erol, 14 yıldır ailesine katkı sunmak için tekstilde çalıştığını, aynı zamanda BDP Yıldırım İlçe Eşbaşkanlığı görevini yürüttüğünü belirtti. BDP yöneticisi olduğu ve Newroz kutlamalarına katıldığı için işten çıkarıldığını belirten Erol, ayrıca anadilini konuştuğu için işvereni tarafından birçok defa uyarıldığını ekliyor sözlerine. Erol "Sadece BDP'li ve Kürt olduğumuz için bu tür baskılara maruz kalıyoruz" diye konuştu.

Baskılar kimlikten ötürü

İşverenlerin işçileri sigortasız çalıştırdığına da değinen Erol şöyle konuştu: "İşveren beni sadece yurtsever bir Kürt kadın olduğum için işten çıkardı. Haksız yere işten çıkarıldığım ve sigortasız çalıştırıldığım için Sosyal Sigortalar Kurumu'na başvurdum. Sigortasız çalıştırma yasak olduğu halde şikayetimiz işleme alınmadı." Amed'den göç etmek zorunda kalan ve 8 yıldır tekstilde çalışan Emine Gül ise, Bursa'nın bir Kürt için yaşanmaz bir şehir olduğunu dile getirdi. Gül, ırkçı grupların gözünde Kürt olmanın 'terörist' olmakla eşdeğer olduğunu söylüyor. "Ben de onlarla çalışmayı kabul etmiyorum. Çünkü onlar bizim emeğimize, dilimize, kimliğimize saygı duymuyorlar" diyen Gül, kimliklerinden ötürü hayatın birçok alanında hakarete maruz kaldıklarını ifade eden Gül telefonlardaki müziği bile kendi dillerinde ayarlayamadıklarına dikkat çekerek  "Dünyada kendi dilinde konuşup da suçlu muamelesi gören tek ırk biz olsak gerek" dedi.

Psikolojik baskı altındalar

Kiralık ev bulmakta da zorlandıkları belirten Gül, "Nereli olduğumuzu bilmeden bizimle anlaşan ev sahiplerinin, bize 'nerelisin?' diye sorusuna verdiğimiz, 'Diyarbakırlıyız' cevabından sonra hemen evlerini bize vermekte vazgeçiyorlar" dedi. Askerlerin yaşamını yitirdiği dönemlerde Bursa'nın yerel radyolarından tüm ırkçı kesimleri Kürtlere karşı kışkırttığına dikkat çeken Gül, büyük psikolojik baskı altında olduklarını belirterek, şunları ifade etti: "Kadınlar olarak burada yaşamaktan kaygılanıyoruz. Hele çatışmaların yoğunlaştığı dönemlerde daha fazla bize yöneliyorlar. Taktığımız beyaz tülbent, sarı, kırmızı, yeşil renkli kolye veya fular bile bize saldırmaları için bahane oluyor." Kürtlerin birlik olması gerektiğini belirten Gül, geçtiğimiz ay mahallerinde gelişen olaylarda Kürtlerin birbirlerine sahip çıktığını söyleyerek, saldırıları boşa çıkardığını hatırlattı. 

DİHA/BURSA 




Kadın emeği daha çok sömürülüyor

Kadın emeği yaşamın birçok alanında sömürüldüğü gibi çalışma yaşamında da sömürülüyor. İzmir'de tekstil sektöründe çalışan Mehtap Şahin, yaptığı işi ve tekstil sektöründeki sömürüyü anlattı. 7 yıldır tekstil işinde çalıştığını belirten Şahin, aldığı üniversite eğitiminin ardından bu işe başladığını belirtti. Okulda öğrendiklerinin, iş dünyasında işine yaramadığını aktaran Şahin, "Okulun verdiği eğitim yetmedi. Yetmediği için işe başladığımda çok zorluk çektim. İlk bir sene bedava çalıştım diyebilirim. Okulda gösterilenle piyasada gösterilenler aynı değil" dedi.
Sigortasız çalışıyorlar
İşe ilk başladığı dönem sigortasının yatmadığını belirten Şahin, "Dile getirdiğim zaman ise 'Biz sigortanı yapamayız ya böyle çalışırsın ya da çalışmazsın' diyorlardı. Hayatın her alanında kadınları zorlandığına vurgu yapan Şahin, tekstil işinde de kadın sayısının her geçen gün artmakta olduğunu ve kadınların bu alanda da sömürüldüğünü belirterek, kadınların erkeklere oranla daha az paraya çalıştırıldığını ifade etti. Şahin son olarak gittikçe artan emek sömürüsüne karşı mücadelenin şart olduğunu ifade etti.