Devrim niteliğinde toplumsal değişimler tarihin her döneminde gelişmez. Konjonktürel durumun el verdiği anlarda ancak ortaya çıkar. Evrimsel gelişim toplumsal ilerlemeye yetmediği anlarda devrimsel dönüşüm ihtiyacı doğar. Anı doğru değerlendiren ve hazırlıklı olan güçler bu dönemlerde devrim yapar ve yeni düzenin belirleni haline gelir. Doğru değerlendiremeyenler de ezilmeye ve yok olmaya doğru gitmekten kendilerini kurtulamazlar. 

Bu anlar da neredeyse yüz yılda bir ortaya çıkar ki, şu an mevcut küresel ve bölgesel durum 20. yy’da oluşan düzen ve sistemle yürünülemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor. Irak, Suriye ve küresel çaptaki çelişki ve çatışmalar bunu ispatlıyor. Konjonktür değişime zorluyor. Ama değişimin ileri doğru olacağının garantisi yoktur. Devrim de doğabilir, karşı devrimde. Devrimsel nitelikteki ileri sıçrama ancak konjonktürü iyi okumakla ve doğru örgütlenmeyle mümkündür. 

İşte şu an da böylesi bir değişim fırsatı bir kez daha doğmuş bulunuyor. Bu durumu Suriye ve Irak’ta gözle görmek mümkün olduğu kadar, Türkiye ve İran dahil olmak üzere Ortadoğu genelinde hissetmek mümkün. Anı doğru değerlendirip değerlendirememek Kürtlere kalıyor. Kendi ulusal birliklerini geliştirip, örgütlü bir güç haline gelirlerse dönemin kazananı olurlar. Yüzyılın başındaki hatayı tekrarlayıp, parçalı duruşlarını sürdürürlerse de bir dahaki fırsat doğana kadar varlıklarını koruyabilirler mi, koruyamazlar mı o da belli değil. Evet, şu an Güney Kürdistan ve Rojava’da Kürtlerin belli kazanımları ortaya çıktı. Fakat Türk devletinin tutumunda da görüldüğü gibi, Kürdistan’ın işgalcileri ellerinde geldiği ilk anda bu kazanımları Kürtlerin elinden almak için her şeyi yapacaklardır. Bundan dolayı da Kürtler açısından şu an kişi, aşiret, parti ya da parça çıkarlarından daha çok tüm Kürtler arasında bir ulusal birliğe ihtiyaç bulunuyor. Bu birlik yaratılırsa Kürtler 21. yy’ın kazananı haline gelirler. Yaratamazlarsa 20’in yy’daki Hamidiye alaylarına benzer şekilde, başkalarının paramiliter gücü, çetesi olmaktan kendilerini kurtarmazlar. 

Kürtler açısından bu dönemde ulusal birlik hayati önemdedir. Bunun ilk denemesi 2013 yılında yapıldı. Ama başarılı olamadı. Yeniden bir ulusal kongre hazırlığı yapılacaksa eğer, bu deneyimden sonuçlar çıkararak hareket etmek gerekir. 

Dört parça Kürdistan’dan siyasi partilerin tamamının katılımıyla 22 Temmuz 2013 günü yapılan toplantı ile başlatılan Kürt ulusal kongresi hazırlık çalışmaları, kongre toplayamadan sona erdi. Kürt Ulusal Kongresi Hazırlık Komitesi o dönem yaptığı açıklamada, kongrenin toplanmasının önünde engel olan üç neden sıralamıştı. Birincisi, kongreye katılacak delegelerin parçalara göre dağılımı. İkincisi, ulusal kongrenin başkanının ismi. Üçüncüsü de siyasi projeler karar tasarısı metninde uzlaşmanın sağlanamaması. Bunları hazırlık komitesinin saydığı nedenler. Ama aslında esas engel bunlar değildi. 

Asıl sorun Rojava’ydı. Hatırlanacağı üzere 19 Temmuz 2013 günü bir başka toplatı yapılmıştı. Mesud Barzani’nin başkanlığında Rojava’nın iki meclisi (ENKS ve MGKR) bir araya gelmiş ve Rojava’nın her iki meclis arasında askeri ve idari olarak ikiye eşit parçaya bölünmesi tartışılmak istenmişti. MGKR iki ayrı askeri güç fikrinin Kürtler arası çatışmayı derinleştireceğini belirterek kesin bir dille karşı çıkmıştı. Üç gün sonra da 22 Temmuz toplantısı yapıldı ve Rojava’ya ilişkin Kürt siyasi partileri aralarında uzlaşmanın sağlanamamasının etkileri, Kürt Ulusal Kongresi hazırlıkları boyunca sürekli hissedildi.  

Öte yandan Türkiye ve İran gibi bölgesel güçlerin Kürt siyasi partileri üzerinden kongre hazırlıklarına etkisi söz konusuydu. Ortadoğu kendi içinde Türkiye öncülüğündeki Sünni cephe ve İran öncülüğündeki Şii cephe şeklinde ikiye bölünmüşken, bu cephelerle yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler içinde olan Kürt siyasi partilerinin bu cepheleşmenin dışında durmaları mümkün değildi. Bu durum kongre hazırlık çalışmalarında da hissedildi. 

Kürt Ulusal Kongresi de 2013 yılında asıl bu nedenlerden dolayı toplanamadı.  

Kürtler için ulusal kongre ve ulusal birlik ihtiyacı hala ortadan kalkmış değil. Ama 2013 yılında Kürt Ulusal Kongresi’nin toplanamamasının önündeki temel engeller ortadan kaldırılabilmiş değil. Ne dış güçlerin Kürt siyasi partileri üzerindeki etkisi kırılmış ne de Rojava sorunu çözülmüş. Hatta tam tersine, Türk devletiyle hareket eden bazı Kürt siyasi partilerinin Rojava düşmanlığı artmış durumda. Bu sorunlara son yıllarda bir de Şengal sorunu eklendi. Şengal şu an KDP ve PKK güçleri açısından ciddi ve derin bir gerginlik nedeni. Bu gerginliğin nasıl çözüleceği de hala belli değil ve bu gerginlik Türkiye gibi dış güçlerin de soruna müdahil olmalarıyla içinden çıkılamaz bir haldedir.  

Tabi sadece Rojava ve Şengal sorunu da değil. 2014'ten sonra Güney Kürdistan’ın kendi içinde derin bir siyasi kriz patlak verdi. Bir taraftan Kürdistan Bölgesi Başkanlık sorunu, diğer taraftan Parlamento Başkanlığı sorunu Güneyli siyasi partileri, değil dört parça Kürdistan’ın sorunlarını, kendi iç sorunlarını dahi tartışmak için bir araya gelemez duruma getirmiş. 

Evet, Kürtler için ulusal birlik hayati önemde. Ama, bu sorunlar çözülmedikçe de Kürt siyasi partilerinin ulusal kongre çatısı altında toplamaları zor. Fakat şu da bir gerçek ki; Kürtler ulusal birlik sorunlarını çözmezlerse, Ortadoğu’da bu dönemde ortaya çıkan değişim koşullarını lehlerine çeviremez ve bir yüz yıl daha kaybetmekten kendilerini kurtulamazlar.