
Bu devlete ve hükümete MHP olmasaydı da kendilerine hizmet edecek böyle bir güç gerekirdi. Nitekim AKP çoğu zaman “Biz adım atacağız, ama MHP var” diyerek kendi çözümsüzlük politikalarını gerekçelendirmektedir. MHP şahsında çözümsüzlük politikalarına gerekçe olacak iyi bir argüman bulmuşlardır. Bu açıdan MHP’nin yaygarasına göre bu yasa konusunda hüküm vermek doğru değildir.
Diyalogun yasal güvenceye kavuşması, eğer olacaksa bir müzakerenin başlaması için bir yetki yasası gerekliydi. Kuşkusuz böyle bir yetki tasarısı ya da yasası bir müzakere belgesi ve anlaşma metni değildir. Müzakere sonucu anlaşma konuları ve metinleri ortaya çıkar. Dolayısıyla bu karar tasarısında şu madde niye var ya da yok gibisinden yaklaşılamaz. Ama müzakerelere ön açacak karar tasarısının iyi tanımlanması önemlidir. “Terörü sonlandırma ve milli bütünleşme sağlama” biçiminde bir tanımlama ve ad verme daha baştan soruna yanlış yaklaşım ve teşhis koyma olur. Dolayısıyla çözüm yolu da, çaresi de yanlış olur. Kırk yıllık mücadele sonucu toplum bile yaşananları böyle tanımlamıyor. Aydınlar, bu tanımlamayla sorun çözülemez, diyor. AKP Hükümetinin tespit ettiği Akil İnsanlar Komisyonu raporları bile böyle bir tanımlama yapmamıştır. Aksine sorunun doğru tanımlanması konusunda vurgular yapmışlardır. Akil İnsanların dikkate alınması gerekmez mi? Dikkate alınmıyorsa neden bu kurulları oluşturdunuz, diye sorarlar.
Terörle mücadele ve milli bütünleşme tanımlaması, 30-40 yıl önceki zihniyet, dil ve üslubun ifadesidir. Hala böyle tanımlamak çok geri bir durumdur. Devlet ve toplumdaki hassasiyet ve tepkileri gidermek için yapıyoruz, denilse de bu da yanlıştır. Çünkü devlet ve toplum içinde bu sorunun terör sorunu olmadığını büyük çoğunluk görmektedir. Kuşkusuz sıra çözüme geldiğinde devlet ve toplum içinde kimi sıkıntıların ortaya çıkması mümkündür. Ancak böyle tanımlamasak kıyamet kopar yaklaşımı yanlıştır. Yasaya desteği arttırmaz, azaltabilir.
Türkiye toplumunun Kürt Özgürlük Hareketi’yle görüşme yapılabilir ve bu temelde sorunlar çözülebilir yaklaşımı içinde olduğu defalarca anlaşılmıştır. Bu nedenle kırk yıl önceki literatürle tanımlama ile işe başlamak bugünkü gerçekliği ifade etmemektedir.
Birçok aydın ve yazar terörü sonlandırma ve milli bütünleşme tanımlamasını yanlış bulmuştur. Sorunun çözümünü isteyenler bu yaklaşımla sorunun çözülemeyeceğini bildiklerinden kaygı duymaktadırlar. Bu tanımlamanın değişmesini istemektedirler. Öyle ki, İmralı’da yapılan görüşmeleri çok olumlu bulan ve beklenti içinde bulunan birçok tarafsız insan da kaygı içine girmiştir. Böyle bir yaklaşımdan hiçbir sonuç çıkmaz diye kuşkularını dile getirmişlerdir. Bu açıdan yetki yasasının doğru bir tanımlamayla çıkarılması çok önemlidir. Terörün sonlandırılmasıyla işe başlanması daha baştan çıkmaz yola girmektir. Eğer çözüm sürecinden söz ediliyorsa, çözülmesi gerekenin Kürt sorunu olduğunu tüm toplum bilmektedir. Dolayısıyla neyin çözüleceğinin ortaya konulması gerekmez mi?
Bu açıdan aydınlar, yazarlar, sanatçılar, sorumlu siyasetçiler ve Türkiye basını bu yasa karşısında duyarlı olmalıdır. Bu yasanın iyi bir tanımlamayla çıkmasını sağlamalıdırlar. Halklarımızın çektiği acıların ve yürütülen demokrasi mücadelesinin anlamlı hale gelmesi tabii ki doğru ve kalıcı bir çözüm ve barışla mümkündür. Bu açıdan sorunu çözümsüz bırakan, hatta daha şiddetli çatışmalara yol açan dil ve üsluptan kaçınmak önemlidir. Terörü sonlandırma tanımlaması çok sorunludur, böyle bir yasanın çıkarılmasını isteyenlerin amacıyla da bağdaşmamaktadır. Böyle bir tanımlama, toplumsal psikoloji konusunda da sorunludur. Kürt halkı ister istemez anlayış değişmemiş diye bu tasarıya kuşkuyla bakacaktır.
Kürt sorununun çözümü konusunda Kürt halkı ve siyasi güçler üzerine düşeni büyük oranda yapmıştır. Kürt Halk Önderi’nin sorumlu tutumu ve çözümleyici yaklaşımını mitolojideki zalim tanrılar bile inkar edemez. Kürt Özgürlük Hareketi’ne ve Önderliğine düne kadar saldırgan olan bazı kesimlerin “Abdullah Öcalan çok sorumlu bir adamdır, çaba gösteriyor” demesi, mevcut gerçekliği göstermektedir. Ancak bu Önderliğin sorumlu ve ciddi duruşu da istismar edilmemelidir. Bu Önderliği yanlış anlayanlar büyük bir yanılgıyı yaşayanlardır; bu Önderliği tanımayanlardır. Bu Önderlik kadar ilkeli kimse bulunamaz. Politikada esnek ve yaratıcıdır; ama ilkeler konusunda da bir o kadar hassastır. Önderliğe yanlış yaklaşanlar ve istismar edenler kendisi kaybeder. Bu Önderlik kolaylaştırıcıdır; ama buna değer vermeyenler ise bu Önderlikten gereken cevabını alır.
Kürt halkı da Özgürlük Hareketi de Önderliği anlıyor. Bu mücadele tarzının ve duruşunun sonuç alıcı olduğuna inanıyor. Ama istismarcıları ve Önderliği yanlış anlayanları da gerektiğinde eşekten düşmüşe döndürür. Bu açıdan bu Önderliğin sorumlu duruşunu herkes doğru değerlendirmelidir.
Türkiye’deki tüm demokrasi güçleri meclise sunulan yasa tasarısını müzakereye zemin sunması, ön açıcı ve çözümleyici olması için doğru bir tanımlamayla çıkmasını önemsemeli, bu konuda demokratik baskı gücünü harekete geçirmelidirler. Kürt Halk Önderi’nin sorunun çözümü için gösterdiği çabalara destek verilmelidir.