‘Kürtçe şarkıların peşindeyim’
‘Şarkılarınızı bilirsek mücadelenizi anlarız. Bağlar böyle kurulur. Cardiff’te bunu sağladık. Söylediğimiz şarkılar üzerinden bağlar kuruyoruz. Ama hiç Kürtçe şarkı bilmiyoruz. Kürtlerin şair bir halk olduğunu duymuştum. Bu da Gallilerle Kürtlerin ortak noktalardan biri. Henüz bir Kürt şarkısı bilmiyorum, şimdi bunun peşindeyim.’
AYSEL AVESTA/LONDRA
Kürt Özgürlük Mücadelesi, 40 yıldır sürdürdüğü mücadelesiyle adını duyururken, ezilen halkların dayanışması çığ gibi büyüyor. Ana teması Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan olan Tolpuddle Şehitleri Festivali’nde tanıştığımız Marie Walsh, Gallerli bir sanatçı, öğretmen ve aktivist. Bir Kredi Kooperatifi’nin kuruluşunda yer alan ve İngiltere’de hükümetlerin işçi karşıtı politikalarına karşı mücadele veren Walsh, Galli ve Kürt halklarının ortak özlemlerine değinirken, iki halk arasındaki bağların güçlenmesinde şarkıların önemine dikkat çekiyor. Marie Walsh ile yaşam öyküsü ve Kürt özgürlük mücadelesine olan ilgisi üzerine konuştuk.
Üyesi olduğunuz kooperatif hakkında bilgi verir misiniz?
2017’ye kadar Galler’de yaşadım. Kredi Kooperatifi’nde çalışıyordum ama şimdi Duhok’a taşındım. Artık burada yaşıyorum. Artık kooperatife üye değilim yani.
Kredi Kooperatifi’ni 1995’te, 20 kişiyle kurduk. Bölgemde bir kredi kooperatifine üye olmanın tek yolu kuruluşunda yer almaktan geçiyordu. İlkin bir kredi kooperatifinin nasıl kurulacağına dair eğitim aldık. Yıllarca hiç maaşlı çalışmadık, gönüllülük temelinde yürüttük. Başlangıçta insanlar kooperatifin ne işe yaradığını, ne kadar güvenilir olduğunu bilmiyordu. Bu güveni sağlamak için 8-10 yıl geçmesi gerekti.
Bir süre sonra devlet, kredi kooperatiflerini desteklemeye başladı. Böylelikle kredi kooperatifleri daha fazla tanınır hale geldi.
Devlet dışı bir örgütlenme midir?
Başlangıçta öyleydi. Hikayesi de var. 1930-1940’larda Batı Hint Adaları’ndan göçmenler Londra’ya geliyor. Batı Hint Adaları’nda ‘pot clubs’ denilen bir gelenek var. 1-2 sokakta yaşayan gruplar bir araya gelip para biriktiriyor. Çok yoksullar. Mesela bir ailenin tek başına çocuğuna yeni bir çift ayakkabı alabilmesi mümkün değil. Geliri kira, gıda harcamalarına ancak ucu ucuna yetiyor. Para biriktirmenin tek yolu, bu kasa klüpleriydi. Herkes her hafta bir miktar para koyuyordu. Her hafta kasada biriken para bir üyeye veriliyordu. Kredi kooperatifleri de bu gelenekten doğdu.
Başlangıçta devlet dışıydı. Bugün de bağımsızlar ama devletin desteğine sahipler.
Kredi kooperatifleri bazı yönleriyle iyi ama günümüzde adeta büyük işletme merkezleri haline geldi. Bizim kurduğumuz kooperatif böyle değil.
Sosyalist temelde bir halk örgütlenmesi diyebilir miyiz?
Hayır, öyle denilemez. En azından İngiltere’deki örnekleri açısından… Öyle radikal yönü hiç olmadı. Şöyle söyleyebilirim; kredi kooperatifleri giderek ana akım bir fikir haline geldikçe başlangıçta görmezden gelmeye çalışan devlet baktı ki büyüyor, o zaman kontrol etmek istedi. Yasalar yaptılar, kredi kooperatiflerine yasal statü kazandırdılar. Sonra yavaş yavaş “aaa size yardım edebiliriz” demeye başladılar ama bu destek, kooperatifin halkçı yanlarını tasfiye etmek amacıylaydı.
Kürt Özgürlük Mücadelesini nasıl tanıdınız?
10-15 yıl önce duymuştum. Kadınlara özsavunma öğretiyordum. Kürt kadınların vatanları için savaştığını duydum. Benim için olağan dışıydı. Kadınların silahlanması duyulmadık bir işti.
Çok derinlikli bilgi edinmem daha sonra oldu. Oğlum anlattı. Kendisi anarşist. Bana Rojava’dan söz etti. Sosyalist yaşam deneyimleri olduğunu söyledi. Hem de öyle bir yerde ki, büyük saldırı altında. İlgimi çekti.
Sonra Galler’den bir arkadaşım bana İmam Şiş’in ve daha birçok Kürt’ün açlık grevinde olduğunu söyledi. Nedenini sormam sonrasında Öcalan’ı tanıdım. Hala neden cezaevinde olduğunu anlayamıyorum. Mücadelelerinin varlıksal, kültürel olduğunu biliyorum. Bu biz Gallilerin çok iyi anlayabileceği bir şey. İktidardakiler halkı kontrol etmek istediklerinde önce dillerini hedef alıyor. İşte Galliler bu yüzden anlar Kürt halkını. Kültür dilde cisimleşir. Dil, kültürü tutar. Öyle şeyler var ki, yalnızca bir dilde var ifadeleri, başka bir dilde aynı şekilde ifadesi yok. Galce de böyle bir dil. Bu yüzden bu mücadelelerini anlayabiliyorum.
Ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?
Jeremy Corbyn’i destekliyorum. 32 yaşında ‘solcu’ olduğum için İşçi Partisi’nden ihraç edildim. Zira o dönem çok sağa kaymıştı. Parti içindeki sağ kanat, solcuları tasfiye etmeyi başarmıştı. İşte ben de o dönem birçok arkadaşımla birlikte partiden ihraç edildim. Sonra Tony Blair lider oldu ve ben zaten İşçi Partisi’ne katılmak istemedim. Corbyn liderlik için aday olduğunda partiye geri döndüm.
Bu arada esas faaliyetim ‘kelle vergisi’ oldu. Margaret Thatcher hükümeti işçi sınıfı açısından çok berbat bir dönemdi. Birincisi madenciler grevini provoke etti, ben de o grevde aktiftim.
İkincisi de ‘kelle vergisi’ koymaya çalışmasıydı. Ülkede 18 yaşını geçmiş herkese, hiçbir gelirleri, işleri olmasa bile ödemek zorunda oldukları bir vergi koydu. İnsanlar çok öfkelendi ve çok büyük bir kampanya ile tepki verdi. O ara dönemde bununla ilgilendim. Galler’e taşındıktan sonra siyasi faaliyet yürüttüm ama esasen şarkı söyleyerek... Cardiff Kızıl Korosu’na katıldım. Sosyalistler tek bir partiden değil, farklı farklı partilerde yer alıyorlar; İşçi Partisi’nden, Yeşiller’den, anarşistlerden, komünistlerden... Eylemde dayanışma çok önemli. Farklılıklarımız konusunda tartışabiliriz ama eylemde birlik, dayanışma içinde olmalıyız. Koronun fikri bu işte. Dolayısıyla buraya taşındıktan sonra gündemim buydu biraz.
Başta sadece yedi kişiydik. Dünyanın dört bir yanından sosyalist şarkılar, mücadele şarkıları söyledik. İşte bu yüzden arkadaşınıza bunu anlatan şarkılarınızın olup olmadığını sormuştum. Çünkü şarkılarınızı bilirsek mücadelenizi anlarız. Bağlar böyle kurulur. Cardiff’te bunu sağladık. Söylediğimiz şarkılar üzerinden bağlar kuruyoruz. Ama hiç Kürtçe şarkı bilmiyoruz. Eskiden Kürtlerin şair bir halk olduğunu duymuştum. Bu da Gallilerle ortak noktalardan biri. Ama henüz bir Kürt şarkısı bilmiyorum, şimdi bunun peşindeyim.