Paris’te Salı akşamı Rojava; onlarca vekil, senatör ve belediye başkanı, entelektüel, yazar, sağlıkçı, sinemacı ve STK temsilcilerini bir araya getirdi. Fransa tarihinde bir ilk yaşanarak, parlamentonun sağ, sol, radikal sol, cumhuriyetçiler, liberal sağ ve çevreci kanadı aynı platformda ve aynı dilde buluştu: ”Fransa derhal harekete geçmeli ve müttefikimiz Kürtleri korumalı!”
SELMA AKKAYA / PARİS
Aşırı sağ dışında Fransa’daki tüm partiler; Komünist Parti, Cumhuriyetçiler, Yeşiller, Boyun Eğmeyenler Hareketi, Sol Parti, Jenerasyon, Sosyalist Parti, UDİ gibi meclisteki 8 sağ ve sol siyasi partinin parlamenterlerinin katılımıyla gerçekleştirilen ulusal tutum toplantısı Paris Teatre du Gymnase Marie Bell salonunda yapıldı.
Bugüne kadar seçim süreçlerinde televizyon platformlarında tartışmak için bir araya gelen siyasi partiler ilk kez aynı konu etrafında buluşup ortak bir dille kendi hükümetlerine seslenerek, Fransa’nın geç olmadan Türkiye’nin gerçekleştirdiği katliamı durdurmak için uluslararası bir rol oynayarak savaşı durdurmasını talep etti.
Fransa’nın tüm renkleri
Üç yuvarlak masa tartışması şeklinde gerçekleşen etkinlikte, neden Kürt müttefikler savunulmalı, en hızlı biçimde saldırıyı durdurmak için neler yapılmalı ve bölgedeki son durumun aktarıldığı başlıklar etrafında Fransız devletine, Fransız siyasetçilerinin, entelektüellerinin, sağlıkçılarının ve STK temsilcilerinin ortak kararını ifade etme temelinde görüşler dile getirilirken, Fransa devletinin daha fazla sorumluluk üstlenmesi için ulusal tutum Fransa’nın tüm renkleri tarafından verildi.
Kaybedecek zaman yok
CDK-F ve Parlamento Kürt Dostluk grubu tarafından organize edilen tutum toplantısının açılışı Parlamento Kürt Dostluk Grubu Grup Başkanı Christophe Lagarde tarafından gerçekleştirildi. Kaybedilecek en küçük bir anın bile olmadığın belirten Lagarde Fransa’nın Kürtleri korumak için rolünü oynaması talebiyle tüm siyasi aktörlerin böylesi bir tutum toplantısında buluşmasının önemli olduğunu vurgulayarak ”Geç olmadan Fransa harekete geçmeli. Bu sadece moral ve insani sorun değil aynı zamanda stratejik bir görevdir” ifadesini kullandı.
Müttefikleri korumak kendimizi korumaktır!
Paris Büyük Şehir Belediye Başkanı Anne Higaldo Higaldo, Paris’te katledilen Kürt kadın siyasetçiler Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’i hatırlatarak sözlerine başladı. Higaldo, ”Bu saldırı sadece Kürtlere değil aynı zamanda bizedir, demokratik değerlere, insanlığadır” dedi. Higaldo, hükümetin Erdoğan’ı durdurmak için harekete geçmesi yönünde çağrı yaptı. Higaldo özetle şöyle konuştu: ”Paris, ilk önce üç Kürt kadının katledilmesine tanıklık etti. Ardından bir yıl sonra Charlie Hebdo ve 13 Kasım 2015’te ve devamı geldi katliamların. Bütün bu süreçlerde Kürtlerin insanlığın ve demokrasinin değerlerini savunmasına tanıklık ettik. Şimdi onları savunmak, insanlığın, demokrasinin ve barışın savunulmasıdır. Müttefiklerimizi korumak aynı zamanda kendimizi korumaktır.”
Soykırıma ‘dur’ denilmeli
Ulusal tutum toplantısındaki diğer katılımcıların öne çıkan mesajları ise şöyle:
Yönetmen-yazar Caroline Fourest: ”Kürtleri düşündüğümüzde, Şengal, Kobanê, Efrîn... Efrîn’i hatırlayın. O dönem sesimiz o kadar cılız çıktı ki bugüne geldik. Çığlıklarına kulaklarımızı kapattık. Bu süreci görenlerin çığlıkları duyulmadı. Duyulmadıkça mezarlıklar büyüdü. Asla unutmayacağım.”
Etnolog Stephone Breton: ”Bu halkın kurban edilmesi asla kabul edilemez. Orada direnişlerine tanıklık ettim. Genç kadınlar ve erkekler omuz omuza DAİŞ’e karşı amansız bir mücadele verirken hayatı yeniden kuruyorlardı!”
Gazeteci Jean Michel Morel: ”Almanya, Hollanda ve birkaç ülke silah satışını durdurduğunu ifade etti. Bu olumlu anlamda bir gelişmedir. Bu sadece yeterli değil ekonomik anlamda bir baskı oluşturmak şart.”
Roja Sor Başkanı
Alexandre Koroglu: ”İnsani yardım kurumları bölgeyi terk etti. 200 binin üzerinden insan şu an yerinden edildi. İnsani yardım ihtiyacı sadece Heyva Sor Kürdistan tarafından gerçekleştiriliyor. Bu anlamda herkes sorumluluk üstlenmeli!”
Mitterrand Vakfı Direktörü
Jeremie Chomette: ”Rojava’ya bu yıl bir ziyaret gerçekleştirdim. Orada her halkın kendi farklılığıyla kendi ifadesine tanıklık ettim. Özellikle kadınların kurduğu kooperatifler ve kadın evlerinin verdiği hizmet karşısında şaşkınlık yaşadım. Ekoloji ve kadın konusunda bir model söz konusu. Bu saldırı aynı zamanda bütün bu oluşturulan değerlere!”
Güney Kürdistan Paris Temsilcisi
Ali Dolamari: ”Bu saldırı geri dönülmez daha büyük yıkımların ortaya çıkmasını sağlayacak. Fransa’nın Suriye’nin bütünlüğü için derhal harekete geçmesi gerekiyor.”
Kürt Enstitüsü Başkanı
Kendal Nezan: Kürtlerin her barış ve demokrasi oluşumu tarihte aynı soykırımdan geçirildi. Bu ilk değil. Şimdi Trump, Normandiya’da neredeydiniz diyor. Unuttuğu bir şey var; Kürtlerin o dönem de bugün de bir ülkesi olmadı. Normandiya çıkarmasına gelmek için uçakları olmadı. Bunun olmayışı da bir yüzyıldır her ayağa kalktığında onun katliama uğramasıdır!”
Sos Rasicme Başkanı Dominique Sopo: ”Irkçılık etrafında bir ülke örgütlenip başka bir ülkenin toprakları üzerine savaşa gidiyor. Kendi toprakları üzerinde dikta bir rejimle demokrasi ve barışı savunan herkesi kıskaç altına alan Erdoğan durdurulmalı.”
Nouvelle Armanie Direktörü Ara Tronian: Son yüzyılda Türkiye önce Ermenileri daha sonra Kürtleri katletmek için her defasında bir soykırım gerekçesi oluşturuyor. Hatta daha sonra Ermeniler ve Kürtler, Türkleri katletti diyen bir ülkeyle karşı karşıyayız. Bu kendini sürekli tekrarlayan katliamcı ve soykırımcı tarihe dur denilmeli!”
Kızıl Haç kurumu doktoru
Raphael Pitti: ”Rojava’yı baştan başa dolaştım. Geriye kalan yaralıları, mezarlıkların taşlarını süsleyen genç kadınların ve erkeklerin isimlerini. Kobanê mezarlığının başında bekleyen yaşlı bir adam ‘oğlumu bekliyorum’ diyordu. Reqa’nın genç kadın belediye başkanı aynı zamanda yaralılara koşuyordu. Şimdi biz bu ölenlere ‘sırtımızı size döndük, sizin canınız pahasına koruduğunuz halkınızın ölümlerini izliyoruz’ diyeceğiz. Ne diyeceğiz; onurlu bir şekilde bizim için savaşanlar için şimdi biz de varız mı diyeceğiz, yoksa teslim mi olacağız bütün bunlara!”
Gazeteci Emilie Buzyn: ”Bu süreç uzun süredir hazırlanıyordu. Bölgede yeniden DAİŞ‘in harekete geçmesi ve daha önceki sürecinde de Türkiye’nin rolünü unutmayalım. Bu aynı zamanda ülkemiz için ve Avrupa için yeniden katliamların habercisi!”
Yazar Bernard Henri Levy: ”Bugüne kadar radikal islam terörizmine karşı birlikte hareket ettiğimiz ve müttefikimiz dediğimiz güçleri yalnız bırakmak onursuzluktur. Bu barbarlık karşısında Kürtler yalnız bırakılamaz!”
Yeşiller Senatörü Esther Benbassa: ”Erdoğan ülkesinde yaşanan krizin faturasını Kürtlere kesiyor. Fransa ilk adım olarak derhal elçisini geri çağırmalıdır. Kürtlerin yanındayız.”
Fransa Sol Parti Milletvekili
Eric Coquerel: ”Türkiye’nin NATO görevi durdurulmalıdır. Hava sahasının kapatılması için ülkemiz rol oynamalıdır. Erdoğan’ın argüman haline getirdiği PKK’nin terör örgütleri listesinde varlığına derhal son verilmeli ve müttefikimiz Kürtler uluslararası korumaya alınmalıdır!”
Sosyalist Parti Senatörü
Remi Feraud: ”Kürtlere bugün sizinleyiz demek yetmez. Efrîn’de olduğu gibi hep sizinleyiz deyip bir şeyler yapılmayacak mı? NATO görevini dondurmak değil, savaş suçu işleyen bir NATO ülkesi kabul edilemez. Derhal çıkarılmalıdır. Göçmen krizini bahane eden Erdoğan, Avrupa tarafından finanse ediliyor. Bu kabul edilemez. Bizim paramızla Kürtler vuruluyor!”
UDİ Grup Başkanı Milletvekili
Jean Chistophe Lagarde: ”Bugünlere gelmeden daha Suriye’ye Türkiye’nin silahlarının cihatçılara gittiği yönde bilgilerin geldiği dönemde dönemin Başbakanı Manuel Valls’a ‘Bizim Türkiye ile müttefikliğimiz ve ilişkimiz nedir’ diye parlamentoda soru yöneltmiştim. İşte o günden bugünler çıktı. Artık NATO’nun varlığının bir anlam ifade etmediği dönemde Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını tartışmak yerine artık NATO’nun işlevsizliğini görmek gerek. Yeni bir müdahil güç oluşturulmalı. Bu anlamda Fransa rol oynamalı. Hava sahasının kapatılması için derhal harekete geçilmesi ve tüm ekonomik yaptırımların uygulanması için yarın geç olmadan Fransa rolünü oynamalıdır! Fransa’ya gelen Türklere her türlü yaptırım derhal devreye sokulmalıdır!”
Komünist Parti Milletvekili
Jean Paul Lecoq: ”Kürt milletvekillerinin tutuklandığı ilk yıllardan bu yana Kürt halkının yanındayız. O günlerde Kürt sorununu parlamentoya taşımak isteyen birkaç komünisttik. Şimdi bu salonu dolduran farklı siyasi anlayışlar olduk. Bunu Kürtler öle öle sağladı. Fransa, dün DAİŞ’e karşı amansız savaşta kızlarını ve oğullarını feda eden bu halka karşı sorumludur!”
Val D’oise Milletvekili
François Pupponi: ”Rojava tüm halkların mozaiğini içinde barındıran, direnen bir halkın simgesidir. Bu saldırı kabul edilemez. Fransa sadece Rojava için değil aynı zamanda PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması, barışın simgesi olan bu halkın lideri Öcalan’ın serbest kalması için harekete geçmelidir. Artık buradaki Kürt militanların Türkiye talebi üzerine kriminalize edilmesi kabul edilemez. Bu topraklarda Kürtleri izleyeceğinize Erdoğan’ın inşa ettiği, hem de onun direktifleriyle örgütlenen bir Türk sorunu var. Onları izlemeye enerjinizi verin!”
Cumhuriyetçiler Senatörü
Bruno Retailleau: ”Kürt sorunu denildiğinde devletsiz bir halk geliyordu aklımıza. Son birkaç yıla kadar Kürt sorunu sadece sol birkaç milletvekilinin sorunuydu. Oysa hepimizin sorunuydu. Şimdi bizi bile aynı platformda buluşturdular. Gidip yerinde tanıklık ettim. En ağır koşullarda nasıl direndiklerini ve hayatı kurmaya çalıştıklarını gördüm. Direnen, Ortadoğu için bir model olan barışın ve demokrasinin renklerini taşıyan bu halkla dayanışma değil, bir görev olarak onların yanında olmalıyız. Bugün gelinen aşamada bize; müttefik kavramı, NATO gibi oluşumların şu aşamada bir işlevinin olmadığını gösterdiler. Mezarlıkları büyüyen bu halka karşı görevlerimiz var. Şimdi onlara sizi kullandık, arkamızı dönebiliriz mi diyeceğiz. Onurlu bir şekilde yanlarında mı duracağız!”
Jenerasyon Milletvekili
Sonia Krimi: Erdoğan’ın elinden göçmen kozu alınmalı. Bu tehdit karşısında boyun eğildi. Yarın geç olabilir. Bu savaşın ağır bilançosu karşısında derhal Fransa sorumluluğunu yerine getirmeli!”
ÖNE ÇIKAN TALEPLER Hava sahası kapatılsın
Tutum toplantısının yapıldığı Paris Teatre du Gymnase Marie Bell salonunun kapısında ”Kürt müttefiklerimizi koruyun” yazarken, şu talepler öne çıktı:
- Fransa’nın zaman kaybetmeden, dayanışma mesajlarını bırakıp, siyasi bir rol oynayarak Avrupa’yı savaşı durdurmak için harekete geçmesi.
- Hava sahasının derhal kapatılması için Avrupa ülkeleriyle birlikte karar çıkarması.
- Fransa’nın derhal Türkiye’de bulunan büyükelçisini geri çağırması.
- NATO’da Türkiye’nin varlığının askıya alınması.
- Ekonomik yaptırım uygulanması.
- Fransa’nın insani ve askeri yardım için Rojava’da aktif rol alması.
- PKK’nin terör örgütleri listesinden çıkarılması ve bunun artık Türkiye için bir koz olmaması.
- Fransa’daki Kürt militanlara Türkiye’nin talebi üzerine yapılan baskılara son verilmesi
Paris Barosu göreve çağırdı
Paris Barosu, Rojava’daki işgale tepki göstererek Türkiye’yi uluslararası hukuka davet etti.
Paris Barosu Konseyi önceki gün Rojava’daki gelişmeler hakkında oturum gerçekleştirdi. Oturum ardından yapılan açıklamada, Türkiye’nin işgalinin uzun zamandır zarar görmüş bölgeyi yeni bir istikrarsızlığa sürüklediğine dikkat çekilerek, ”İnsan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerinin derinleştiğini görüyoruz” denildi.
Paris Barosu Konseyi, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü’nün endişelerini paylaştıklarını hatırlatarak, 12 Ekim’de, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından desteklenen silahlı grupların insani yardım konvoyuna saldırısının kabul edilemezliğini vurgularken, Cenevre Sözleşmesi’ni hatırlatarak savaşta olmayanların tamamının koruma altına alınması gerektiğinin altını çizdi.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Türk makamları hakkında şeffaf ve bağımsız bir soruşturma başlatması gerektiğini vurgulayan Paris Barosu uluslararası kurumları göreve çağırdı.
Paris Barosu, Rojava’daki hapishanelerdeki tutukluların durumları konusunda da endişe içerisinde olduklarını vurgulayarak, söz konusu durumda tüm uluslararası güçlerin Türkiye saldırısına karşı harekete geçmesi gerektiğini kaydetti.
Fransa hükümeti ne yapacak?
Fransa Parlamentosu ve Senatosu’nda da Türkiye’nin Rojava’yı işgali önemli bir gündem maddesi olarak öne çıkıyor.
Fransa Parlamentosu’nun Salı günkü oturumunda sol ve sağın önemli isimleri yaptıkları konuşmalarda, Fransa hükümetini harekete geçmeye çağırken, Boyun Eğmeyen Fransa Hareketi (LFI) lideri Jean-Luc Melenchon hükümete soru önergesi sundu. Hükümetin söz konusu uluslararası hukuku da çiğneyen Türkiye’nin barbarlığı karşısında ne yapacağını soran Melehchon’a yanıt veren Başbakan Edouard Philippe, Türkiye’nin saldırılarının durdurulması gerektiğini tekrarladı.
Fransız askerlerinin bölgede rol oynama açısından yetersiz olacağını belirten Philippe, buna karşın Türkiye’ye kesin dille saldırıları sonlandırması gerektiğini her düzeyde günlük olarak hatırlattıklarını ifade etti. Philippe, saldırıların hem istikrarı bozacağı hem de DAİŞ’in yeniden terör eylemlerine başlamasına yol açacağına dair uyarıların yapıldığını ancak Türk tarafından somut yanıt almadıklarını ifade etti.
Bölgedeki Kürt halkının temsilcileriyle ilişkilerinin sürdüğünü söyleyen Philippe, yaşanacak kayıpların sınırlandırılmasının ‘bölgedeki tüm taraflarla’ yaptıkları görüşmelerin temelini oluşturduğunu dile getirdi. Philippe, yaşanan katliamlara dikkat çekerken, amaçlarının ‘en kötüsünün yaşanmasını’ engellemek olduğunu belirtti.
Tasarı 22 Ekim’de oylanacak
Senato’nun gündeminde de Türk işgali vardı. Fransa Senatosu’na sunulan karar tasarısında ise, Türkiye’nin işgal saldırılarına karşı Avrupa veya uluslararası düzeyde alınacak tüm inisiyatiflere destek verilmesi isteniyor. Fransa’nın bu yönde kararlı bir duruş ve pozisyon ortaya koymasını öngören karar tasarısı muhalefetteki Cumhuriyetçiler (LR) ile Sosyalist Parti (PS) üyesi senatörlerince hazırlarken, kararın 22 Ekim’de oylanması bekleniyor.
Karar tasarısının gerekçe bölümünde; sivil halkın korunmasının aciliyeti, tüm Suriye topraklarına engelsiz bir biçimde insani yardımların ulaştırılabilmesi, Suriye’nin toprak bütünlüğü, egemenlik hakkı ve birliğinin korunmasının isteniyor. Bu konuda uluslararası toplumun dahil olmalarının güçlendirilmesi istenirken, tasarıda ayrıca Suriye’deki tüm etnik ve dini bileşenlerin korunması gerektiğine vurgu yapılıyor.