“Diline kelepçe vurulanın beynine, yüreğine, ufkuna da kelepçe vurulmaktadır!”
(A. Öcalan)
Türkiye ve Kürdistan’da yeni ders yılı başlıyor! Kürt öğrenciler gaspedilen anadilinin özgürlüğü için kısa süreli boykota hazırlanıyor! Bu Evrensel Hak talebine karşı bir kısım basın yayında sözüm ona bilim adına konuşan/yazan, bilimi katleden bazı işgüzar/ukala sesleri görünce bir Oflu Hoca nasihatını hatırladım: Bektaşi pazara götürmek üzere hayvanını yüklemiş. Yük ağır olduğu için semerin kolonunu (kemerini) ayrıca sıkmak istememiş. Pazar yerine yaklaşınca zabıtaya yakalanmış. Semerin bağlanmamış kolonunu emniyet kemeri olarak gören zabıta para cezası kesmek istemiş. Bektaşi “olmaz, olamaz!” derken ceza ödemek zorunda bırakılmış. Ceza yazan zabita, “Cezayı sana mı, hayvana mı keseyim?” sorusunu yöneltmiş. Biraz duraklayan Bektaşi, Oflu Hoca’nın geldiğini görünce ona danışmış. Oflu Hoca “Bunca kitapla bu hayvan bir yerlere uzman olabilir. En iyisi cezayı sana kessin ki o hayvanın sicili temiz kalsın. Yani takıntısı olmasın!” demiş.
Gerçek/namuslu bilim insanını/aydını elbette tenzih ederim. Sözümüz yıllardır bilim adına piyasada dolaşan ve akıl vermeğe çalışan ve bir kansız katliam olan asimilasyonu savunanlaradır! Farklı kimliklere düşman faşist/ırkçı zihniyetedir. 30 yıllık savaşın rantıyla saltanat sürenleredir!
Bunlara, tarihin akışını değiştiren onurlu örnek bazı bilim insanlarının/aydınlarının duruşlarını hatırlatmak gerekir. Dünyanın en kanlı katliamlarından biri de 1954/1960 yıllarında Cezayir Ulusal Kurtuluş (CUK) Savaşı’nda yaşandı. Bu kirli savaş bir milyon üzerinde insanı ölü bıraktı. Ama bu kanlı katliamda Fransız bilim insanının/aydınının tavrı insanlık adına tarihe kaydolan bir onur abidesi oldu. Onların az sayılmıyacak bir bölümü CUK Cephesi’nin yanında yer aldı. Başta Jean Paul Sartre olmak üzere Fransız aydınlarının savaş karşıtı duruşu ses getiren önemli bir muhalefet oldu. Fransız üniversitelerinde CUK Cephesi’ne yardım dernekleri dahi kuruldu. Tüm baskılara karşın bu derneklerde çalışan öğretim görevlileri oldu.
Ve bunlardan bazıları “Cezayir’de sömürgecilik yapan, (Türkiye’de Kürt Halkının /çocuklarının anadilini yasaklayan), Cezayir’de (Kürt coğrafyasında) köpek gibi insan öldüren bir ülkenin üniversitesinde görev/rektörlük yapmaktan utanç duyuyorum. Bu olayları protesto etmek için bilim sembolü cüppemi çıkarıp atıyorum” diyen bilim insanları/aydınları (olmalıdır) oldu. Vietnam Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Amerika’yı yerden yere vuran Amerikalı aydınların sayısı az değildir. Hatta günümüzde de İsraillilerin bir kısmının bile devletin sınır tanımaz saldırılarına karşı çıktığı da biliniyor.
Kürt Halkı’nın Evrensel Hakları’nın gasbedildiği Türkiye’de başta cesur/yürekli bilim insanı ve aydınlar olmak üzere barış ve demokrasiden yana tüm kurum ve kuruluşlarla birlikte herkesin, tüm toplumun duruş sergilemesi gerekmektedir. Kürt öğrencilerin bu haklı okul boykotuna Türk öğrencilerden/öğretmenlerden onların mesleki örgütlerinden de destek/dayanışma gelmelidir! Türkiye’nin değişik alanlarında sembolik boykotlarla bu hak talebi desteklenmelidir! Ancak ne yazik ki bugüne dek Anadil gibi Evrensel Hak’kın savunulması sadece Kürt Halkına ve onun ÇOCUKLARINA düşmüştür. “Ana babalar çocuklarına verilecek eğitimin seçiminde öncelikle hak sahibidirler” (İHEB 26/3). Bu Beyanname’nin teminat altına aldığı temel haklar uzun bir mücadele ve çok ağır bedeller sonucu kazanılmıştır ve yeni bedellerin ödenmesini kaldıramaz! Bunların, bu hakların ortadan kaldırılmasına veya inkar edilmesine karşı gösterilen haklı tepkinin/direnişin suç sayılması sadece egemenlerin /işgalcilerin Evrensel Hukuk tanımazlığıdır.
Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 1/1 hükmü: “Tüm halkların kendi yazgılarını belirleme hakları vardır. Bu haktan ötürü, siyasal statülerini özgürce saptayarak ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini özgürce gözetebilirler” ifadesi anadil ve kültürün Evrensel Hukuk teminatı altına alındığının somut göstergesidir. Beşikçi Hoca: “Anadil ve anadilde eğitimin Kürt Özgürlük Hareketi’nin başından beri temel istemlerinden biri ve önemlisi” olduğunu kaydetmektedir! Zira çıkış döneminde Hareket’in tüm bildiri ve çağrılarının anadille yazılmasını örnek göstermektedir!
Kürt çocuklarının OKUL BOYKOTU Evrensel Hukuk’u görmezden gelen resmi ideolojinin inkar ve imhasına karşı haklı ve onurlu bir duruştur. Cezalandırılması gerekenler evrensel hukukla belirlenmiş haklarına sahip çıkanlar değil, onların bu haklarını gasbedenler olmalıdır/olacaktır. Hem de insanlığa karşı suç/cinayet işlemekten yargılanmalıdırlar/yargılanacaklardır!
Bu boykot kültürel soykırıma karşı onurlu/zorunlu bir direnmedir. Kökünden kopmamış paralı korucular, muhalif sesler/siyasiler de dahil tüm Kürtler, kültürel /inançsal soykırıma uğrayan tüm halklar başta olmak üzere herkesin bu soylu direnişi desteklemesi gerekmektedir. Hiç şüphe olmasın ki onurlu bir barış bu büyük devrimle/ istemle taçlanacaktır. Bu direnişi yürekten selamlamak /desteklemek insanların /insanlığın vicdan borcudur!
Kürt öğrencilerin okul boykotu demokratik bir uyarıdır!