Kürtler, ABD desteği ve İran
Forum Haberleri —

PJAK/foto:AFP
- Muhalefet, 15 milyon Kürt'ün kabul edeceği bir rejim sonrası çerçeve sunamazsa Kürtler kendileri bir tane kurar. Suriye ve Irak’ta yaptıkları gibi.
*GÜNEY YILDIZ - Çeviri: Yeni Özgür Politika
CIA, İran içindeki Kürt güçlerini silahlandırmak için çalışıyor. Başkan Trump, hafta sonu Kürt liderlerini bizzat aradı ve Salı günü KDPİ Başkanı Mustafa Hicri ile doğrudan görüştü; Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hicri’nin kamplarına kısa süre önce drone saldırıları düzenlemişti. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, Beyaz Saray’a Kürt ayaklanması sayılarını haritalandırılmış halde geldi. Silahların geçen yılın 12 günlük savaşından bu yana Batı İran’a kaçırıldığı bildiriliyor. İsrail saldırıları, Irak sınırı boyunca İran askeri üslerini hedef alarak kara harekâtları için yol açıyor. Bu sırada İran’dan Ali Laricani (9 ayda üç kez komuta yapısı kafası kesilmiş bir devletin kalanını yöneten isim) 'ayrılıkçı gruplar'ı ağır sonuçlarla tehdit etti. Washington’un müttefiklerinin alternatif olarak hazırladığı isim ise sürgündeki Pehlevi, İran Kürdistanı Siyasi Güçler İttifakı'nı ayrılıkçı olarak kınadı. Rejim ve onun yerine geçecek olan, en az bir konuda hemfikir. Bu anlaşmanın bir maliyeti var ve Suriye emsali, her iki tarafın da hayal ettiğinden daha yüksek olduğunu gösteriyor.
'Muhalefet' tanımının anlamı
Batı medyasında İran’la ilgili haberlerde 'muhalefet' kelimesi çok iş görüyor. Yapılandırılmış bir siyasi alternatif imajı çağrıştırıyor (partiler, programlar, komuta zincirleri) ama gerçeklik daha zayıf. İran’ın Fars diasporası muhalefeti, sosyal medyayı protesto estetiğiyle dolduruyor. Viral içerikler üretiyor, ancak üretmediği şey, örgütsel kapasite. İran içinde kanıtlanmış erişime sahip parti yapıları yok. On yıllarca süren baskı karşısında kurumsal hayatta kalma yok. Birden fazla kentte eşgüdüm içinde harekete geçirme deneyimi yok.
Buna karşın İran muhalefetinin bir kesimi tüm bunlara sahip. 5 İran Kürt partisi, 8 aylık müzakerelerin ardından 22 Şubat’ta bir ittifak ilan etti; kendi kaderini tayin hakkı, demokratik yönetim, cinsiyet eşitliği ve ortak askeri komuta merkezini kapsıyor. İran Kürdistanı’nda (Rojhilatê Kurdistan) 39 kent ve kasabada Ocak'ta genel greve gidildi. Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Ocak protestoları sırasında IRGC mevzilerine saldırılar üstlendiğini açıkladı. PAK savaşçıları, ABD ordusu tarafından eğitilmiş ve 2014-2017 arasında DAİŞ’e karşı cephede savaşmıştı. Kürt ittifakının en güçlü askeri unsuru PJAK ise 2014-2025 arasında İran güçlerine yönelik tüm Kürt saldırılarının tahmini yüzde 70’ini gerçekleştirdi. İran muhalefeti içinde savaşmak üzere örgütlenmiş -eğitimli, silahlı ve kurumsal yapılara yerleşmiş- kadınlar, Kürt renklerini taşıyor. Muhalefetin sosyal medyadaki görünürlüğü ile Kürtlerin örgütsel gerçekliği arasındaki uçurum sadece bir ayrıntı değil, rejim sonrası İran denkleminin temel gerçeğidir.
Suriye deneyiminin öğrettikleri
Suriye Kürtlerinin dersi standart çerçevede şöyle anlatılır: Muhalefet Kürt haklarını vaat etti, sonra yerine getirmedi. Gerçek daha kötüydü. Suriye’nin Arap milliyetçisi muhalefeti Kürtlere karşı sadece ihmalkâr değildi, Esad rejiminden daha düşmandı. Esad, bazı Kürt gruplarla pragmatik ve işlevsel bir ilişki zemini muhafaza etti. Suriye Ulusal Konseyi ve ardılları ise bunu bile başaramadı. Kürtlerin tanınma talepleri bölücü, tali, asıl mücadeleden dikkat dağıtıcı olarak görüldü. Sonuç öngörülebilirdi. Kürt gruplar kendi yapılarını kurdu; Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, Demokratik Suriye Güçleri (QSD), paralel siyasi ve askeri model. Bu model, başka hiçbir muhalefet gücünün örgütsel kapasiteye sahip olmaması nedeniyle DAİŞ’e karşı Amerika’nın en etkili kara ortağı haline geldi.
Devamı da öğretici. İslamcı gelenekten çıkan ve Arap milliyetçiliğine nispeten daha az yatırım yapmış Hayat Tahrir eş-Şam, yönetime geldikçe daha milliyetçi hale geldi. Esad’ın yerine geçen yapı, Kürt QSD güçlerine karşı askeri saldırı başlattı. ABD Özel Temsilcisi, QSD ile ittifakın amacının “büyük ölçüde sona erdiğini” açıkladı. Milliyetçilik, Suriye’de sadece miras alınan bir ideoloji değildi, merkezileşmiş devletlerde yönetimin ürettiği bir şeydi. Güç, başlangıçta sahip olmayan gruplarda bile milliyetçilik üretiyordu. Söz konusu bu yapı, Suriye devriminin 10-15 yıllık bütünlüğüne mal oldu; oysa ortada devasa bir uluslararası baskı, her türlü dış destek ve İran’daki İslam Cumhuriyeti ile kıyaslandığında çok daha zayıf (daha az yerleşik) bir rejim vardı. İran muhalefeti, bunu en az kaldırabilecek bir anda tekrarlıyor.
Yapısal uyumsuzluk
Fars merkezciliği, İran siyasi yelpazesinin tamamında bilinçli ideolojik bir tercih değil, varsayılan bir kabuldür. Bu da onu rejimin kendisinden daha zor sökülür kılar. Pehlevi hanedanı, zorunlu merkezileşme ve asimilasyon yoluyla Kürt kimliğinin kurumsal olarak 'güvenlik' parantezine alınmasını kökleştirdi. İslam Cumhuriyeti ise bu çerçeveyi devralıp derinleştirdi. Kürt partiler, birçok monarşist muhalifin iş birliği için “birleşik İran” taahhüdünü önkoşul kılarken, Kürt özerkliği, federalizmi veya kültürel haklara hiçbir tanıma sunmadığını belirtiyor.
Washington Post, bu hafta İran’ın etnik azınlıklarının güvenilir herhangi bir demokratik geçiş için vazgeçilmez olduğunu savundu. Veriler bu argümanı tersinden de destekliyor: Kürtler, 2025’te nüfusun yüzde 8-17’sini oluşturmalarına rağmen tüm devlet infazlarının yüzde 14’ünü ve tutukluların yüzde 47’sini oluşturdu. İran’ın geleceğinin birliği için savaşmaya çağrılan insanlar, hem Şah hem 'Dini Lider' döneminde en kötü muamele görenlerdir.
Dönemin Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, 2018’de Foreign Affairs’te ilk Trump yönetiminin İran stratejisini ortaya koyduğunda, rejimin azınlıklara zulmünü listeledi; Bahailer, Hristiyanlar, Gonabadi dervişleri. Kürtlerden bahsetmedi. İran’la yüzleşmeyi konu alan stratejik bir metinde, ülkenin üçüncü büyük etnik grubu (savaşta test edilmiş tek silahlı muhalefet kesimi) yoktu. Kürt angajmanı, PKK karmaşası, bu da Türkiye karmaşası ve NATO karmaşası demekti.
Türkiye'nin vetosu
Bu hesaplama, Türkiye’nin PKK ile 40 yıllık savaşına dayanıyordu. Bu çatışma, Batı’nın herhangi bir Kürt angajmanını diplomatik yük haline getiriyordu. Kürt ittifakının en güçlü askeri gücü PJAK, 2009’da ABD Hazine Bakanlığı tarafından “terör örgütü” ilan edildi; bu özellikle Ankara’yı rahatlatmak içindi. Tasnif, PJAK’ı “PKK tarafından kontrol edilen” olarak çerçeveledi ve amacı “Türkiye’nin vatandaşlarını saldırılardan koruma çabalarını desteklemek”ti. 2009’daki bu tasnif, Türkiye’nin PKK’ya karşı yürüttüğü savaşın, Washington’ın herhangi bir yerdeki Kürt angajmanı (ilişkisi) üzerinde bağlayıcı bir kısıtlama olduğu bir dünyayı yansıtıyordu. Bölge genelindeki Kürt gruplara (ister Irak’ta, ister Suriye’de, ister İran’da olsun) haklar veya tanınma sağlanması, fiilî bir Türk vetosuna çarpıyordu.
PKK, 2025’te Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadeleyi bitirme çağrısının ardından resmen kendini feshetti. Türkiye Meclisi barış reformları için bir komisyon kurdu. Temmuz’da sembolik bir silahsızlanma töreni yapıldı. Chatham House’tan Galip Dalay’ın gözlemlediği gibi, Türkiye-PKK çatışması İran’ın stratejik avantajı ve Türkiye’nin zayıflığıydı. Sona ermesi her iki ülkenin Kürt jeopolitiğindeki konumunu yeniden tanımladı.
PJAK, fesih yolunu izlemeyi reddetti. Eşbaşkan Emîr Kerîmî kamuya açık şekilde şunun altını çizdi: PJAK ne silah bırakacak ne de feshedilecek. PJAK, Mayıs 2024’teki 7. Kongresi'nde Suriye’deki YPG modeline dayalı stratejik bir dönüşümle yeniden aktif hale geldi. PJAK, 2011’de Zagros Dağları’nda büyük bir İran Devrim muhafızları saldırısını püskürttü. Bu performans, Tahran’ı daha fazla kayıp riski yerine fiilî ateşkes yapmaya zorladı.
CIA, şimdi omurgasıyla 'yasal olarak' işlem yapması yasak olan bir ittifakı silahlandırmak için çalışıyor. Türkiye’nin barış süreci, PJAK’ın tasnifinin stratejik gerekçesini zayıflattı. Elbette Ankara’nın İran krizindeki kendi hesabı çelişkili korkularla şekilleniyor: Türkiye, İran içindeki kargaşanın PKK bağlantılı Kürt özerkliği için yeni alan yaratmasından endişe ediyor ve Suriye’de kurduğu modeli genişleterek İran içinde tampon bölge arayabileceğini işaret etti. İçerideki Kürt çözüm sürecinin Ankara’yı dizginleyip dizginlemeyeceği, yoksa savaşın bunu aşacağı, en kritik bilinmeyenlerden biri.
Hafızanın bedeli
Kürt ittifakı, parçalanmış bir devletten Laricani’nin tehditlerine ya da sürgünden Pehlevi’nin kınamalarına göre karar vermiyor. Geçen sefer olanlara göre karar veriyor.
Suriye’de Kürt güçleri, ABD destekli bir koalisyon için DAİŞ'e karşı savaştı ve iki kez terk edildi;
* Trump, 2019'da ABD güçlerini çektiğinde,
* Bu yıl Şam'daki yönetim, QSD’ye saldırdığında.
Trump yetkilileri, Kürt güçlerinin Washington’la çalışırken yaşadığı hayal kırıklığını özel olarak uyardı. Kürt partileri, herhangi bir direniş çabasına taahhüt vermeden önce siyasi güvenceler talep ediyor.
ABD istihbarat değerlendirmeleri, İran Kürtlerinin sürekli bir ayaklanma için kaynaklara sahip olduğu şüphesini koruyor. İttifak binlerce savaşçı sahaya sürerken; rejim, son 9 ay içinde üst düzey lider kadrosunun iki tam neslini (kadrosunu) kaybetmiş olmasına rağmen, İran yüz binlerce Devrim Muhafızı ve Besic gücünü sahada tutuyor. Üstelik Larijani’nin savurduğu bu tehdit; daha Ocak ayında en az 240 Kürt sivili katleden ve 2 binden fazlasını tutuklayan bir yönetimden geliyordu.
Sürekli hava desteği ve silah ikmali olmadan —ki bu bir haftalık bir kısa mesafe koşusu (atılım) değil, süreklilik gerektiren bir süreçtir— askeri aritmetik Kürtlerin lehine değil. Bu anın farklı bir sonuç üretip üretmeyeceğini üç değişken belirleyecek:
* On yıllarca rekabet etmiş 5 partinin koalisyon uyumu,
* Washington’un ilk kriz ötesinde angajmanı sürdürme isteği,
* Daha geniş İran muhalefetinin, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkını tehdit yerine demokratik yönetimin yapısal gerekliliği olarak gören Fars merkezci refleksini aşabilmesi.
İlk ikisi belirsiz. Üçüncüsü en önemlisi ve Kürtlerin en az kontrol edebildiği. Muhalefet, 15 milyon Kürt'ün kabul edeceği bir rejim sonrası çerçeve sunamazsa Kürtler kendileri bir tane kurar. Suriye’de yaptıkları gibi. Irak’ta yaptıkları gibi. Örgütsel kapasite zaten var. İttifakın tüzüğü zaten yazıldı. Soru, İran Kürtlerinin harekete geçip geçemeyeceği değil, muhalefetin geri kalanının onlarla birlikte harekete geçmeye hazır olup olmadığı.
* Yapay zekaya geçiş süreçleri, enerji kaynakları ve jeopolitik ilişkiler ekseninde çalışmalar yürüten gazeteci-yazar Güney Yıldız'ın Forbes'deki yazısı çevrilerek düzenlendi.







