Türk devleti ve AKP hükümeti, Kürt sorununun çözümü için yürütülen süreç konusunda bugüne kadar hiç güven vermedi. Kürt tarafı her açıklamasında AKP'nin samimiyetsizliğine ve süreci oyalama amaçlı ele alan yaklaşımına vurgu yaptı. Özellikle seçimler döneminde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kürtlere hakaret içeren söylemlerle devletin klasik inkar zihniyetini derinleştiren tavrının, 'Türk milliyetçilerin desteğini kaybetmemek' amaçlı olduğu belirtilse de, bu yorumların da gerçeği yansıtmadığı, Erdoğan'ın samimi tavrının böyle olduğu artık daha net anlaşılıyor. Erdoğan, en net düşüncelerini Kürt sorununda dile getirdi, getiriyor; meseleye, "Kürt sorunu yok, müzakere masası yok" şeklinde bakıyor...

Dış siyaseti çöken, 7 Haziran Seçimleri öncesi içte de çöküş sürecine girdiği oldukça belirginleşen AKP, panik halinde. Ülke meselelerini bir tarafa bırakmış, 7 Haziran sonrası hırsızlıklarının ve halka çektirdiklerinin hesabını vereceği günlerin korkusuyla kendisini kurtarma derdinde. 

En büyük korkusu HDP'nin barajı geçmesi. Zira HDP'nin barajı geçmesi durumunda saraylarda sultanlık hayalleri sona ereceği gibi, Kürt sorunu başta olmak üzere ülkenin can alıcı sorunlarından da artık kaçamayacak duruma gelecekler. Cumhurbaşkanı ve tüm hükümet yetkilileri, bu nedenle her gün hakaret ve tehditvari söylemlerle HDP'ye ve Kürtlere saldırmakta, ırkçı kesimleri de HDP'ye saldırtmaktadır.

Erdoğan ve AKP, ne Kürt sorununu çözecek programa ve niyete, ne de Türkiye halklarına huzur, özgürlük ve demokrasi getirecek bir ferasete sahip. Siyasi ömürlerini tüketmiş bir durumdadırlar. Bu açıdan hükmünü yitiren de 'demokratik çözüm masası' değil Erdoğan ve AKP'dir. Erdoğan ve AKP, daha önceki hükümetler gibi Kürt sorununun altında kaldı; çözemedikleri için kendileri çözülme sürecine girdi.

Kürt sorunu, Türkiye'nin en temel sorunudur. Çözümsüzlüğü, diğer sorunları daha da derinleştireceği gibi çözümü de 90 yıllık çürümüş tekçi rejimin yol açtığı tüm toplumsal sorunların çözümüne yol açacaktır. AKP'yle olmazsa yeni aktörlerle 'çözüm süreci' sürdürülecektir. 7 Haziran'dan sonra ister AKP, ister başka bir aktör olsun Türk devleti adına kimse Kürt sorununun demokratik çözümü konusunda müzakere masasından kaçamayacaktır.