AKP iktidarı Kürt sorununda bir çözüm politikası olmadığından savaşı başlattığı halde tersi bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Savaş kararı 30 Ekim 2014 Milli Güvenlik Kurulu toplantısında alınmıştır. Dolmabahçe Mutabakatı ve İmralı tecridiyle Kürt sorununda bir çözüm politikaları olmadığını ortaya koymuşlar, 24 Temmuz’da da topyekün savaşa yönelmişlerdir. 

AKP iktidarı savaşı kendisi başlattığı halde, savaşı Kürt Özgürlük Hareketi başlattı algısını güçlendirmek için "çözüm süreci" denilen süreçte PKK'nin şehirleri silahla doldurulduğu ve savaşa hazırlanıldığı yalanını ortaya atmıştır. Bunun üzerinden de başta CHP olmak üzere kimi muhalifler "bu silahlar şehirlere nasıl girdi" üzerinden AKP'ye muhalefet yapıyorlar. Böylece AKP'nin yarattığı algı üzerinden muhalefet yaparak AKP'nin tuzağına düşüyorlar. Hatta AKP'ye hizmet ediyorlar. 

Kürt Özgürlük Hareketi'nin görüşmeler ve çatışmasızlık ortamında şehirleri silahlar ve patlayıcılarla doldurduğu iddiası yalandır. AKP iktidarının Kobanê politikalarını protesto döneminde gençler devlet saldırıları karşısında pompalı tüfekler ve sağdan soldan buldukları silahlarla mahalleleri kontrol altına almışlardı. Öz yönetim alanlarındaki direnişçiler de AKP iktidarının 24 Temmuz topyekün saldırılarından sonra kendi imkanlarıyla silahlanmışlardı. Kürdistan'da bireysel silahlanma fazla olduğu gibi, gerillayla iç içe yaşadıklarından bu yollardan bazı silahlar ve savunma araçları bulma imkanlarına sahiptirler. İlk savunma direnişleri böyle amatörce başlamıştır. AKP iktidarı saldırılarını arttırınca bunu karşılayacak savunma araçlarına ulaşmaya çalışmışlardır. Çünkü öz yönetim ilanları önceden esas olarak toplumun örgütlemesi ve kendi kendini yönetmesi olarak öngörülmüştür. Öz savunma ancak devlet saldırdığında gerçekleşecek bir durum olarak düşünülmüştür. Sivil savunma direnişleri bu çerçevede ortaya çıkmış ve sürmektedir. 

Kuşkusuz CHP de, tüm muhalifler de bu savaşın neden çıkarıldığını sorgulamalı ve eleştirmelidirler. Ancak bunun "AKP şehirlere silah yığılmasına göz yumdu, savaş böyle başladı" biçiminde ifade edilmesi hem yanlıştır, hem de gerçeği ifade etmemektedir. 

CHP dahil tüm muhalifler ve Türkiye halklarının AKP iktidarından hesap sorması gerekmektedir. AKP’den, siz yıllarca bu sorunu çözeceğiz dediniz, neden halkları aldattınız, neden bu sorunu çözemediniz diye hesap sorulmalıdır. AKP yıllarca Türkiye halklarını aldatarak Kürt sorununu çözeceğim, barışı sağlayacağım demiş, ancak sorunu çözmemiştir. Savaşın şiddetlenmesi bu aldatmanın en somut halidir. Doğru muhalefetin "söz verdiğin halde neden Kürt sorununu çözmedin, yeniden savaşı gündeme koydun" biçiminde yapılması gerekir. 

AKP iktidarı demokratikleşme iddiasıyla gelmiş, sonrasından Kürt sorununu da çözeceğini iddia etmiş, ancak sürekli oyalamayla demokrasi güçlerini, Kürt halkını ve halkları aldatmıştır. Herhalde Türkiye siyaset tarihinde bu düzeyde halkı aldatan, söylediğinin tersini yapan başka bir siyasetçi görülmemiştir. Demokratikleşme ve barış derken Türkiye'yi içeride ve dışarıda en ağır savaşlarla, sorunlarla karşı karşıya getirmiştir. 

AKP'ye karşı doğru muhalefet yapılmak ve alternatif siyaset olunmak isteniyorsa neden demokratikleşmeyi geliştirip Kürt sorununu çözemediğinin hesabı sorulmalıdır. AKP Hükümeti yetkilileri, devlet görevlileri ve HDP’lilerin Dolmabahçe’de kamuoyuna sunduğu mutabakatın neden reddedildiğinin hesabı sorulmalıdır. 

Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi AKP'ye Kürt sorununu çözmesi için on yıl kadar büyük bir fırsat tanımıştır. Kürt sorununun çözümü için en makul yaklaşımları göstermiştir. Ancak AKP iktidarının demokratikleşme amacı olmadığı için Kürt sorununu çözememiştir. AKP'nin peşinde olduğu yeni bir hegemonik iktidar olmaktır. Bu nedenle Kürt sorununun çözümünde adım atmamıştır. Sadece oyalamış ve Kürt halkına karşı yürüttüğü özel savaş gereği kültürel soykırımı engellemeyecek düzeyde dil ve kültür alanında bazı kırıntıları Kürt halkının önüne atmıştır. 

Hegemonya peşinde olduğu için Kürt sorununu çözememiştir. Türkiye'de hegemonik otoriter iktidar olmak için de Kürtleri egemenlik altında tutma kapasitesi göstermek gerekir. Çünkü hegemonyasına desteği başka türlü bulması mümkün değildir. 

AKP iktidarı hegemonyasını kurmak için Kürt sorununu çözmemiş ve savaşa başvurmuştur. Eğer AKP'nin hegemonya kurması istenmiyorsa neden Kürt sorununu çözmedin, neden savaşa başvurdun diye hesap sorulmalıdır. Yoksa AKP'nin PKK şehirleri silahla doldurmuş, savaş bu nedenle ortaya çıkmış demagojisinin tuzağına düşülmüş ve AKP'nin politikasına hizmet edilmiş olur. 

CHP ve muhalifler AKP hegemonyasını kırmak ve Türkiye'de alternatif bir politik güç olmak istiyorlarsa Kürt sorununu neden çözmedin, halkı oyaladın, sonradan böyle bir savaş ortamı yaratarak hegemonik faşist otoriter bir rejim kurmaya yöneldin diyerek hesap sorulacak bir muhalefet yapmalıdırlar. Yoksa savaşı PKK başlattı, neden engellemediniz demek, AKP'nin savaş politikasına haklılık kazandırmak ve destek vermekten başka bir anlama gelmez. Zaten bu nedenle CHP etkisiz kalmakta, AKP'nin özel savaş söylemlerinin altında ezilmektedir. 

Neden demokratikleşme yapmadın, neden bu sorunu çözmeyerek içeride ve dışarıda savaş politikalarına yöneldin diyerek AKP'den hesap sorulursa ancak o zaman Türkiye'de gerçek muhalefet olarak AKP'ye alternatif olunabilir.