Moderatörlüğünü MKM’li tiyatro sanatçısı Rûgeş Kırıcı’nın yaptığı panelde, Müzisyen Mizgin Tahir, Sinemacı İlham Bakır, Edebiyatçı Dilaver Zereq ve Tiyatrocu Çetoyê Zêdo, Kürt sanatının Kürtçe ile yapılması gerektiğine dikkat çektiler.

Panelde ilk olarak konuşan Edebiyatçı Dilaver Zereq, tiyatro ve sinemanın ortak noktasının dil olduğunu belirtti ve ekledi: Tiyatroda hareket ve dil sanatı güçlendiriyor. Bu üç sanatta da edebiyat vardır. Sinemada teks vardır burada da edebiyat vardır. Tiyatroda, müzikte de aynı şekilde edebiyat vardır. Edebiyat dil ile kendini var ediyor. 


Sanatın sınırları yoktur

“Sanatın sınırları yoktur” diyerek sözlerine başlayan Tiyatrocu Çetoyê Zêdo ise sinema, tiyatro, müzik, edebiyat gibi sanat dallarında Kürtçe’nin eksik olduğunu ifade etti. Sanatçının kendi dilinde sanatını yaratması gerektiğini dile getiren Zêdo, “Kürt sinemasında, tiyatrosunda, müziğinde dil mutlaka kullanılmalıdır ki ilerleyebilsin. Kürt sanatında bir paylaşımın olduğunu görüyoruz ve bu paylaşım ile de Kürt sanatının her geçen gün ilerlediğini görebiliyoruz. Ancak bu yeterli değil” dedi. 

Zêdo, Kürtçe’nin sanat dalları içerisinde çok iyi kullanması gerektiği belirterek, “Bugün bütün dünyada tiyatro nasıl yapılıyorsa Kürtçe’de de en az bu kadar yapılmalıdır. Bunun için de halkların ve kültürlerin tecrübelerini incelemek gerekir ve bir tiyatrocu bunu bilmelidir. Bu dünyada yapılan sanatı Kürtçe nasıl dile getirebiliriz bunu sorgulamak ve araştırmak gerekir” dedi. 


Sinema gücünü Kürdistan’dan almalı

Mizgîn Tahir de şunları söyledi: “Sanatçıları tanrılar gibi görüyorum. Onun için sanatçılar bir bilgiye sahip olmalı ve o halkın dilini ruhunu iyi yansıtmalıdır. Sanatçılarımız Kürt hikayelerini, masallarını, destanlarını iyi bilmezlerse ve içinde pişmezlerse o zaman iyi bir sanatçı olamayacak ve sanatını ilerletemeyecektir.”

Birçok eserin sinemaya uyarlandığını belirten sinemacı İlham Bakır ise “Sinema yolu ile hikayeler yeniden yazılıyor ve bu eserlerin ruhu sinema da yeniden canlanıyor. Ancak edebiyattan güç alan sinema kendi hikayesini kendi yazmasını bilmelidir” diye konuştu. Sanatçıların ve sanatın toplumu iktidarlara karşı koruması gerektiğini vurgulayan Bakır, “Sinemayı iktidarlar çok iyi kullanıyor. Sinema gücünü iktidarların hikayelerinin yerine Kürdistan’da yaşananlardan almalıdır” diye konuştu. 


 İSTANBUL / DİHA