Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilciliği Başkanı Arzu Güngör, 1 Eylül’de resmi açılışı yapılacak olan kurumun, dış kamuoyu nezdinde Kürt kadınını temsil edeceğini belirtti.

İsviçre’nin Zürih kentinde, kuruluşunu Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan 4 Nisan’da (2013) ilan eden ve kongresini Paris’te katledilen Kürt kadın öncüleri Sakine Cansız (Sara), Fidan Doğan (Rojbîn), Leyla Şaylemez’e (Ronahî) adayan Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilciliği’nin resmi açılışı, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yapılacak.
Temsilciliğin Başkanı Arzu Güngör ile kurumlarının kısa ve uzun vadeli hedeflerini görüştük.

Uluslararası Kürt Kadın Hareketi Temsilciliği hangi ihtiyaçtan doğdu? Temsil düzeyi nasıl olacak?

Bildiğiniz gibi 40 yıllık Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde kadınların öncülük rolü gibi bir gerçekliğimiz var. Bu öncülük sivil itaatsizlik, diplomasi ya da herhangi bir kurumumuzun yönetim düzeyinde kendisini gösteriyor. Kadının emeği tüm bu çalışmalara yansıyor. Kadının çalışmalara kendi benliğini, iradesini ve erdemini katması kadına biçilen misyonunun gereğidir. Artık tüm dünyaya aktarmamız gereken mücadele pratiğimiz var. Dünyadaki diğer tüm kadınların mücadele pratiğimizden haberdar olması gerektiği düşüncesinden yola çıkarak böyle bir temsilciliği açma kararı aldık.
Özellikle 21 Mart 2013 Newrozu’nda Önderliğimizin yaptığı demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı inşa sürecine ilişkin kadına biçilen öncülük misyonu, tamamen farklı bir aşamaya ulaşmıştır. Ahlaki ve politik toplum paradigmasının yaşamda pratikleşmesinin en temel koşulunun,”kadın devrimi” olduğu belirtilmiştir. Şunu belirtmek gerekiyor; günümüz kapitalist sisteminin ilk temel taşları içerisinde yer alan, ezme-sömürme, köleleştirme ve kendine bağımlı kılma, ilk olarak kadın olgusunda vücut bulmuş ve sonrasında tüm insanlığa yayılmıştır. Dolayısıyla kadını özgür olmayan bir toplumun kendisi de özgür olamaz. Kadın özgürleşmedikçe, hiçbir devrim gerçekleşemez. Bu sadece illüzyondur. Reel sosyalizmin çöküşünün temelinde de bunu görmek gerekiyor. Özetle biz, 40 yıllık Kürt Özgürlük Mücadelesi içinde öncü olan kadınların iradesini dünya insanlığına ulaştıran bir köprü olmak istiyoruz.

Temsilcilik hangi alanlarda faaliyet gösterecek, ne gibi etkinlikler düzenleyecek?

Temsilciliğimiz; ataerkillik, sömürgecilik ve savaşların siyasal, toplumsal, ekonomik ve ideolojik nedenlerini araştıran ve uluslararası düzeyde kalıcı bir barışa ulaşmayı hedefleyen, farklı siyasi görüş ve dünya bakışına sahip olan kadınları buluşturmayı hedefliyor. Tüm kadınların ve halkların kendi kaderini tayin etme hakkını savunmayı esas alıyoruz. Özellikle BM sözleşmeleri ve Cenevre Konvansiyonu çerçevesinde Kürt halkının kendi kaderini tayin etme hakkı için çalışmalar yürüteceğiz. Bunun yanında kadın ve çocuk hakları için çalışmalarımız olacak.
BM Güvenlik Konseyi’nin 1325 nolu kararının uygulanması için çaba göstereceğiz. CEDAW ilkelerinin ulusal ve uluslararası düzeyde uygulanması için çalışmalar yürüteceğiz.
Halklar arası kardeşlik için çalışıp, enternasyonal dayanışmayı ve hoşgörüyü teşvik edeceğiz. Farklı halklardan tüm kadınlarla Kürt kadınları arasındaki ilişkileri, dayanışmayı geliştireceğiz. Kamu çalışmasıyla beraber siyasal, kültürel ve sosyal, tartışma ve bilgilendirme etkinlikleri üzerinden buluşma imkanları yaratacağız.

Gerek Kürt kadınının, gerekse de toplumun sorunlarını hangi başlıklar altında uluslararası alana getirecek?

Başlıklar halinde ifade edecek olursak;
* Temsilciliğimiz, ulusal ve uluslararası alanda, başta kadın olmak üzere stratejik ilişki ağlarını kurmayı hedefleyip, uluslararası örgütler ve kamuoyunda Kürt kadınlarını temsil edecek.
* Yukarıda da belirttiğimiz biçimde Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’ni uluslararası alanda tanıtma amaçlı lobi ve kamuoyu çalışması yürütecek. Kürt halkının özgürlük davasının başarıya ulaşması için diplomatik, enformasyon çalışmalarıyla aktif rol oynayacaktır. Yine temsilciliğimiz en başta Kürt Kadın Hareketini bu düzeye ulaştıran ve perspektiflerini sunan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak için aktif çalışma yürütecek.
* Kuzey Kürdistan başta olmak üzere, dört parça Kürdistan’da tutuklu olan Kürt kadın siyasetçilerin serbest bırakılması ve yürüttükleri mücadelenin haklılığını savunmak, uluslararası kamuoyuna seslerini ulaştırmak için stratejik bir rol üstlenecek.
* Dört parça Kürdistan’da başta kadın ve çocuklar olmak üzere Kürt halkının yaşadığı baskı, saldırı ve Kürt halkına dayatılan haksızlık yaklaşımlarını teşhir etme uluslararası anlaşmalara aykırı yaklaşımları (BM, Kadın Sözleşmesi, Savaş Suçları vb) uluslar arası alanda deşifre etmeyi hedefleyecek.

Uzun ve kısa vadeli olarak saptadığınız çalışmalar neler?

Temsilciliğimizin yeni bir kurum olmasından kaynaklı, uzun vadede yapmak istediğimiz çalışmaların hazırlıklarını sürdürüyoruz. Yukarıda da ifade etmeye çalıştığım gibi uluslararası alanda yapacağımız çalışmalar içerik, etkililik ve temsiliyet boyutları ele alındığında çok hassasiyetle, incelikle ve biçilen misyonuna denk düşecek projeleri hedefliyor. Dolayısıyla bu konuda ilerleyen günlerde daha detaylı bir bilgi vermek daha doğru olacaktır.
Kısa vadeli olarak değinebileceğim çalışmalarımız şunlar: Rojava’da yaşanan ve sivil halkımıza yönelik uygulanan barbarca katliamı dünya kamuoyuna acilen teşhir etme yönünde bir süreç yaşıyoruz. Bu sürece cevaben sanırım temsilcilik olarak hızlı davrandık ve İsviçre Federal Parlamentosu Dışişleri Bakanlığı’na bağlı çalışma komisyonuna, Sosyalist Parti aracılığıyla bazı taleplerde bulunduk. İsviçre Hükümeti’nden beklentimiz, uluslararası kamuoyunda özellikle BM ve UNO’da çatışmasızlığın başlatılmasına yönelik baskı oluşturmasıdır. Türkiye’nin Rojava’ya olan sınırlarının insani yardım için derhal açılmasını talep ettik. Türkiye’den El Nusra çeteciliğine yapılan tüm yardımları belgelerle deşifre ettik. En önemlisi de Cenevre 2 Konferansı’na katılması gereken ve davet edilmeyen Kürt Yüksek Konseyi’nin, bu konferansın sonuçlarının alınması bakımından önemini belirttik. Geçtiğimiz günlerde Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın Kürt Yüksek Konseyi’nin Cenevre 2 Konferansı’na katılmasına yönelik çağrısını, İsviçre Hükümeti’nden de beklediğimizi belirttik ve bu talebimiz Hükümet Dış İlişkiler Çalışma Komisyonu’nda oy çoğunluğuyla kabul edildi. Planlamalarımız doğrultusunda benzer çalışmalarımız devam edecek.

Yönetiminiz ve resmi açılış hakkında kısa bilgi verebilir misiniz?

Yönetimimiz şu an 5 kadından (Birsen İdeli, Arzu Güngör, Altun Karg, Alev Gözübüyük, İmran Sabaz) oluşmaktadır. Açılışı, 1 Eylül’de Kürt Kadın Hareketi’nin deneyimlerini aktarmaya çalışacağımız bir resepsiyon şeklinde planladık. İsviçre’de siyasal, sosyal, kültürel alanlarda faaliyet yürüten kurumları ve şahsiyetleri açılışımıza davet ettik.


ALİ ÖZŞERİK/ZÜRİH