BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, dokunulmazlık zırhına güvenerek siyaset yapmadıklarını tekrarlayarak, "Bir daha kovarsanız, Kürtler bir daha bu parlamentoya gelip gelmemeyi düşünürler" dedi.
BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Önümüzdeki hafta Meclis'te bütçe görüşmelerinin yapılacağını belirten Kışanak, bu senenin önemli olduğunu söyledi. Kışanak, "Daha geçmiş yılın harcamalarının hesabı verilmeden 2013'ün bütçesi yapılmaya çalışılıyor. Böyle bir şey olamaz. Harcamaların hesabını vermeden yeni harcamalar planlayamazsınız. Bunun AKP hükümetinin yönetim zihniyeti olduğunu görebiliyoruz. 2010 yılında Sayıştay Kanunu'nda değişiklik yaptılar ve kamu kurumlarının denetimini sadece onlara verdiler ve denetim yetkisini sınırlamak istediler. Buradan yurttaşlara sesleniyorum; aldığınız her şeyde vergi var. Herkesten vergiyi alıyorlar ama bunu nasıl harcadıklarının hesabını vermiyorlar. Burası kraliyet değil. Aldığınız paraları nereye ve nasıl harcadığınızın hesabını bu halka vermek zorundasınız. Bu günkü bütçe şaibe altındadır" değerlendirmesinde bulundu.

Askeri harcamaları gizliyor

AKP Hükümeti'nin bununla da yetinmeyerek askeri harcamaları gizlediğini kaydeden Kışanak, "AKP'nin savaş tüccarları ile yaptığı alışverişin ne nedenini ne de ne kadar yapıldığını paylaşamıyorlar. Herkes bilir ama halk bilemez. Ekmeğinizdeki sofradan bölüp aldıkları verginin ve aldıkları silahın hesabını kimse soramıyor. Hesabı verilmeden alınan para, vergi değil haraçtır. Bunu uygulayan yönetimlere de demokrasi denilemez" dedi.
Türk Hükümeti'nin Kürtleri hedef alan Suriye politikasını eleştiren Kışanak, siyasi soykırım operasyonları bağlamında Kürt öğrencilere saldırılmasına tepki gösterdi.
 
Başbakan cenazelere saldırttı

Amed'deki cenaze törenlerine saldırının ardından Türk Başbakan'ın BDP'lileri suçlamasına yanıt veren Kışanak, "Başbakan sanki o cenazelere tazyiki suyu biz sıktık. Sanki mezar taşlarını biz kırdık. Bunlar sizin emrinizle talimata geçen adına güvenlik güçleri denen kişiler tarafından yapıldı" dedi. Kışanak, tepkisini şöyle sürdürdü: "Bu vahşet, insanlık dışı tutum bu ülkenin tarihinde kap kara bir sayfa olarak duruyor. Şimdi de Başbakan, 'Ben ölen teröriste ağlamam' dedi arkasından cenazelere saldırı yapıldı. Bu talimat olarak algılandı ve cenazelere yönelik pervasız saldırı yapıyorlar. Erdoğan çıkıp bunun hesabını versin. Diyarbakır'da tam bir vahşet yaşandı. Bütün insani değerler ayaklar altına alınarak, cenazelere saldırı yapıldı. Analar yerlerde sürüklendi coplandı."

12 Eylül faşizmi ile kanka 

BDP'li milletvekilleri ve DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk hakkında hazırlanan fezlekelerin Meclis'e sunulmasını değerlendiren Kışanak, "Erdoğan bugün yine her şeye meydan okurcasına fetvasını verdi. Anayasa'nın 83'üncü maddesi dokunulmazlıkla ilgili grup kararı alınamayacağını ve konuşamayacağını yazmasına rağmen AKP grubunu toplandı ve fetvasını verdi. Zaten bu süreç Erdoğan'ın konuşması üzerine başladı. Şimdi de grup kararı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Biz pratik adım atılmadan konuşmayı doğru bulmuyoruz. O adım atıldığında herkes nasıl konuştuğumuzu görecek" dedi. Erdoğan'ın, "Bunlar dokunulmazlık zırhına bürünüyor" sözünü eleştiren Kışanak, "Anlıyoruz burada bulunmamızdan rahatsızsınız. Merak etmeyin biz bir yolunu bulup buna devam ederiz. Biz dokunulmazlığa güvenerek bunu yapmıyoruz. Siz ve 12 Eylül faşist zihniyetiniz zaten Kürtler Meclis'e gelmesin diye yüzde 10 barajı çıkardınız. Zaten Kürtleri engellemek için 12 Eylül faşist darbesi ile kankasınız. Biz mücadelemizi yürütürken dokunulmazlık zırhına bürünmedik" diye konuştu.

Kürtleri bir daha kovarsanız

Kışanak, Kürtlerin taleplerinden vazgeçmesinin istendiğini, ancak Kürtlerin taleplerinden asla vazgeçmeyeceğini belirterek, şöyle tamamladı: "Başbakan bu beyhude bir iştir. Bunu biz değil, tarih söylüyor. Şimdi bir başka konu da 94'e benzemez tartışması. Evet benzemez. Bir daha Kürtleri bu parlamentodan kovarsanız, Kürtler bir daha bu parlamentoya gelip gelmemeyi düşünürler. Bunları bir hakikat, içinde bulunduğumuz durum anlaşılsın diye söylüyoruz. Ne Türkiye 94'lerin Türkiye'sidir, ne Kürtler 94'ün Kürtleridir. Eğer Başbakan, 94'teki tablonun sadece yaka paça kısmını ayıklarız, kibarca bunu göndeririz diye düşünüyorsa, yanılıyor. Açıkça, 94 tekerrür etmez. Herkes bunu çok iyi biliyor."

ANKARA