Kürt Özgürlük Hareketi yaşanan siyasal deprem karşısında tavrını ilk günden itibaren net bir biçimde belirledi. Türkiye’yi sarsan siyasal deprem karşısında tarafsızlığını koruyabildi. Ne AKP’ye tam destek sundu, ne de paralel devlet olarak nitelediği Gülen hareketine destek sundu. Yolsuzluğu da savunmadı, paralel devletin Kürt hareketinin sırtından Türkiye’yi kaosa, ihtilal ortamına sürüklemesine de karşı çıktı. Doğru olan tavır da bu idi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin bu net tavrı, AKP’yi iktidardan düşürmek için önüne gelen herkesimle ittifak yapabilecek kesimleri hop oturtup, hop ayağa kaldırdı!Anlaşılırdır.
Ancak bu beylerin anlamadıkları Kürt Özgürlük Hareketi’nin bugüne kadar kimsenin maşası olmadığı gibi bundan böylede kimsenin maşası olmayacağı idi. Kürt Özgürlük Hareketi’nin son kırk yıllık tarihini iyi inceleyecek olsalar miyop değillerse kendileride bunu göreceklerdir.
Kaldı ki son onbir yılda Kürdistan’da gerçekleştirilen siyasal ve askeri operasyonlardan iktidar olan her iki kanatta sorumludur. Cemaat ve onun başı olan Gülen tarafından gerçekleştirilen siyasal operasyonlarda emniyet, yargı bürokrasisine sızmış orada örgütlenmiş cemaat taraftarı bürokratlar sorumludur. AKP Genel başkanı ve Türkiye Başbakanı Erdoğan bunun çok iyi biliyordu. Ancak daha henüz cemaat zülfü yare dokunmamıştı. Ne zamanki cemaatın elindeki çuvaldızın ucu bizzat başbakana ve yakın çevresine dokunmaya başladı, işte o zaman başbakan nasır’ına basılmış gibi bağırmaya, gözleri faltaşı gibi açılıp paralel devleti görmeye başladı.
KCK Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın Ruşen Çakır ile yaptığı röportajda belirttiği gibi Kürt hareketi artık Ortadoğu’da bir denge unsurudur. Güç almak isteyenler Kürt Özgürlük Hareketi’nin gücünü hesaba katmak zorundadırlar. Kürdistan’ın G. Batısı’nda Kürtler, “Özerklik” ilan edecek konuma gelmişlerse, bu Kürt Özgürlük Hareketi’nin desteği, G. Batı Kürdistanlı kardeşlerimizin özgürlük mücadelesinin bizzat önlerinde bulunarak, Kürt Özgürlük Mücadelesi’nin deneyimlerini G. Batı Kürdistan’ın koşullarına pratikte uygulamalarından kaynaklanmıştır. Ortadoğu’da yaşayan tüm halklar, hareketlerde özgür olmanın tadına varmak istiyorlarsa bu deneyimden yararlanabilirler. Kürt Özgürlük Hareketi hiç kimsenin arkasında değildir. Sadece mazlum halkının arkasında, onların özgürlüklerini kazanmasının peşindedirler.
Herkesin, herkesimin son kırk yıllık Kürt mücadelesinin incelemesinde, içine sindirmesinde fayda vardır. İşte o zaman gerçekler ortaya çıkabilir, Ortadoğu’da gerçek barış sağlanabilir. Ortadoğu’da barışı batının şehirlerinde aramanın kimseye faydası olmayacaktır. Ortadoğulular barışın koşullarını kendi topraklarında, kendi şehirlerinde aramalılardır. Kürtlerde barışa ulaşmanın birinci şartının kendi birlik ve beraberliklerinden geçtiğini bilince çıkarmalıdırlar.
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 4 Şubat 1983 tarihinde Paris’te, Paris Kürt Enstitüsü kuruldu.
* 5 Şubat 1988 tarihinde 146 sanıklı PKK davasında 20 sanık hakkında idam, 30 sanık hakkında müebbet hapis cezası, diğer sanıklar hakkında da çeşitli ağır hapis czaları verildi.
* 8 Şubat 1914 tarihinde Kürdistan’ın Güneyinde Cemal Baban yönetiminde “Banga Kurd” çıkartıldı.
* 9 Şubat 1988 tarihinde Hilvan direnişinin öncülerinden Siverek –Hilvan PKK davası sanıklarından M. Emin Yavuz açlık grevinin 14. günü D.Bekir Cezaevi’nde yaşamını yitirdi.